En önemli gerekçelerinden biri “İslam ülkelerine ihracatı artırmak” olan Helal Akreditasyon Kurumu’nun (HAK)kuruluş ve görevlerini düzenleyen tasarı Sanayi Komisyonu’ndan geçti, büyük olasılıkla bu hafta Genel Kurul’a gelecek.

CHP, bir ürüne sadece “Helal” damgası vurulmakla ihracatın artmayacağı, asıl yapılması gerekenin ülke ve ürünlerimiz olarak dünyaya güven vermek olduğu görüşünde. HAK’a ilişkin kimi diğer itirazlarını da Sanayi Komisyonu’na verdikleri muhalefet şerhinde şöyle dile getirdiler:

“Kurum, dışarıdan hizmet ve danışmanlık alımında Kamu İhale Kanunu (KİK) hükümlerine tabi olmayacağından bu durum israfa ve suistimale meydan verebilecektir.

Kurum, yurt dışında istediği sayıda ofis açabilecektir. Görevlendirilecek personele kamuda Harcırah Kanunu’nda belirlenmiş oranın bir buçuk katına kadar harcırah ödenecektir.

Tarafsız ve bağımsız olması gereken Kurum’un dışarıdan her türlü bağış, yardım ve geliri kabul etmesine izin veren düzenleme de kurumun tarafsız ve bağımsızlığını zedeleyecektir.”

Öyle anlaşılıyor ki sadece KİK hükümlerine tabi olmaması ve yurt dışında istediği sayıda ofis açabilmesi bile HAK’ı (tabii ki genelde olumsuz haberlerle) sürekli gündemde tutacak gibi görünüyor.

GAZİCİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhuriyet Bayramı töreninde Anıtkabir defterine mesajını yazarken “Atatürk” adını anması dikkati çekti. Daha sonraki konuşmalarında ise her zamanki gibi Ata’ya “Gazi Mustafa Kemal” diye hitap etti... Meğer bu da politika rotasında bir değişim ile ilgiliymiş... Sabah yazarı Mahmut Övür, önceki gün yazısında; Erdoğan’ın “Yüzde 50 artı 1’i almak için artık toplumun yüzde yüzünü kucaklamalıyız” mesajını hatırlatarak “Atatürk” vurgusunun bunun yansıması olduğunu dile getirdi.

Atatürk’ün yaşadığı dönemde ve sonrasında da ısrarla ondan “Gazi” diye söz edenler varmış. Falih Rıfkı Atay onlara “Gazici” adının takıldığını yazar...

DAVA

Melih Gökçek istifasını açıklarken dedi ki:

- Ben bir dava ahlakından geliyorum. Benim davamda nefse uymak yoktur, şahsi çıkarlar için davaya zarar vermek yoktur. Benim davamda emir demiri keser...

AKP’nin bir dava partisi olduğunu pek çok ağızdan duyuyoruz.

Davanın anlamı malum: Uğruna mücadele edilen ideal... Amaç...

Peki Melih Gökçek ve dava arkadaşları hangi amaç uğruna mücadele etmektedir?

Eğer bu meşru bir dava ise amacı neden açıklanmıyor?

Dava adamı Melih Bey neden bu davanın dışına atılmıştır...

Hele bir açıklansa da millet öğrense  iyi olmaz mı?

Neden gizleniyor?

Gökçek

 “Ayağımı kaydırdılar, onlarla ahirette hesaplaşacağım” dediğine göre mevcut yargıya artık o da güvenemiyor!

 ***

Bir iktidarın itibarı, kendisinin değil, halkın zenginliği ile ölçülmeli.

G.E

ÖVÜN

Dolar, euro, altın fiyatları almış başını gidiyor. Benzine, motorine 3 gün arayla büyük zamlar yapılıyor; “Ya borçlanacağız, ya da vergileri artıracağız” diyerek vergiler insafsız bir şekilde artırılıyor; bu hengâme arasında Ekonomi Bakanı çıkıp “Ekonomimiz coştu” diyor.

Okurumuz Çetin Yaycı bakanlara yeni bir övünme konusu veriyor....

- Bu mantıkla bakınca, “Dün sabaha karşı tüm dünya bir saat geri gitti; biz tüm dünyadan bir saat ilerideyiz. İşte gerçek ilericilik budur” diye de övünebiliriz. Fırsatı kaçırmayınız...               

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları