Ölmek hiç bu kadar kârlı olmamıştı

Konser kayıtları ve derlemeler dahil altı yeni albüm, üç box set, iki genişletilmiş yeniden basım. 11 albüm eder. Nirvana, Kurt Cobain’in sağlığında sadece üç albüm yaptı. 1994’teki ölümünden bugüne 11 albüme imza attı.

Michael Jackson’ın, 2009’daki ölümünün ardından video albümler ve derlemelerle toplam yedi albümü var. Şimdi hologram turnesine çıkacak. Gelen bilgilere göre Michael Jackson, sahnede kanlı canlı konser verecek, kardeşlerine yani Jackson 5’a katılacak. Öbür taraftan haberler de verecek mi bilmiyoruz.

Amy Winehouse’un sağlığında iki albümü var. 2011’deki ölümünden sonra şimdilik üç. 2020’de hologram turnesine çıkacağı haberi 2018’de babası tarafından açıklanmıştı. Ancak bu turnenin ertelendiği duyuruldu. Broadway şovu ile bir konser arası, muhtelif yaratıcı bölümlerden oluşacağı bilgisi vardı bu turnenin. Henüz hazırlıklar tamamlanmadığı için ertelenmiş.

Sanatçıların sağken kaydedip yayınlamadıkları işler, ölümlerinin ardından yayınlanır. Bazen de derleme albümler çıkar. Bunu biliyoruz. Bu artık normal. Ama hologram meselesi henüz yeni.

Maria Callas, Roy Orbison, Frank Zappa, ölümlerinin ardından hep hologram turnesine çıktılar. Üç boyutlu olarak sahnedeydiler, kendilerine canlı orkestra eşlik etti. Hayli kârlı turneler olduklarını anlatmama gerek yok.

Ölüm müzik dünyasında artık ölmek demek değil. Kariyerinizde geldiğiniz yeni bir aşama. Ölüm yok, data var. Sizi yeniden üretecek dataya sahip bugün dünya. Sizi alıp sahneye çıkarıp yeni şarkılar söyletmek, sizden yeni “içerik”ler elde etmek çok kolay ve kârlı.

Her şirket patronu, her menajer böyle bir sanatçı hayal etmiştir herhalde. 365 gün konsere hazır, hangi şarkı istenirse onu söyleyecek, hep gülecek. Ve sağlığında kazandığından daha çok kazanacak. İşte şimdi gerçek oluyor. Whitney Houston’ın hologram turnesi şu an gündemde mesela (yeni albüm de var projenin içinde). Sağlığında uyuşturucularla alkolle her zaman sorunlar yaşayan bir sanatçı olan, son döneminde canlı performanslarda hayli zorlanan Houston, ölü olarak çok daha sağlıklı, fit ve sorunsuz. Ticari olarak da çok daha verimli.

Sanatçıların hologram modelleri yapay zekâ yardımıyla binlerce, on binlerce görüntüsü analiz edilerek elde ediliyor. Kişi görüntüleriyle yeniden yaratılıyor ve hareketleri kontrol edilebiliyor, kendilerine koreografiler yaptırılabiliyor. Mesela Michael Jackson gibi dans eden birini buluyorsunuz. Bu kişiyi (“impersonator” deniyor) dans ettirip üç boyutlu kaydediyorsunuz. Daha sonra eldeki görsel datayı kullanarak bu görüntülere Michael Jackson’ı giydiriyorsunuz. İşte size konsere hazır nur topu gibi bir Michael Jackson.

Ona sağlığında yapmadığı şeyleri yaptırabilirsiniz, söylemediği şarkıları söyletebilirsiniz. Yeni besteler de gelecektir. Teknolojinin bir sonraki aşaması da bu olacak. Bilimkurgu fenomeni Black Mirror’ın yeni sezonunda olduğu gibi...

Müzik sektörü, iş dünyası, kapitalizm dediğiniz zaman patronlar her zaman kâr etmenin yollarını aramıştır. Bu yeni değil. Bir ressamın tablolarının ölümünün ardından değerlenmesi, bir yazarın, ölümünün ardından ilgi görmesi, muhtelif bestecilerin ölümlerinden yıllarca sonra keşfedilmesi de yeni değil. Ancak günümüz teknolojisiyle canlandırılıp hareketleri kontrol edilebilen şarkıcılar yeni ve bence hayli korkutucular.

Öte yandan, kendimi sanatçının hayranlarının yerine koyduğumda sevdiğim sanatçının hologram halini doğru bulup bulmadığımdan, onu bu şekilde beğenip beğenmeyeceğimden emin değilim. Ben açıkçası sevdiğim sanatçıyı bu şekilde görmek, izlemek istemem.

Biz çocukken gelecek deyince uçan arabalar falan hayal edilirdi. Ölü şarkıcıların canlanıp şarkı söyleyeceği affedersiniz- “zombi” turneleri hiç akla gelmemişti. Ticari açıdan kârlı olduğu kesin ama ahlaki açıdan tartışmaya gebe bir konu. Henüz yolun başındayız.