Ne malın var?

Ekrem İmamoğlu seçimden önce söz verdiği gibi kendisinin, eşinin ve babasının mal varlığını açıkladı. Müteahhit aileye ait uzun liste üzerinde laf jimnastiği gecikmedi:

“Çok laf yalansız çok mal haramsız olmaz.”

Eğer fakir bir mal varlığı açıklasaydı bu defa:

“Kendine hayrı olmayan adamın bize ne hayrı olacak?” denecekti.

Bildirimde belirtilen mal mülk yasal yollardan edinilmiş mi? Vergisi ödenmiş mi? Önemli olan bunlardır. İmamoğlu görevi bitirirken de mal varlığını açıklamalı, görev sırasındaki edinimlerini kamuoyu görmelidir.

Bu açıklama örnek olmalı. Türkiye’de bütün belediye başkanları hem görev öncesi hem görev sonrası mal bildiriminde bulunmalıdır. Vakit geç değil. Mevcut belediye başkanları göreve başlayalı henüz 3 ay oldu. Her biri eşleri ve yakınlarının mal varlığını kamuoyuna hemen açıklayabilir. Halk, başkanlara yönelik böyle bir talepte bulunmalıdır.

BAL

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann, kendisiyle yapılan röportajda elçilik bahçesinde arı yetiştirdiğini saf bal ürettiğini anlatıyor. Haberi duyanlar Almanların üretici enerjisini övüyor...

Twitter’da bu habere not düşen Davut Kavranoğlu diyor ki:

“Bizim Berlin Büyükelçiliği-mizde de yıllardır arıcılık yapılıyor ve üretilen bal misafirlere ikram ediliyor. En son Berlin ziyaretimizde bize de ikram etmişlerdi. Bu işi de daha önce orada çalışan büyükelçilik görevlisi Rizeli bir hemşehrim başlatmış. Yani bu işin patenti bizde...”

DİGİ

Digitürk’te film kanalları var... Geceleri insanlar ekran başına oturup bu kanallarda yabancı film izliyor.

Gösterilen filmlerin tamamına yakını Amerikan yapımı, ikinci üçüncü sınıf filmler. Sürekli vurdu, kırdı, cinayet, uyuşturucu bağımlılığı, manyaklık izliyoruz.

Bu filmler kimler tarafından, hangi kriterlere göre seçiliyor?

Seçenlerin kültür düzeyi nedir?

Bu tür filmlerle ülkede nasıl bir kültür oluşturulmak isteniyor.

Bilmiyoruz...

Sadece şunu söyleyebiliriz...

Bu filmler çağdaş bir ülkenin kültürüne hizmet eder cinsten değildir.

HİDAYETE ERMEK...

ABD’deki İslamilik Vakfı her yıl çeşitli ülkelerin ne ölçüde İslamiyet’e uygun yaşadığına ilişkin değerlendirme yapıyor. 2018 yılındaki sıralamada birinciliği Yeni Zelanda aldı. Hiçbir Müslüman ülke ilk 40’a giremedi... Bir ülke, hukuk, siyasi haklar, insan hakları, uluslararası ilişkiler bakımından İslami kriterlerle ne kadar uyumluluk gösteriyor, ne kadar “İslami” yaşıyor? Çalışmada bu kriterler esas alınıyor.

Sözün burasında Cemal Kutay’ın “47 GÜN... Sultan Abdülaziz’in Avrupa Günlüğü” adlı kitabındaki satırlar aklımıza geliyor.

Avrupa gezisine çıkan ilk padişah olan Abdülaziz’in yurda dönüşünden sonra seyahate katılan zevat, Sadrazam Ali Paşa’nın konağında geziyi değerlendirmektedir. Seyahate katılanlardan Ömer Faiz Efendi söze çarpıcı bir cümleyle girer:

- Paşa Hazretleri, bu memleketlerden her şeyi alalım hatta Müslümanlığı bile alalım...

Herkes şaşkın şaşkın bakarken Ömer Faiz Efendi devam eder:

- Evet paşa hazretleri, evet efendimiz, Müslümanlığı dahi bu memleketlerden alalım çünkü onlar ilim, irfan, medeniyet, çalışkanlık, adalet, müsavatları (eşitlik) ile Müslümanlığın asıl emirlerini Hıristiyan oldukları halde tatbik ediyorlar, yani bilmeden hidayete mazhar olmuşlar.

Bu konuşmaların geçtiği sene 1867... Yani bundan 152 yıl öncesi...