Dost uyarısı...

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Kadın Komisyonu, son dönemde yoğunlaşan kadın cinayetlerinin kamuoyuna duyurulmasında dikkat edilmesi gereken noktaları işaretledi. Önerilerini şöyle sıraladı:

Haberlerde katilin cinayet işleme konusundaki iştahını, potansiyel katillere yol gösterecek veya özendirecek biçimde bire bir aktarmak, katilin ruh haliyle empati kurmaya çalışmak sorunlu bir yaklaşımdır. 

Melodramdan, sansasyon ve pornografiden kaçınılmalı, cinayetin ayrıntılarını pornografik olarak resmederek şiddetin pornografisi üretilmemeli.

Haber fail ifadesine dayanarak yazılmamalı, ölen kadının katilin iddialarını yanıtlayacak durumda olmadığı unutulmamalı.

Cinayetin sorumlusu olarak cinnet, kıskançlık, öfke, namus, iflas, psikolojik sorun vb. gibi cinayeti haklı gibi gösterecek, cinayeti meşrulaştırmaya çalışan ifadeler kesinlikle kullanılmamalı.

Bu bahanelerin kadın cinayetlerini meşrulaştırmanın yanı sıra haksız tahrik indirimi sağlayacağı unutulmamalı.

Dans ettiler...

Cinayetleri protesto etmeyecekseniz, neyi protesto edeceksiniz?

Kadın cinayetleri Türkiye’de protesto edilmeyecekse, nerede edilecek?

Dans etmenin neresi kötü? Siz neden üzerinize alınıyorsunuz bu protestoyu? Neden Meclis’teki kadın milletvekilleri de gelip katılmıyor dansa? Kadınlar dans ederken şarkı söylüyor:

“Tabii ki suç bende değil, ne nerede bulunduğumda, ne de nasıl giyinmiş olduğumda...”

Ne var ki hoparlörden “Yaptığınız eylem suçtur” sesi yükseliyor.

Biraz sonra kadınları dağıtmaya geliyor sıra. Kadınlar ters kelepçeyle kelepçelenerek gözaltına alınıyor. Sadece kadın oldukları ve şarkı söyleyerek dans ettikleri için. Karakola götürülüyorlar... Yine şiddet...

SILA

“Sıla adlı şarkıcının son 2-3 aydır tüm ekranlarda ve radyolarda dönen bir şarkısı var. Bu şarkıda tam 10 kez sigara yak sözü geçiyor.

Çok mu evhamlıyım bilmiyorum. Zehir tekelleri satışı artırmak için şarkı sözlerine bile sızıyor diye düşünüyorum.” Ali Özdemir

ALO

Sekreter hanımlara not...

Telefon konuşmasının sonunda karşınızdaki sizden büyükse “Sevgiler” diyerek kapatmanız doğru değildir. Konuşma sonunda küçüklere sevgiler, büyüklere saygılar, diye hitap edilir. Telefonu sadece “İyi günler” dileyerek de kapatabilirsiniz.

ARA

5 Aralık günü TBMM’de kürsüye gelen iktidar mensubu hanım milletvekilleri kamuda türbanı serbest bıraktığı için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ettiler.

Kimse Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür etmedi. Oysa...

Üniversitede türbanın serbest kalmasını... Dolayısıyla, anaokuluna kadar inmesini ve kamuya kadar uzanmasını sağlayan oydu.

Kemal Bey’in bu hizmeti unutuldu!

FELSEFE

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki hafta önce 6. Din Şûrası’nın kapanışındaki konuşması iktidarın yönetim felsefesini yansıtmasını açısından önemliydi. Anadolu Ajansı’nın haberini okuyoruz:

“İslam dininin hayatın tüm alanlarını kuşatan, kucaklayan, kurallar ve yasaklar manzumesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ticaretten beşeri münasebetlere, eğitim öğretimden evliliğe, temizlikten kılık kıyafete, yaşantının her safhasını düzenleyen bir dine inandıklarını dile getirdi.”

Cumhurbaşkanı şöyle devam ediyor:

“İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz.”

Bu sözler uygulamadaki sistemin özünü ve çerçevesini de yansıtıyor. Peki, bu konuda muhalefet partileri ne düşünüyor? Bu konuda nedense görüş belirtmiyorlar!

 

 

 

 

DİĞER YENİ YAZILAR