Kate Moss haklı beyler!

‘Cool’ diye kime denir bilmiyorum ama Twitter ve Facebook’la cool olunamadığı kesin. Kate Moss geçenlerde “Hayatta Twitter’a üye olmam” dedi de, o bakımdan...

Kate Moss haklı beyler

Marlon Brando Twitter’a girer miydi? Ya da Marlene Dietrich? “Baba”nın “The Godfather’ın setinde kahve keyfi lollll :))” diye twit’lediğini görsem kahrımdan ölürdüm herhalde. Ne bileyim, mesela Steve McQueen “Bizim aşağıdaki kahvaltıcının omleti nefissss” diye yazsa benim için o an biterdi... Ya da James Dean’in soğuk bir akşam “Kar... Rüzgar... Yalnızlık... Sen...” falan yazması sonu olurdu gözümde.
Abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz ama abartmıyorum. Tarih onlara iyi davrandı ve bunlarla hiç tanıştırmadı. Cool olarak yaşadılar ve aramızdan ayrıldılar.
Mesela benim için Guns N’ Roses’ın gitaristi Slash çok cool bir adamdı. Düşünsenize, rock tarihindeki en şahane gitar sololarından bazıları size ait ama siz saçlarınızı dağıtıp yüzünüzü bile göstermiyorsunuz. Saç, gözlük ve sigaradan ibaret bir imajınız var. Sonra Twitter icat oluyor ve restoranda yediğiniz yemekleri falan paylaşıyorsunuz. Veya “Az sonra konser var, çok heyecanlı” gibi acayip heyecansız şeyler yazıyorsunuz. Twitter karizmayı bozuyor yani...
Tamam, sosyal medya şahane bir şey. Hem Twitter’dan ve Facebook’tan çok şey öğrenen biriyim. Haberim olmayacak şeylerden haberdar oluyorum, bir gazeteci olarak neden şikayet edeyim ki. Ayrıca eğleniyorum da. Ama itiraf etmeliyim ki bu işler cool’luğa ters.
Hayır, Kate Moss Twitter için “İnsanların benim her an ne yaptığımı bilmelerinden daha kötü bir şey düşünemiyorum. Ben diğer ünlülerin aksine insanların yaptıklarımı bilmesini istemiyorum” dedi ya. Haklı kadın.
“Twitter’a asla üye olmayacağım” da dedi Moss. Rock aleminin en cool adamlarıyla takılmasını ve gitarist Jamie Hince ile evlenmesini bir kenara bırakırsak sırf bu yüzden bile sürekli dergi kapağı, çanta, ayakkabı falan tweet’leyen bütün benzerlerinden daha cool.
Aslında sosyal medyaya takılıp da cool olanı birini pek tanımıyorum.
Ve artık Steve McQueen gibi, Marlon Brando gibi cool
insanların çıkmasının giderek güçleşeceğini düşünüyorum bu devirde. Zamanın ruhu sosyal medyada boy göstermek mi yoksa ileride tarih sosyal medyanın bu döneminin “yüzyıl başı görgüsüzlük çağı” olarak mı yazacak birlikte göreceğiz. Kesin olan şey şu, bugünün dünyasında cool olmak da cool’u bulmak da zor.

Twitter’da sorduk

En cool 10 kadın oyuncu

* Marlene Dietrich
* Greta Garbo
* Ingrid Bergman
* Meryl Streep
* Audrey Hepburn
* Vivien Leigh
* Romy Schneider
* Tilda Swinton
* Cate Blanchett
* Natalie Portman

Lokal Anestezi’den ne öğrendim?

Geçen hafta Babylon’da yeniden başlayan Lokal Anestezi’nin bir bölümünü (sonunda) izleyebildim. Erim Özşen’in “Televizyonda yayımlanmayan ilk ve tek talk show” olarak tanımladığı Lokal Anestezi hakikaten sansür mansür derdi olmadan birkaç yüz kişinin kendi arasında eğlendiği, ünlü konukların da bir şekilde ortamı şenlendirdiği eğlenceli bir şov. İçeride insan hakikaten ayrıcalıklı hissediyor. Karşılıklı konuşmalar, espriler, muhabbetler oluyor ve Özşen bunun düzeyini dozunu çok iyi idare etmeyi öğrenmiş.
Benim dikkatimi çeken şey başka. Bir bölümde Özşen insanları ayağa kaldırıyor ve bazı özelliklere sahip olanları seçiyor. Mesela “Sevgilisi olanlar otursun” diyor, birileri oturuyor. “35 yaşın üzerindekiler otursun” diyor, yine birileri oturuyor. “Son 24 saatte seks yapanlar otursun” deyince oturan bir kişi bile görmedim. Herkes ayakta. Alakasız soru: Türk milleti olarak neden her konuda gerginiz acaba? Hiç düşündünüz mü?

