Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Slash’in yeni albümü “Living the Dream” eski usül rock’ın bütün güzelliklerini almış, işlemiş, 12 şarkıya serpiştirmiş. Bu güzelliklere Slash’in klasikleşmiş gitar sound’u da dahil elbette

Slash’in aslında işi çok kolay. Yeni albümler yapmasına gerek yok. Guns N’ Roses gibi bir devasa geçmiş ve repertuar var arkasında. Rock tarihine geçmiş soloları var, şarkıları hâlâ dünya çağında rock radyolarında “heavy rotation”da. Yaşarken klasik olmuşsunuz. Hayatınızın kalan kısmını yelkenlinizle çıktığınız uzunca bir dünya seyahatinde, uçsuz bucaksız arazinizde organik tarım yaparak, kendinizi spor ve sağlıklı yaşama vererek geçirebilirsiniz. Ya da müzik yapmaya devam edersiniz. Slash müzik yapmaya devam ediyor. Bir yandan Guns N Roses’la yeniden bir araya gelme çalışmaları devam ederken diğer yandan da kendi müziğini yapıyor. Guns ‘N Roses’la nostaljik turnelere çıkma konusunda bir derdi kompleksi yok. Aksine bu turnelerin aralarında kaydettiği yeni müzikleri albüm olarak yayınlıyor.

Haberin Devamı

Benim zamanında büyük bir yanılgıyla “Kimin umurunda artık” dediğim Guns N’ Roses’ın “Not In This Lifetime” turnesi 2016’da başladı ve Aralık 2018’de sona erecek. Slash’li Duff McKeegan’lı kadronun yer aldığı turne tarihin en iyi hasılatlarından birini yaptı. Dünyanın en büyük Arena ve statları doldu, gelir 500 milyon doları buldu. Bu turne devam ederken Slash besteler yapıyor, daha önce de albüm kaydettiği ve sahnede de birlikte çalıştığı Myles Kennedy & Conspirators ile yeni şarkılarını kaydediyordu. Elimizdeki albüm işte bu kayıtların sonucu .

Eski günlerdeki gibi
Hiç nostaljik değil

Slash eski usül rock yapıyor. Bu öyle bir klasik sound ki yeni ya da eski olması gibi bir sorun yok. Slash’in imza gitar tonları, güçlü davullar ve baslar, Myles Kennedy’nin bu tabloya çok güzel eklemlenen -zaman zaman grunge’a savrulan- vokalleri. Başrolde gitar var bu albümde ve Slash gibi biriyle bu çok normal. Yine de de bu normal durum, artık gitarın pek ön planda olmadığı çağdaş müzikler dünyasında bir yenilik, ya da fark gibi duruyor. Konu rock bile olsa içinde ağır gitar kullanılan bir albüm çoğu insan için artık eski usüldür .

Haberin Devamı

Çok kişisel bir açıdan bu düşünceye katılıyorum. İnsan bu albümü dinleyince artık pek varolmayan eski Beyoğlu rock barlarına gitmiş gibi oluyor. Sigara dumanı, ter kokusunun mekanın ahşap masa ve sandalyelerine, sahnesine tuğla duvarlarına sindiği eski tip rock barlar gibisi var mıdır? Bugün artık böyle gerçek ve yaşayan mekanlar giderek azaldı. Kesinlikle “steril” olmayan ama kendimizi evimizde hissettiğimiz o şahane mekanları aramamak elde değil.

Bütün bu düşüncelerime rağmen nostaljik bir albüm diyemem. Çünkü Slash hiç nostaljik değil. Böyle bir derdi ya da yönlendirmesi yok. Çatır çatır şarkılar, klasik rock baladları, uzun uzun hak ettiği yerleri bulan gitar soloları.

Hollywood’un etkileri var

İngiltere’de Afrikalı-Amerikalı sanatçı bir anne ve İngiliz sanatçı bir babadan doğan Slash’in tarzında hem İngiltere’nin, hem büyüdüğü Hollywood’un etkileri var. Bir röportajında Afrikalı-Amerikalı annesinin müzik kulağındaki etkisinden bahseder. Bütün bunları rock kültürüne dönüştürdüğünüzde ve merkeze elektrik gitarı koyduğunuzda ortaya sıradan bir şey çıkmaması normal. Tıpkı Slash’in Beverly Hills lisesinden sınıf arkadaşı, kendi gibi Afirkalı - Amerikalı bir anneden doğan ve geçen hafta yeni albümünü yayınlayan Lenny Kravitz gibi. Rock’ta Afrika-Amerika etkileri sanırım başka bir yazının konusu. Yeni çıkan albümler arasında karşılaşabileceğiniz en şahane klasik rock sound’unu bu albümde bulabilirsiniz.