Asker İnönü...

Eklenme Tarihi13.12.2018 - 8:15-Güncellenme Tarihi13.12.2018 - 8:15

Albay İsmet İnönü 1920 yılında Meclis tarafından Genelkurmay Başkanı seçildiğinde henüz 36 yaşındaydı. Meclis’te Albay İnönü’den daha kıdemli generaller (Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy) ve kendisinden daha kıdemli albaylar (Refet Bele, Fahrettin Altay, Kâzım Özalp) vardı. Ancak Mustafa Kemal, İkinci Ordu Komutanı olduğu sırada birlikte çalıştığı ve Samsun’a çıkışından önce İstanbul’da zaman zaman görüştüğü İnönü’ye herkesten çok güveniyordu. Göreve onu teklif etti. Meclis kabul etti.

İnönü, Genelkurmay Başkanı olduktan bir hafta sonra Anzavur isyanı başladı. Ardından, Doğu Anadolu’da “Milli” aşireti ayaklandı. Koçgiri ve Cemil Çeto ayaklanmaları sürüyordu. Yunan ordusu 8 Temmuz’da Bursa’yı işgal etti. Bursa’nın işgali şok yaratmış, iki aylık Genelkurmay Başkanı İnönü için Meclis’te “İstifa” sesleri duyulur olmuştu. Asker cepheden kaçıyordu. Doğuda Ermeniler, güneyde Fransızlar ile savaş sürüyordu. Saray sırtını işgal kuvvetlerine yaslamış, Kuvayı Milliye’ye karşı halkı ayaklandırmakla meşguldü.

Genelkurmay Başkanı İsmet İnönü işte bu koşullarda görev yaptı...

İki yıl içinde bütün güçlüklerin üstesinden gelindi. Zafere ulaşıldı.

Lozan görüşmelerinin heyet başkanlığını da Atatürk çok güvendiği için ona verdi.

Bu başarıları “Asker İnönü” adlı kitabında anlatan Alev Coşkun, “Türk halkının genel olarak İnönü hakkında ayrıntıya dayanan bilgisi yoktur, tersine, dayanaksız iddialarla beslenmiş bir İnönü tablosu her zaman karşımızdadır” diyor. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet yıllarını anlamak için İsmet İnönü’nün yaşamını da bilmek gerekiyor. Serinin birinci kitabı olan “Asker İnönü” bolca referansla ve akıcı bir dille bize o dönemi ve ayrıntılarını anlatıyor...

SEVGİ

Derin hocalardan biri fetva vermiş... Kadınlar kocalarına ismiyle hitap etmemeliymiş! Aklımıza o fıkra geldi...

Adam eski dostunuzu ziyaret için evine gitmiş. Dostu sohbet sırasında ikide bir eşine sesleniyormuş:

- Hayatım, bize kahve yapar mısın?

- Şekerim, kapıyı kapar mısın?

- Bir tanem, şeker getirir misin?

Misafir bundan çok etkilenmiş. Demiş ki:

- Yahu 50 yıllık evlilerin birbirine böyle sevgi sözcükleriyle hitap etmesi ne güzel. Vallahi gıpta ettim... Adam sesini alçaltıp konuşmuş:

- Bakma sen laflara, demiş, karımın adı bir türlü aklıma gelmiyor da...

SAPSARI

Sarı Yelekliler’in yaydığı korku dünyanın dört bir yana dağılıyor. Mısır’da sarı yelek satışı yasaklanmış. Yasak 25 Ocak’a kadar sürecekmiş.

Nedir o tarih... Sisi’nin darbeyle iktidarı ele geçirdiği günün 8’inci yıl dönümü... Göstericilerin o gün sokağa dökülmesi endişe yaratıyormuş... Halk yeleksiz veya başka renk yelekle gösteri yapamaz mı?

Demek ki Mısır’ı kerametin yelekte olduğunu, sarı yelek giyenin isyan ettiğini zanneden bir lider yönetiyor.

SÖZCÜ

Sözcü Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz, sozcu.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çetin, Haber Koordinatörü Yücel Arı ile yazarlar Emin Çölaşan ve Necati Doğru haklarında dava açıldı. Meslektaşlarımız FETÖ’cü örgüte fayda sağlamakla suçlanıyor, 15 yıla kadar hapisleri isteniyor. Gazeteyi göz ucuyla izleyen okurlar bile... Adı geçen isimlerin FETÖ’cü olduğuna inanır mı?

Yoksa böyle davalarla FETÖ ile mücadelenin ciddiyeti mi zedelenir?

Kamuoyunda “FETÖ davaları sulandırılıyor” yargısı mı büyür?

Özetle dostlar: Gerçek FETÖ’cüler sevindirilmemeli...

BAHÇE

Haberlere göre, 16 eski stadyum millet bahçesi oluyor; 18 ilde toplam 22 millet bahçesi yapılıyormuş. İstanbul’da da geçenlerde 5 millet bahçesi açıldı...

Millet bahçesi açmaya yönelik bu ani hamlenin ardındaki niyet tabii merak ediliyor. Bunun sebebini bize AKP’ye de anket yapan bir araştırma kuruluşunun genel müdürü anlattı. Yapılan anketlerde çıkan sonuca göre, vatandaşın yerel yönetimlere dönük isteklerinin başında “daha çok yeşil alan” açılması geliyormuş.

Çünkü malum, kentlerde betonların arasına sıkışan halk yeşile hasret kaldı. Millet bahçesi seferberliğinin sebebi işte bu.