Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı



Başbakanlık Müsteşarı Prof. Ömer Dinçer'in 1995 yılında yazdığı bir makaledeki görüşleri CHP'li Ali Topuz tarafından açıklanınca hayli yankı yarattı. Prof. Dinçer diyor ki:
- İktidara gelmek yolun sonu değil, yeni bir başlangıçtır... İktidara gelince tüm dünya Müslüman olsa da, düşmanlara karşı üstünlük sağlansa da, Müslümanlık kavgası münkire, harama, kötüye karşı devam eder...
Siyasi iktidara Müslümanlık adına kavga öneren Prof. Dinçer'i Ali Topuz istifaya davet etti. Ömer Dinçer'in göreve devam etmesi acaba ne ifade ediyor? "Dinin fiziği", "Demokrasinin Kimyası", "Biz Avrupalıyız" gibi kitaplarında bu konuları çağdaş mercek altına alan Dr. Mehmet Ali Kılıçbay diyor ki:
- Yalnız Sayın Dinçer değil iktidarın bütün üyeleri her adımda laikliği çiğniyorlar. Laiklik devletin bütün dinlere eşit uzaklıkta durmasını gerektirir. Siyasilerin kimliklerini ve oylarını beyan etmeleri laikliğe aykırıdır. Başbakan'ın "terörün İslamisi olmaz" gibi sözleri dahi açıkça laikliği ihlaldir...
- Ayrıca bizim Cumhuriyet'le bir problemimiz yok diye konuşuyorlar?
- Cumhuriyet'le bir problemleri yok. Bu doğru. Padişahlık sistemini yeniden getirmek gibi bir niyetleri yok. Bu iktidarın problemi laiklikle. Laiklik de bizim Cumhuriyet'in kurucu ilkesi... Temel direği...
- Cumhuriyet'in altının oyulduğu görüşlerine katılıyor musun?
- Aynen katılıyorum ve demokrasinin geleceği adına endişeleniyorum...

Sanat; sanat için midir, halk için midir? Günümüzde, ne yazık ki organizatör içindir.


Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Cola Turca dağıtımcılığına soyunmasını eski AKP milletvekili ve LDP Genel Başkanı Emin Şirin şöyle yorumluyor:
"Ticaret yapmak AKP'de çok normal bir aile içi uygulamadır. Ulaştırma Bakanı'nın oğlu gemicilik yapar, Maliye Bakanı'nın oğlu TMO'ya mısır satarken Başbakan'ın da kola satması olağandır... Faydası olur mu bilmem ama, KİT'lerde çalışan oğlunu, kendi denetleme alanına girdiği için işten alan AKP milletvekili Hamza Albayrak'ı örnek almalarını öneririm...

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in yankı yaratan görüşleri... Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yeni şirket kurması... CHP Menemen ilçe merkezi'nin polis tarafından basılması... Bunlar ve bu tür haberler büyük gazetelerde ya hiç yer almıyor ya da iç sayfaların diplerine atılıyor...
İktidar korkusu (veya sevgisi!) bir gönüllü sansür mekanizması yarattı... Basının uğruna yıllarca mücadele verdiği basın ve haber alma özgürlüğü bizzat büyük basın tarafından gönüllü olarak ortadan kaldırılıyor... Yeni bir dönemdeyiz!

Partinin adında "Adalet" varsa da uygulamada o unsura pek rastlanmıyor.
Yeni taşıt vergileri de genel uygulamaya uygun. Mesela...
Lada Samara'nın satış fiyatı 12 milyar 302 milyon lira, vergisi 400 milyon lira...
Fiyatı Lada Samara'nın dört katından da fazla olan 55 milyarlık Audi A4 1.6 ile 5 katından da fazla olan 66 milyarlık BMW 3.16 Coupe'nin de vergileri de aynı: 400 milyon lira...
142 milyara satılan Audi TT Roadster 1.8T Q'nun vergisi sadece 700 milyon lira... Yani satış değerinin yalnızca binde 5'i...
21 milyarlık Renault Clio Symbol'ün vergisi ana fiyatının yüzde 1.9'u, fiyatı 11 milyar olan Lada Samara'nın vergisi ana fiyatının yüzde 3.8'i...
CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu yasa Meclis'te görüşülürken parti olarak orta sınıfın kullandığı ucuz otomobillerin vergilerinin düşürülmesi buna karşılık üst sınıfların kullandığı lüks otoların vergilerinin yükseltilmesi yönünde değişiklik önergeleri verdiklerini... Ancak tümünün AKP tarafından reddedildiğini... Lüks otomobillere getirilen vergilerin ise AKP'li milletvekillerinin değişiklik önergeleriyle sürekli düşürüldüğünü söyledikten sonra şöyle devam etti.
"Bu vergilerle ithal arabalar kollanmış, yerli arabalar cezalandırılmıştır. Ben bu sonuçta yabancı otomobil firmalarının ve lüks araba satan galeri sahiplerinin büyük rolü olduğunu düşünüyorum. Asıl hayret ettiğim şey bizim yerli otomobil üreticilerinin bu çarpıklığa hiçbir tepki vermemeleri oldu."