Sıfır yılı...

Ülkedeki tabloyu yalnızca dünkü haberlere bakarak anlamak mümkün...
Torba yasaya madde konuyormuş... Bakırköy’deki 16/9 gökdelenleri dahil ne kadar kaçak yapı varsa af geliyormuş.
Boğaz’da binalara bir kat fazla çıkma izni veriliyormuş.
Devlet Hava Meydanları çalışanları fişleniyor, siyasi eğilimleri beğenilmeyenler atılıyormuş.
Hükümet üyelerinin yakınları memur sınavlarına girmeden devlet görevlerine atanıyormuş.
Hapisteki son subaylar çıkmış. Askeri casusluk, Ergenekon, Balyoz, ÇYDD, Poyrazköy aklınıza hangi dava gelirse hepsinin devlet içindeki çeteler tarafından düzenlendiği anlaşıldı.
Haksızlık, hukuksuzluk, kayırmacılık, hak yeme, para yeme. tekmili birden bu sinemada.
Paradan başka değer yargısı olmayan insanların eline düştü Türkiye ve kentler.
Yolsuzluk ahlaksızlık olmaktan çıktı.
Arkasını iktidara dayayanlar her türlü suçu işleyebiliyor.
Yargıdan neden kaçıyorsun denildiğinde, “Halk bize oy vererek akladı” diyorlar...
Eğer özgür bir medya olsa ve halk yaşanan tüm kepazelikleri öğrenme yeteneğine sahip olsa yine oy verir mi?
Sonuçta ülkenin maddi, manevi, ahlaki ne kadar değeri varsa saldırı altında...
Bu ülke Cumhuriyet tarihinde hiç böyle bir dönem yaşamamıştı
Tarihin sıfır yılındayız... Bu hale neden ve nasıl düştük peki? Soralım kendimize.

Cengâverler...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ak Saray’da kabul ederken merdivenlere 16 Türk devletini temsilen 16 cengâver dizildi. Türk sözünü ağzına almayan Cumhurbaşkanı’nın merdivene Türk devletlerini dizmesi güzel bir manzaraydı. Temsil edilen 16 devlet şunlardı:
“Hun, Göktürk, Karahanlılar, Altınordu Hanlığı, Batı Hun İmparatorluğu, Avar devleti, Gazneliler, Timur Devleti, Avrupa Hun Devleti, Hazar Devleti, Büyük Selçuklu, Babûr, Akhunlar, Uygur Hakanlığı, Hârizmşahlar, Osmanlı Devleti”
Manzara hayli yankı yaptı... Merak ettik: Bu giysileri çizen modacı hangi resimlerden esinlenmiştir? Elindeki orijinal resimleri bize de gösterir mi?

Paris’in ardından

Paris’te milyonların katıldığı yürüyüşle ilgili tartışmalar sürerken akla şu soru geliyor:
- Bu yürüyüş teröre karşı mı yapılmıştır, yoksa sadece Fransa’daki saldırılara karşı mı?
Eğer ikinci şık söz konusu ise (ki öyleye benziyor) tartışacak fazla şey de kalmıyor...

EVLİ

Şanlıurfa Siverek’de Şehit Öğretmen Metin Gençdal Ortaokulu’nda çalışan Türkçe Öğretmeni Ramazan Kutlu’nun yazdığı “Kadın Hakkı” isimli şu şiir, okul dergisinde yayımlandı.
“Kariyer yapacağım dedin
Erkeklerle yarıştın
Çocuk doğurdun,
bakıcıya bıraktın
Sen kariyer yapıyorsun
Evde bakıcı yüzüne tükürüyor çocuğunun
Tak yüzüğünü be kadın!
Evlisin...
Sevdiceğin var.
Bakma başkalarına,
Peşinden koşuşturma,
Umut verme,
Üzme,
Erkekleşme,
Yarışma,
Yerini bil,
Değerini bil.
Sen kadınsın...”
Şiirin okul dergisinde yayımlanmasına tepki gösteren
Eğitim Sen, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikâyet etmiş ama. Öğretmen bu ‘terbiyevi’ şiiri yüzünden ceza almaz ödül alır...

Diyanet’in “Hırsızlık, yolsuzluk günahtır” diyememesi yolsuzlukların en büyük kanıtıdır!
Akif Kökçe

MÜJDE

Biraz kar yağdığında valilerin aldığı ilk karar okulları tatil etmektir. Bu karar çocuklara genellikle müjde olarak duyurulur. Öğretmen kökenli CHP milletvekili Muharrem İnce dün yaptığı yazılı açıklamada bu müjdenin nasıl bir müjde olduğunu şöyle anlattı:
“... Bir ülke düşünün ki, o ülkenin başkentinin belediye başkanı yolların kar yağışından ve buzlanmadan dolayı kapalı olmasının ayıbını hissetmeden, bunda hiç sorumluluğu yokmuş gibi davranabilmektedir. Utanılması
gereken bir durumdan müjde çıkarabilen bir akılla karşı karşıyayız.”

DİĞER YENİ YAZILAR