İktidar, elinden geldiğince klasik eğitim veren ortaokulları imam hatiplere dönüştürüyor. Bu yönde talep olup olmaması önemli değil. Çünkü iktidar için önemli olan milli eğitimi dini eğitime dönüştürmek, eğitimi tümüyle imam hatipleştirmek.
Ancak işler istenen hızla gitmiyor. Çünkü pek çok yerde veliler ve öğrenciler okullarının imam hatibe dönüştürülmesine karşı çıkıyor... Direniyor, eylemler yapıyor...
Bu direniş karşısında iktidar yeni bir uygulamayı devreye sokma kararı aldı. Ne olduğunu eğitimci dostumuz anlatıyor.
“Bilindiği gibi imam hatip ortaokulları klasik program uygulayan okullardan ayrı bir okul türü. Sadece programları değil, mekanları, yöneticileri de ayrı. İktidar şimdi yeni bir uygulamaya hazırlanıyor. Çocuklarını bu okullara göndermeyen velilere adeta, o zaman biz imam hatipleri sizin okullara sokarız, diyor. Bunun için de klasik eğitim uygulayan okulların birkaç sınıfını imam hatip programı uygulayan sınıflara dönüştürme kararı aldı. Klasik program uygulayan okullar artık o hale gelecek ki... İdareci, öğretmen ve öğrenci... Başın açık olmasının günah olduğu öğretilenlerle öğretilmeyenler... Namaz kılanlarla kılmayanlar... Oruç tutanlarla tutmayanlar aynı mekânda olacak. Bir sınıftan şarkı sesleri yükselirken, diğerinden ilahi sesleri yükselecek. Böylesine iki ayrı dünyanın böylesine iç içe getirilmesi yepyeni bir sürü soruna yol açacak.” 

1.5 liraya satılan tavuk döner, ayrandan  
kimsenin zehirlenmediği bu ülkede 
ne yediriliyor ki askerler toplu olarak zehirleniyor? 
                                                G.E

CHP ne yapmalı?

Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki adalet yürüyüşü iyi gidiyor. Herkes için adalet talep eden sembolik bir yürüyüş bu... 9 Temmuz’da Maltepe’de sonuçlanacak.
Peki sonra ne olacak? Sonrasında CHP ne talep edecek?
CHP’liler 400 kilometre yürüdü diye AKP’nin ülkeye adaleti getirmesi söz konusu olmadığına göre CHP bundan sonra hangi platformda hangi tezlerle mücadeleyi sürdürecek?
Liberal Parti Eşbaşkanı Cem Toker DW’de “CHP’nin yapması gereken şey, yürüyüşün sonuçlandığı gün kendisinin iktidara geldiğinde adaleti nasıl tesis edeceğini madde madde açıklamasıdır” dedikten sonra özetle şöyle devam ediyor:
“Örneğin HSK’dan Adalet Bakanı’nı, müsteşarı çekecek mi? Ayrıca savcı ile hâkim birbirinden ayrılmalıdır. Adalet Bakanlığı sadece savcıları kontrol eden bir bakanlık olmalı ve yargıçlar tümüyle bu bakanlığın dışına çıkarılmalı, özerk bir kuruma bağlanmalıdır.”
Nasıl bir adalet düzeni öneriyor? CHP bu konuda halkı aydınlatmalı...

Bayram kazası!

Bayramların ve yaz başlarının değişmeyen haberleri...
“Trafik kazalarında yüzden fazla insan öldü.”
“Sıcaklarla birlikte boğulmalar başladı, üç günde 20 kişi boğuldu.”
Trafikte onca tedbirler... Bölünmüş yollar... Hız sınırları fayda etmiyor... Her bayram belli sayıda vatandaş trafik kazalarında can veriyor...
Sıcaklar başlayınca tonla insan denizlerde, göllerde boğuluyor...
Batı dünyasında böylesine kazalar olmuyor... Bu kadar insan ölmüyor...
Ülkemizde ve Doğu dünyasında ise bu tür ölümler adeta kader...
Neden? Çünkü Batı kültürünün temelinde bilimsellik ve akılcılık yer alıyor. 
Batılı günlük hayatı bu esaslara göre düzenliyor. Geleceği bu esaslara göre planlıyor. 
Doğu’da ise her şeyi Tanrı’nın düzenlediği düşüncesi egemen
İnsanoğlu doğaya egemen olmayı ikinci plana atmış. 
Kadercilik egemen olmuş...
Türkiye’de Cumhuriyet’i kuranlar kaderci eğitim yerine bilimsel eğitimi egemen kılmaya çalıştı. Ancak sonradan gelenler saatin kadranını geriye çevirdiler. Var gücüyle kaderciliği yeniden eğitim ve kültürün temeline yerleştirmeye çalışıyor. Bu kafayla ne belimizi doğrulturuz, ne uygar bir hayat yaşayabiliriz...

Alkış ve kışkış...

Boğaziçi Üniversitesi mezuniyet töreninde Rektör Mehmed Özkan konuşurken yüzlerce öğrenci arkasını sahneye dönerek onu alkış ve ıslıklarla protesto etti. Töreni izleyen öğrenci yakınları da protestoya katıldı.
Geçen yıl rektörlük seçimlerinde Prof. Gülay Barbarosoğlu oyların yüzde 86’sını almış, Cumhurbaşkanı Erdoğan buna rağmen rektörlüğe seçime dahi katılmamış olan Prof. Mehmed Özkan’ı atamıştı.
Bir kurumun başında istenmediği halde görev yapmak... Bir insan için daha tatsız ve acı verici ne olabilir?

Askerin canının yemek şirketine teslim edildiği bir ülkede düşmanın galip gelmesi için “yemek şirketlerini” ele geçirmesi yeterli. 

Yazarın Diğer Yazıları