Soykırım ticareti!

Amerikan Kongresi Türkiye’yi soykırımcı ilan etti ya... Bizim enteller yine başladı:

- Geçmişle yüzleşelim... Özür dileyelim... Gerekirse tazminat ödeyelim...

Siz tepki gösterince de ekliyorlar:

“Ne var bunda... Niye bu kadar büyütülüyor... Özür dilemek gayet insani bir davranış, hem de uygar olmanın gereği...”

Bir vatandaşımız bunları duyunca çileden çıkmış, şöyle diyor:

“Bu dünyada bizden başka uygar insan yok mu? Neden hiç kimse Türklerden özür dilemiyor? Kimse bize karşı yanlış yapmadı mı? Her konuda her zaman haksız olan biz miyiz?

Türkler hiç haklı olamazlar mı?”

Bizim entellerin aklına neden dün ve bugün yaşanan kırımlar gelmiyor?

Balkan savaşlarında kırılan, göçe zorlanan 5 milyon insanımız için kimse özür diliyor mu?

ABD Afganistan’da sivil hedefleri bir ay boyunca bombaladı, 300 bin kişiyi öldürdü. Özür diledi mi?

Irak’ı kitle imha silahı yalanıyla işgal ettiler, ülkenin kütüphanelerini yaktılar, müzelerini soydular, 1 milyon insanı öldürdüler. Özür dilediler mi?

Ya da yeryüzünde hiç kimse ABD’nin özür dilemesini talep etti mi?

Geçmişte elbet bizim de dahlimiz olan acı olaylar yaşandı. Bu acıları paylaşmalıyız. Ancak konu kasıtlı olarak bugünkü nesilleri aşağılamak ve ülkemizi mahkûm etmek için kullanılıyorsa orada durmalıyız. Geçmiş zaman şantaj ve baskı aracı yapılıyorsa bu zokayı yutmamalıyız.

Haydut

Ankara Mutabakatı sonrasında ABD, Suriye’den çekilir gibi yaptı. Birkaç hafta sonra “Ben petrolü korumaya alacağım” diyerek geri döndü. Rakka ve Deyrizor’a yerleşti. Suriye’nin petrolüyle birlikte PYD/YPG’yi de korumaya aldı.

Böylece İsrail’in endişelerini giderdi!

Suriye meselesinin en başından yani 2011 yılından beri bütün gelişmeler İsrail’in işine yarıyor.

Nedir İsrail’in planı? Suriye’nin bölünmesi ve bölgede İsrail’e kardeş bir Kürt devleti kurulması. İran’ın yalnızlaştırılması.

Deyrizor’daki petrol yatakları ayda 30 milyon dolar değerinde petrol üretiyor. Suriye bu parayı savaş yaralarının sarılması için kullanacaktı. ABD parayı gasp etti. Haydut devlet ne demek diye sorulursa... İşte pırıl pırıl örnek.

Akıl hocası da İsrail.

UÇURUM

İstanbul Fatih’te dün bir evde 48, 54, 56 ve 60 yaşlarında 4 kardeşin cesetleri bulundu. Polisin ilk tespitine göre kardeşler, çok sayıda antidepresan içerek intihar etmişti. Komşular kardeşlerin maddi sıkıntı içinde olduğunu söylüyorlardı.

CHP’li Gamze İlgezdi geçenlerde TBMM’de intihar rakamları açıkladı. 2018 verilerine göre, bir yılda 3 bin 161 kişi intihar ederek, hayatına son vermiştir. Buna göre haftada ortalama 61, günde 8 kişi intihar ederek yaşamına son veriyor.

İnsan böyle bir kararı ancak tüm yaşama sevincini kaybeder, gelecekle ilgili tüm umutlarını tüketirse verir. O noktaya gelen vatandaşların çokluğu hepimizi düşündürmelidir.

GAZ

Yolumuz Boğaz’da lüks bir lokantaya düştü. Salonun yarısı sigara içenlere, yarısı sigara içmeyenlere ayrılmıştı. Arada herhangi bir bölme yoktu. Gerçi sigara içilen bölümden içilmeyen bölüme koku gelmiyordu, anlaşılan havalandırma tesisi iyiydi ama bu zararlı partiküllerin de gelmeyeceği anlamını taşımıyordu. Üstelik böylece sigara yasağı açıkça deliniyordu. İktidar sözcüleri kafe ve lokantalarda sigara içenlere özgü bölüm yapılacağını bildiriliyor. Bizim gördüğümüz örnekte ayrı bölüm yoktu. Olsa da yasaya uymaz. Böyle uygulama kontrolsüz biçimde yayılırsa sigara yasakları büyük darbe alır. Temiz havaya veda ederiz...

SÖZ

“Din adamlarının vaazları iyi niyetli kişileri erdem yolunda tutmaya yarar ama kötü niyetli kişilerin vaazla erdem yoluna girdiği hiç görülmemiştir, görülmüş olsa dahi enderdir.”
Jonathan Swift