Mehmet Tez

Mehmet Tez

mehmet.tez@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Orhan Veli “Hava bedava, bulut bedava, peynir ekmek değil ama acı su bedava” demişti. Bulutsuzluk Özlemi yıllar sonra “Hava bedava, su pet şişelerde” olarak durumu güncelledi.

Bugün hava henüz bedava ama Orhan Veli’nin şiirindeki neredeyse her şey, dere tepe dahil satıldı, havaalanına beş dakika uzaklıkta lüks site oldu ve artık hepsi parayla.

Ancak bu kadar paralı şeye hemen alışan biz müziği hâlâ bedava bir şey olarak görüyor ve Spotify’a gelen zammın ardından, tepkilerden anladığım kadarıyla, ayda 10 lira yerine artık ayda 14 lira vererek limitsiz müzik dinlemeyi dünyanın sonu olarak görüyoruz. Evet, Spotify şubat itibarıyla aylık premium üyelik fiyatını 9.99 liradan 13.99 liraya çıkarıyor. Bu dolara endeksli bir ayarlama ve İngiltere ve Hindistan’la eş zamanlı olarak yapılıyor.

Haberin Devamı

Yanlış anlaşılmasın, ne güzel zam yaptılar diyecek halim yok. Zar zor geçinen dar gelirli halkımızı da neden Spotify üyesi değilsiniz, haydi Apple Music’e üye olsanıza diye üçüncü dünya dertleriyle darlayacak değilim. Milletin işi derdi başından aşkın, biliyorum.

Konu müzik olunca...

Benim lafım her şeye bir güzel para ödeyip iş müziğe gelince yan çizenlere tatlı sert bir serzeniş olarak algılansın. Ayrıca, müzik ekonomideki kötü gidişten muaf bir sektör müdür? Neden kabak terörde olduğu gibi ekonomide de hep müziğin başına patlıyor gibi dertlerim var.

Köprüye gelen zam bile bu kadar sıkıntı yaratmadı. Üstelik neden halkımız “Köprü niye bedeva değil? Biz vergilerimizle bunun parasını ödedik, zaten, masrafını çıkardıktan sonra neden hâlâ paralı ve dolara endeksli? Böyle kamu hizmeti mi olur?” diye sormuyor da, şarkılar bedava dinlenmiyor diye içten içe isyan ediyor.

En standart mekanda bir yerli bira 15 lira, bir kahve neredeyse 10 lira. Onlar da pahalı ama kimse “Bedava bira neden yok, biraya para verilir mi?” diye düşünmüyor. Ama konu müzik olunca başka. Bir yere üç kuruşa aylık abone olmak, sevdiğin bir albümü para verip satın almak, hele hele bir konsere gitmek büyük sıkıntı, büyük israf. Her yere taksiyle giden zatı şahane, 50 liralık konser biletini pahalı buluyor. Bir salataya 30 lira vermek normalleşmiş bir alışkanlık ama mesela ayda bir kez iki albüme 15 lira vermek neredeyse imkansız.

Haberin Devamı

İyi mi kötü mü?

Sanki bir sanatçı ağaçta yetişiyor, sanki hiç emek harcanmıyor, sanki sanatçılar bitmeyen, gayet nankör bir maddi ve manevi yatırım süreci içinde değiller hayat boyu da, yağmur misali yağan notaları toplayıp parayla satıyorlar halka.

Konu müzik olunca halkımız fakir, müziğe verecek para yok çünkü müzik lüks. Ortalık lüks arabadan geçilmiyor, benzin ateş pahası, bir saat otopark ücreti 10 lira ama sorsanız müziğe ayda 10 (artık 14) lira harcamak fuzuli bir şey. Ve “çok pahalı”...

Spotify’a zam gelmiş, Apple Store zamlanmış, CD fiyatları artmış, konser biletleri pahalılaşmış, homur homur...

Zamlansa da müzik hâlâ Türkiye’deki en bedava şey olma özelliğini kimselere kaptırmıyor galiba sevgili okurlar. Bu iyi mi kötü mü asla emin olamıyorum ben.

Pazar albümü

Saksofoncu Tamer Temel’in üçüncü stüdyo albümü “Serbest Düşüş” geçen hafta kulağımızdaki pası sildi. Serkan Özyılmaz, Eylül Biçer, Matt Hail ve Volkan Öktem gibi değerli müzisyenler emek vermiş. Yedi adet bestenin bulunduğu albüm 59 dakikalık kesintisiz caz sunuyor. 11 dakikayı aşkın, albümle aynı adı taşıyan ikinci parçayı ve albüm sonundaki 12 dakikalık “Salgado’nun Gördüğü”nü tekrar tekrar dinlemekte fayda var. n