Sahi bir “yerel yönetim” vardı, ne oldu ona?

AKP’nin parti programında Kamu Yönetimi başlığı altında bulunan yerel yönetim maddesinde şöyle deniyor:
“Artık demokrasi sadece bir seçme ve seçilme rejimi değil, aynı zamanda katılma ve işbirliği rejimi olarak algılanmaktadır. Bu katılım ve işbirliğini gerçekleştirecek temel birimler ise yerel yönetimlerdir.
Partimiz bu doğrultuda;
1. Mahalli idarelere yerel ihtiyaçlara göre yönetim biçimlerini geliştirme yetkisini verecektir.
2. Yerel yönetimlerin kendi görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli harcamaları karşılayacak düzeyde ve çeşitlilikte mali güce kavuşmalarını sağlayacaktır.
3. Yerel yönetimlerin karar alma süreci ve bazı faaliyetlerine sivil toplum kuruluşlarının katılımını sağlayacaktır.
4. Kendi alanlarıyla ilgili düzenlemelere gidilmeden önce yerel yönetimlere danışılması ilkesini getirecektir.”
Bu metnin devamında “Ne güzel konuşuyorsun ey AKP, ağzından bal damlıyor” dedirtecek cümleler birbiri ardına sıralanıyor.
Vaat bu ama icraat tersini gösteriyor. AKP bugün yerel yönetim diye bir şeyi unuttu. Bütün yetkileri merkeze toplayan, her planlamayı ve kararı tek yerden ve en tepeden yapan bir sistem kurdu. Gezi protestoları da koskoca Başbakan’ın başka işi gücü yokmuş gibi bir parka kafasını takmasıyla başlamadı mı? Çamlıca’ya cami, köprü, Taksim Meydanı gibi konulara kim karar veriyor? Barok Opera yaptırmak isteyen kim? Yerel yönetim mi?
Bakın dün gazetelerde Bozcaada için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan imar planını okuduk. Güzelim adayı otellerle betonlaştıracaklar. Yüzde 90 oranında yapılaşma izni geliyor. Yerel halk dava açıyor, istemiyor ama dinleyen yok.
Soruyorum; yukarıdaki yerel yönetim maddelerin hangisine giriyor bu yapılan?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş bile geçenlerde “Bakanlıkların ve kurumların İstanbul üzerinde plan yapma yetkisi kaldırılmalı” demedi mi? Neden bunu söyledi? Kendisine yerel yönetimin başı olarak hep fikir sorulduğu için mi? Tabii ki hayır. Böyle bir şey olmadığını Gezi döneminde zaten anladık.
Bugün büyükşehir belediyelerinin merkeze, ilçe belediyelerinin de büyükşehre karşı eli kolu bağlı. Siz çöp toplayın, çiçek falan ekin gerisine de karışmayın diyor herkes bir altındakine.
O halde AKP’ye soralım.
Bir: Yerel katılım, İstanbul, Bozcaada ve daha nice tepeden inme kararlarınızın, madenlere verdiğiniz yetkilerin, HES kararlarınızın ve benzer planlarınızın neresinde?
İki. Yerel yönetimlere en son ne zaman bir şey danıştınız?
Hayır, bizi dinlemiyorsunuz, bari Kadir Abi’yi dinleyin.

Bunun adı Türklük mü, ilkellik mi?

Sabiha Gökçen Havalimanı’na yaklaşırken yolun emniyet şeridi üzerinde kimi zaman çift şerit park etmiş bekleyen araçlar dikkatinizi çekti mi hiç? En ucuzu 100-150 bin liraya alınmış lüks arabalar. Ama 10 TL park parası vermemek için yüzlercesi birikmiş yolun kenarında. Sürücüleri inmiş, ellerindeki sigaraları sıkıntıyla fosur fosur çekiyorlar. Onları gören nohut pilavcı ve “meşhur dürümcü bilmem ne amca” da orada seyyar dükkânını açmış. Al sana şirin mi şirin bir Türk köyü. Bir iki çirkin bina da yaparsanız etrafına, muhtarı bile olur yakında.
Dünyanın her yerinde havaalanı gördüm böyle bir görüntüye rastlamadım.
Bunu adı cimrilik midir, ilkellik mi, kural tanımazlık mı? Yoksa basbayağı Türklük mü?
Belki de “Halkımız ne kadar pratik, kendi çözümünü üretiyor meh meh meh” diyerek babacanca gülümsemeliyiz şu an.