Sadece Türkiye’de bulunan bazı lobi türleri

Son zamanlarda havalar iyi “lobi” yaptı. Buyrun beraberce inceleyelim lobilerimizi

Faiz lobisi: Türkiye’ye has endemik bir tür. Tam olarak ne olduğu bilinmiyor. Laboratuarda yapılan bazı deneyler sırasında tesadüfen elde edilip biber gazı gibi halkın üzerine sıkıldığı sanılıyor.
Protesto lobisi: İstenmeyen yüzde 50...
Müezzin lobisi: Dolmabahçe Camii’nde keşfedildi. Bilim adamları ve hukukçular araştırıyor, savcılar da işin peşinde...
Sanat lobisi: Sanatçı dediğin ya Acun’da ya da Türkçe olimpiyatlarında jüri olmalı. Gerisi lobi bunların.
Öğrenci lobisi: Türk gençliğinin başındaki en büyük bela. Aslında kapatacaksın şu okulları var ya...
Taraftar lobisi: Çarşı mıdır nedir çok oluyor ama... Hele Fenerbahçe ve Galatasaray taraftar grupları da destek vermiyor mu... Bunlar birbirlerini boğazlarken ne iyiydi halbuki...
Twitter lobisi: Ülkemizin ve toplumların baş belası. Neyi sansürlesek burada var.
Süt-su-talcid’li fısfıs lobisi: Devletimizin biber gazını etkisiz hale getirerek masraf çıkarıyorlar. Habire gaz ithal ediyoruz, kardeşim kaç para biber gazının litresi haberiniz var mı? Kime hizmet ediyorsunuz siz?
Çadır lobisi: Çadırda uyuyarak polisi tahrik ediyor bu lobi. Çadırda kalan benim gencim olamaz. Çadırda kalınacaksa git şu çadırda gösterdiğimiz yerde uyu... Ya da evinde kur çadırını orada uyu. Kimin çadırına karışmışız?
Ağaç lobisi: Ben ağaca karşı değilim. Benim ağaç arkadaşlarım da var. Ama bunların derdi başka.
Not: Yukarıdaki ifadelerin gerçek hayatla ilişkisi tesadüften ibarettir. Yok öyle şeyler bizim ülkede.

Bunları biliyor muydunuz?

* ABD’nin Kaliforniya, Washington, Colorado, Maine, Rhode Island, Massachussettes ve Nevada eyaletlerinde marihuana kullanımının yasal olduğunu, Ohio, Nebraska, Kuzey Carolina, Minnesota, Mississippi eyaletlerinde belli ölçülerde izin verildiğini ve suç olmaktan çıkarıldığını, yakında ABD’deki bütün eyaletlerde benzer uygulamalara gidildiğini (“Avrupa’da, Amerika’da da alkol düzenlemesi var” diye papağan misali tekrar eden arkadaşlara sormak isterim, bu konuda da düzenleme var, ne diyorsunuz yapalım mı?);
* New York’ta bir parka Beastie Boys’un kanserden ölen üyesi Adam Yauch’un adının verildiğini;
* Üç boyutlu printer’la tabanca yaptıklarını (hard diske belgeyi koy,
bas kullan devri, daha neler);
* Daft Punk’ın son albümünde saygı duruşunda bulunduğu 70’lerin disco prodüktörü Giorgio Moroder’ın bu yıl New York’ta yapılan Red Bull Music Academy’de yar alan
Deep Space sahnesinde hayatının ilk DJ setini gerçekleştirdiğini (hafifmuzik.org’da dinleyebilirsiniz) biliyor muydunuz?

Şarkılardan notlar

“Alive” Empire of the Sun
MGMT’yi seven ama ikinci albümünden memnun kalmayanların tek umudu Avustralyalı ikili Empire of the Sun. Siz bu satırları okuduğunuzda albüm “Ice on the Dune” yayımlanmış olur. “Alive” ilk single. Fantastik, saykodelik, bombastik electro pop kafaları. Keşke hayat böyle olsa, yaz bu şarkıdaki gibi geçse.

“Strictly Reserved For You”
Charles Bradley

Albümün adı “Victim of Love”. Bradley
eski usul soul ve funk’tan şaşmayan 60’lık bir üstad. Ama ilk albümünü 2011’de Sharon Jones’un sahip olduğu Daptone’dan çıkardı.
Bu geçenlerde çıkan ikinci albümünden.
Şahane bir “sıkıldım ben bu şehirden de insanlarından da, gel beraber kaçıp gidelim buralardan” şarkısı. Aşka dair en eski, en klişe
ve en yaygın tema. Olsun...

“I Sat By The Ocean”
Queens of the Stone Age

QOTSA tarihindeki en iyi albümlerden
birini yayımlamış olabilir. Kesin karar için biraz daha dinlemek lazım. Ama ilk görüşte aşk diye bir şey de var tabii. “I Sat By The Ocean”
Josh Homme’un imzası olan distortion’lı gitar tonunu “ezik âşık”ın hayal kırıklığıyla birleştiriyor. Olmuş bence...

İTİRAF EDİYORUM

* Bazı “SMS’çiler”in sırf küfretmek için yumurta hesaplardan, yani profil resmi bile olmayan alelacele açılmış Twitter hesaplarından sağı solu umutsuzca taciz çabasına pek gülüyorum. Canlarım benim, padişahınız Twitter’ı size yasakladı, haberiniz yok mu?
* Talcid, direnişin tek kazanan markası olabilir. Kaybedenleri ise artık herkes biliyor, saymaya gerek yok herhalde...
* “Burası it köpek dolu, 35 senelik esnafım ama inşallah Türkiye bağırsaklarını temizleyecek, Müslüman bir ülkede yaşayacağız” diye tweet atan Kızılkayalar’ın sahibinin “ama ayağına gaz geldi, ondan kızmış” bahanesiyle savunulması komikten de öte. Gazı da direnişçiler atıyor öyle mi? Kızılkayalar mısın nesin, hamburgerini de al git kardeşim...
* Gördüğüm kadarıyla New York sokaklarında orantısız şort kullanımı var. Obama “Benim Amerikalım kısa şort giyemez” der diye bekledim New York’tayken ama olmadı (diğer New York notları yarın).

Kral TV
Milletin kötü müzik dinlemesinde;
Pop müziğin hep kendini tekrar etmesinde;
Bir tane bile yeni yıldız, yeni star çıkmamasında;
Dünyada yüz elli çeşit müzik, tarz ve meşrepten insan albümlerini satıp, sesini duyurup konser verirken Türkiye’de hâlâ aynı ucuz altyapılar üzerine birtakım dıptıs şarkıların önümüze sürülmesinde;
Kral TV’nin emeği büyüktür.
Kendi kendine ödüller dağıtıp, listeler yapıp müziği adeta borsada usulsüzlük yapan firmalar gibi manipüle etmeye çalışan bu kanalın zararı sadece müziğe değilmiş meğer. Direnişe destek veren sanatçıları boykota çağırıyor bu kanalın insanları.
Kardeşim siz yıllarca iyi müziği
boykot ettiniz zaten, bu saaten sonra farklı bir şey beklemiyorduk ki. Aynen devam. Selametle...