HAFİF BİLİM!

Türkçe şarkı sözü makinesi: Makine dediğim yazılım. Üretip akıllı telefonlar ve tabletlerde kullanılacak şekilde makul bir ücrete satışa sunmak yeterli. Bir gün herkes Halil Sezai ya da Serdar Ortaç gibi söz yazabilecek. Yapmanız gereken tek şey ruh halinize uygun bir-iki sözcük girmek olacak. Yazılım yazdığınız şeyleri ve onlara en yakın klişeleri yan yana getirerek anlamlı ve kafiyeli dizeler önerecek. Yani bizdeki şarkılarda olduğu kadar anlamlı diyelim. Mesela yalnızlık, yağmur, saçların, sensizlik, rüzgar, yürek yaz, telefonu salla şarkı sözün hazır. Bunun gibi. Haydi yerli yazılımcılar gayret. Bir sonraki aşamada da beste makinesi yapıp ikisini 4.99’a satarız...

PAZAR ALBÜMÜ

“Last Days of Summer” White Denim

White Denim’in 2010 tarihli “Last Days of Summer”ı saykodelik bir bakış açısına sahip. Ama efekte falan boğulmamış, kendine has bir garaj sound’u var. Saykodelik garaj... Davulu ve gitarları dinlerken ne demek istediğimi anlayacaksınız. Aslında tek tek şarkılardan çok albümün tamamını dinleyince oluşan his güzel. Teksaslı grup burada her yıl yapılan ve indie müzik dünyasının en önemli buluşmalarından kabul edilen South By South West (SXSW) festivalinde de kendini gösteren ekiplerden. 2008 Austin Music Awards en iyi yeni grup ödülüne sahip.
“Tony Fatti”, “Shy Billy”, “New Coat”, “Our Get” benim bu albümde sevdiğim şarkılar. Tanışmakta fayda var.

Bu gece...
Kar kıyamet çoğunuz muhtemelen evde oturacaksınız. Saat 22.00’yi gösterdiğinde hafifmuzik.org’a bir göz atın. Canlı yayında Melis Danişmend konserini veriyor olacağız. Bakalım neler olacak...

İTİRAF EDİYORUM

* “Irkçılığa maruz kalıyorum” diye isyan eden birisi olsam, isyanımı her fırsatta “Senin baban şuydu, deden de şuydu, mezhebin bu, dinin bu zaten” diye girmezdim. Irkçılık yapılıyor diyen biri karşı tarafa
‘soy sop’la dalmamalı sanki.
* İngiltere’de ve Amerika’da 2011’in en çok satanları açıklanırken yanlarına artık plak satış listelerinin de eklenmesi beni çok mutlu ediyor. ABD ve İngiltere’de en çok satan plaklar
40 bin civarını geçemese de rakamlar yeni ve butik bir pazarın oluşması yönünde umut verici.
* Geçenlerde bir arkadaşımla mesajlaşırken “Nasılsın” soruma “Oldukça hamileyim” yanıtını alınca onu uzun süre aramadığımı fark edip feci utandım. Kıssadan hisse: Mesaj çekme, en azından ara.
* Almanya Eurovision’da Türkiye’yi kendi silahıyla vurmaya mı karar verdi acaba diye düşündüm geçen gün. Eurovision’a Almanya adına katılmak için finale kalanlardan biri de Türk genci Umut Anıl’mış.
* “İnsanların vapurda şarkı söylemesi” konusunu uzman biriyle görüşmek istiyorum. Zira toplu taşımanın diğer mecraları olan metro, otobüs, dolmuş, metrobüs, deniz otobüsü ya da arabalı vapurda şarkı söyleyen görmedim. Ama ne zaman vapura binip dışarı otursam illa birileri gelip şarkı söylemeye başlıyor.

Uykusuzluğun faydaları

* Telaş etmeye gerek yok.
İşler yetişiyor.
* Bol bol kitap okumaya, müzik dinlemeye zaman kalıyor.
* Bir hafta önce yaptığınızı sandığınız bir şeyi aslında önceki sabah yaptığınızı fark ediyorsunuz. Zaman uykusuzlara yavaş.
* Güneşin doğuşunu sabahın köründe kalkmadan izleyebiliyorsunuz.
* Sabaha karşı bilumum
B sınıfı kanalda şahane Türk filmleri ve programlar var.
* Arabayla istediğiniz zaman istediğiniz yere ulaşım kolay.
Trafik yok.
* Günün haberlerini herkesten önce alabiliyorsunuz. Sabah 6’da başlayan haber programlarından bile önce.
* Okyanus ötesi ülkeler saat farkından dolayı gece daha etkin takip ediliyor. Her haberi ve gelişmeyi eş zamanlı izlemek mümkün.
Ve bir itiraf, yine de ara sıra uyumak iyi oluyor.