Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki uzmanlık organı Venedik Komisyonu, referanduma sunulacak anayasa değişikliği metniyle ilgili raporunda “OHAL koşullarında referandum yapılmamalı” derken içerik olarak da Avrupa normlarıyla uyuşmaz buluyor. Raporda Başkan’ın:

?  Bakan, başkan yardımcıları ve üst düzey bürokratları denetime tabi olmadan atama yetkisi, 
?  Atanacak başkan yardımcılarının Başkan’ın yokluğunda başkan yetkilerini kullanacak olmaları, 
?  Başkan’ın kendi partisinin üyesi olması ve böylelikle yasama organını kontrol etmesi,
?  Başkan’ın parlamentoyu fesih hakkına sahip olması, 
? OHAL ilan etme ve istediği gibi kanun hükmünde kararname çıkarma yetkilerine sahip olması 
?  Ve yüksek yargıyı atama yetkisi...
Avrupa hukuk normlarına aykırı gösteriliyor.
                      ? ? ?
Hele şu Cumhurbaşkanı yardımcıları...Başlı başına olay..
Sayıları belli değil... Seçimle gelmiyorlar. Cumhurbaşkanı tarafından atanıyorlar... İlkokul mezunu bile olabilirler... Cumhurbaşkanı seyahate çıktığında veya hastalandığında onun yerine geçiyor, aynı yetkileri kullanıyorlar. Ülke o zaman seçilmemiş, halkın tanımadığı biri tarafından alınacak kararlara teslim oluyor. Cumhurbaşkanı belki kendi almaktan çekindiği kararları ona aldıracak. Adam görevde suç işlerse ancak 400 oyla (bulunması imkânsız bir rakam) Yüce Divan’a sevk edilebiliyor. 
Böylesi hangi demokraside görülmüş!

Çıkın er ekranına!

Kemal Kılıçdaroğlu bir dil sürçmesiyle hedefe oturtuldu... Cumhurbaşkanı ve Başbakan her mitingde onun “Yeni sistemde başbakanla cumhurbaşkanı çatışabilir” sözünü kanırtarak yeni anayasayı okumamakla, bilmemekle suçluyor. 
Kemal Bey’inki dil sürçmesi miydi, cehalet mi, yoksa bir basiret bağlanması mı? Bilemeyiz. Ancak kendisi de açıkça meydan okuyor:
- Gelin benim bilmediğimi iddia ettiğiniz yeni anayasayı istediğiniz kanalda kameralar önünde tartışalım...
İktidar cenahından bu davete yanıt gelmiyor.
Kemal Bey yandaş kanallarda yandaş gazetecilerin önüne çıkmaya da hazır olduğunu ekliyor.
Bu talep de cevap bulmuyor.
                       ? ? ?  
En ilginç sahne ise Düzce’de... Binali Yıldırım meydanda:
- Yeni düzende başbakan olmayacak, diye müjde verirken...
Meydandaki halk:
“Başbakan Binali Yıldırım”, diye ısrarla tempo tutuyor...
Neden bu ısrar?
Halk başbakansız, frensiz, dengesiz sistemin tehlikesini gördüğü için olmasın...

ÇAYKO

Türkiye’de en sevilen yabancı bestecilerden Çaykovski’yi dinlerken merak da edebilirsiniz:
- Bu büyük usta acaba bu besteleri hangi ruh haliyle yaptı?
Emre Aracı’nın ilginç bir araştırması kitaplaştı geçenlerde: ”Çaykovski İstanbul’da”... İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan kitap, ünlü bestecinin İstanbul’a vapur seyahatlerini, kısa gezintilerinin izlenimlerini içeriyor. Çaykovski bir mektubunda hayatını şöyle özetliyor:
“Geçmişe pişmanlık duymak, geleceğe umutla bakmak ve yaşadığım andan hiçbir zaman tatmin olamamak; bütün ömrüm böyle geçiyor.”
Kitap 1880 sonlarının İstanbul’unu da renkleriyle aktarıyor, yazarı Emre Aracı sayısız teşekkürü hak ediyor.

İktidar “Almanya’daki demokrasi bizimkine benzemiyor” diyor. 
Bizimki biraz farklı! 
Ülkemizde demokrasi yalnızca iktidar mensuplarına uygulanıyor.
Akif Kökçe

HUDUTİ

Malatya’da yargılanan 2. Ordu Eski Komutanı E.Org. Adem Huduti’nin mahkemeye getirilirken çekilmiş fotoğrafları yayınlandı. Ayakkabılarının bağcıkları alınmış. İki koluna iki jandarma sarılmış, 60’ını aşkın adam kaçacak ya da kaçırılacakmış gibi adeta sürüklenerek götürülüyor. Bağcıkların alınması intihara karşı önlem imiş. Mahkemeye getirilirken bağcıkla intihar!
Henüz hüküm giymemiş, suçlu olup olmadığı kesinleşmemiş bir orgenerali bu şekilde adeta özellikle itibarsızlaştırmak ne TSK’ya ne devlete ne hukuka ne ülkeye itibar kazandırır.

WILDE

Tehlikeli olmayan bir düşünceye düşünce demeye bile değmez...
   Oscar Wilde

 
Etiketler