CHP Milletvekili ve gazeteci Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapse çarptırıldığı ve tutuklandığı haberini okurken bir kez daha inandık ki... Bu ülkede artık her şey şaka... Şakalar da genellikle kötü şaka...

Enis dünkü karardan sonra mahkeme kapısında “Bunu yaratanlar utansın” diyordu.
Bunu yaratanlardan biri de CHP’nin bizzat kendisi...
Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören Anayasa değişikliği geçen yıl Mayıs ayında Meclis’te 376 oyla kabul edilmişti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeşil ışık yakmasıyla 20 dolayında CHP milletvekili de evet oyu vermiş, anayasa değişikliği o sayede referanduma gitmeden kabul edilmişti. 
Kimi CHP Milletvekilleri “Bu karar bir gün döner bizi vurur” demişlerdi.. Dinletemediler... Kemal Kılıçdaroğlu dün Enis Berberoğlu’na:
- Moralini bozma arkandayız, diye sesleniyordu.
Ancak Enis Berberoğlu’nun arkasında sadece polisler vardı...
                       ? ? ?
Dokunulmazlıkların referanduma gitmeden kabul edilmesinin yolunu Kemal Kılıçdaroğlu 13 Nisan 2016 günü CNN’de şu sözlerle açmıştı:
“AKP’nin yaptığı düzenleme Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen ‘Evet’ diyeceğiz... Aksi halde AKP bu durumu istismar edecektir...”
AKP bu durumu nasıl istismar edecekti? CHP’yi HDP’nin koruyucusu gösterecekti!
Sırf bu haksız ve demagojik suçlamaya hedef olmamak için Anayasa’ya aykırı bir maddeye evet dedi CHP... Ve ok döndü dolaştı sonunda onları da buldu...
Gelinen nokta CHP’ye büyük bir gözdağıdır. Bu arada Kılıçdaroğlu’nun savcılıklarda 30’a yakın dosyasının bulunduğunu da ekleyelim... O da hedeftedir...

AİHM kıvırması!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), KHK ile ihraç edilen öğretmen Gökhan Köksal’ın işe dönüş davasını, “iç hukuk yollarını tüketmedin” gerekçesiyle reddetti. Hak arama adresi olarak da tamamı iktidarın belirlediği isimlerden oluşan 7 kişilik “OHAL Komisyonu”nu gösterdi.
CHP’nin hukukçu milletvekillerinden Ömer Süha Aldan’a bu karara ne dediğini sorduk, dediği.
- AİHM, dolayısıyla Avrupa hak hukuk konusundaki şahsen beni hiç şaşırtmayan çifte standartını bir kez daha ortaya koymuştur. 
- Neden?
- Çünkü bütün üyeleri iktidar tarafından belirlenmiş, iktidara bağlı bir komisyonu hak arama adresi olarak göstermek hukuken ve vicdanen kabul edilecek şey değildir. Hele hele bu komisyonun vereceği kararları peşinen “hukuki karar” saymak tek kelimeyle ayıptır. Bir kere OHAL Komisyonu, sadece ve sadece bir “inceleme ve raporlandırma” komisyonudur. Vereceği kararların hukuken hiç bir bağlayıcılığı yoktur. Sadece tavsiye ve telkin niteliğindedir. Dahası, 130 bin dolayında itirazı incelemesi yıllarca sürecektir ki bu da AİHM’nin buradan doğacak mağduriyetlere ortak olması demektir. 

SAVUR

Meclis’teki Darbe Araştırma Komisyonu’nda Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu görüşlerini aktarırken MHP’li Komisyon üyesi Mehmet Erdoğan kendisine soruyor:
- Diyanet’in İslam diniyle ilgili yapılan yayınları inceleyen bir birimi var mı? Bugüne kadar böyle bir şey yapıldı mı? 
Prof. Ali Bardakoğlu: 
“Türkiye’de en çok satan dini kitaplar üzerinde bir çalışma yapalım dedik. Çok acı bir sonuç ortaya çıktı. Türkiye’de en çok satan 20 dini kitabın 20’si de sorunlu kitaplardır. İsim vermeyeyim, 20’si de din konusunda zihinleri iyice alıp bir taraflara doğru savuran kitaplardır ve vahim bir durumdur...”
Yarınki nesillere din diye neler okutuluyor? Merak etmemek elde değil...

TAKDİR

Karneler geçen hafta sonu dağıtıldı ve 17 milyon öğrenciden 14 milyonunun “teşekkür” ve “takdir” belgesi aldığı ortaya çıktı.
Bu belgeler normalde nasıl mı alınır? Efendim, dönem puanlarının ağırlık ortalaması 70.00’ten aşağı olmayan ve davranış puanı 100 olan öğrencilerden; 70.00 ile 84.99 arasında puanı olan öğrenciler “teşekkür”, 85.00 ve üstü puanı olanlar “takdir” belgesiyle ödüllendirilir.
Bu durumda demek ki 17 milyon öğrencimizden 14 milyonu ödüllendirilmiş.
Sonuç; 14 milyon öğrenci ödüle lâyık bulununca bu ödüllerin kıymeti kalmadı.Bu bol kepçe ödellerle vasat öğrenciler tembelliğe itiliyor. 
Gerçekten başarılı öğrenciler ise vasat öğrencilerle eşitleniyor, hevesleri kırılıyor. 

PAS

Bir yakınımız Moda’da bir pastaneye girmiş, “Paskalya çöreği” sormuş...
Pastane sahibi:
- Ramazanda paskalya çöreği yapmıyoruz, demiş...
Paskalya çöreği paskalyaya özgü kutsiyeti olan bir çörek midir? Yoo.. Yılın 12 ayı bütün pastanelerde satılır. Herhangi bir kek gibi çayın yanında yenir. Demek son zamanlarda adından ötürü kuşatmaya alındı!

 
Yazarın Diğer Yazıları