Yılın şeyleri...

Yılın şeyleri...

     Ebru Şallı: Yılın dulu.
       . Hüsamettin Özkan: Yılın kulu.
       . Türk parası: Yılın pulu.
       . Monika - Bill: Yılın analı.
       . TRT - 2: Yılın kanalı.
       . Yolsuzlukla mücadele: Yılın sanalı.
       . Tümg. Mehmet Kenzi Suner: Yılın paşası.
       . Meral Akşener: Yılın maşası.
       . Cim bom: Yılın yıldızı.
       . Işılay Saygın: Yılın kızoğlan kızı.
       . "Enflasyonu mutlaka düşüreceğiz!": Yılın sakızı.
       . "Apo İtalya'da yakalandı!": Yılın yalanı.
       . "Özelleştirmelerin TV'den canlı olarak yayınlanması": Yılın dolanı.
       . Türkbank ihalesi: Yılın talanı.
       . Apo: Yılın yılanı.
       . "50 bin dolar bugün kapıcılarda bile var!": Yılın lafı.
       . Tansu Çiller'i aklayan Mesut Yılmaz: Yılın safı.
       . Mehmet Kemal: Yılın kayıbı.
       . Malvarlığında karşılıklı aklamalar: Yılın ayıbı.
       . Meral Akşener: Yılın telekulakı.
       . Eyüp Aşık: Yılın teleulakı.
       . Nafiz Kurt: Yılın pişkini.
       . Bahattin Şeker: Yılın şişkini.
       . Bülent Ecevit: Yılın (yılların) bitmeyen kini.
       . Sadettin Teksoy: Yılın (ekran) cini.
       . Tarkan: Yılın popçusu.
       . Baliç: Yılın topçusu.
       . Çevik Kuvvet: Yılın copçusu.
       . Tansu Çiller: (Tartışmasız) Yılın potçusu.
       . Levent Kırca: Yılın eylemcisi!
       . Toshack: Yılın eğlencesi.
       . Bülent Ecevit: Yılın sağcısı.
       . Tansu Çiller: Yılın bacısı.
       . Güneydoğu'daki şehitlerimiz: Yılın acısı.
       . Sibel Can - Hakan Ural: Yılın yakışığı.
       . Bülent Ecevit - Hüsamettin Özkan: Yılın yapışığı.
       . Yasin Hatipoğlu: Yılın ozanı!
       . Deniz Baykal: Yılın oyun bozanı.
       . Recep Tayyip Erdoğan: Yılın düşen süngüsü.
       . Süleyman Demirel: (35) Yılın kısır döngüsü.

       Kavun seçerken elimizle okkalıyor, çürük var mı diye sağına soluna bakıyor, yumuşak mı sert mi diye dibini yokluyor, şöyle bir kokluyor, aklımıza yatarsa alıyor, yoksa tezgaha bırakıyoruz. Peki Başbakan seçerken bu kadar titiz olabiliyor muyuz?.. Zeynep Atikkan, Hürriyet gazetesindeki köşesinde bir "başbakan" seçerken ona sorulması gereken soruları sıralıyor. Mesela:
       "Geçmişin nedir? Servetini nasıl yaptın? Dünya görüşün nedir? Dostun arkadaşın kimdir? Dünyadaki kaç liderle yakın temasın var? Edebiyatta kahramanların kimler? Vergini verdin mi? Tahsilin nedir? Kaç dil bilirsin? Ana dilini kaç kelimeyle konuşursun? Yazı yazabilir misin? Zaafların nelerdir?
       Neden durmadan zigzag çizersin? Dün yücelttiğini bugün neden batırıyorsun?"
       Başbakan adayı Yalım Erez'e bu soruları sormadan onu gözü kapalı desteklemek bu konuya kavun seçimi kadar önem vermediğimizi mi gösteriyor? Yoksa neyi gösteriyor?

       Her yıl aynı terane... Yılbaşını kutlamak gavurluktur... Neden?
       1) Yılbaşının temeli Hıristiyanlığa dayanır.
       2) Bu, milli ve manevi değerlerden sapmadır.
       Bu ikisinin ardından da tabii şu geliyor: "Biz İsa'nın doğumuna dayanan Miladi yılı bırakıp, İslam tarihinde Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretine dayanan Hicri yılı alalım!"
       Profesör Baskın Oran, Aydınlık'taki yazısında bu konuyu irdeliyor... Ve bakalım (özetle) ne diyor:
       1) Herşeyden önce, yılbaşını 1 Ocak'ta kutlamanın temeli Hıristiyanlığa dayanmıyor.
       - İsa'nın doğum günü Ermeniler hariç (onlar için 6 Ocak'tır) tüm Hıristiyan kiliselerine göre 25 Aralık'ta olduğundan yılbaşının bu açıdan Hıristiyanlıkla ilgisi yoktur.
       - 1 Ocak takvim yılının başlangıcıdır. Papa XIII. Gregorius, Julius Caesar'ın İ.Ö. 46'da yaptığı "Jülyen takvim"i, 1582'de "Gregoryen takvim" adıyla geliştirirken, 1 Mart'ın yerine yılbaşı olarak kabul ettiği 1 Ocak gününü yılbaşı olarak belirlemiştir.
       - Osmanlı takviminin Hicri olduğu da yanlıştır. Osmanlı bu takvimi yalnızca 1. Mahmut dönemine kadar kullanmış ve sonra terk etmiştir.
     1. Mahmut, 1678'de maliye alanında Jülyen takvimi (Osmanlı'daki adı: "Rumi takvim") kabul etti. 1839'dan sonra da tüm resmi ve mali işlemler, yılbaşını tıpkı Romalılar gibi (Rumi, Romalı demektir) 1 Mart kabul eden bu takvime bağlandı.
       Jülyen takvim uygulaması, yerini 1 Mart 1917'de "Takvim-i Garbi" diye anılan ve 1 Ocak'ı yılbaşı alan Gregoryen takvime terk etti.
       Bu takvimin TC'deki adı "Miladi takvim" olacak, 1926 yılında 1 Ocak yasalaşacaktır. (1 Mart, 1983 yılına kadar mali yılbaşı olmaya devam etti, bu tarihte mali yılbaşı da 1 Ocak'a çekildi). 1 Ocak, 1935 yılında da resmi tatilleşecektir.
       Osmanlı'nın 17. yüzyılda kabul ettiği Jülyen (Rumi) takvimin düzeltilmesiyle yapılan ve yine Osmanlı'nın 19. yüzyılda kabul ettiği Gregoryen (Miladi) takvimin yılbaşı ilan ettiği "1 Ocak"ı bugün yeniden tartışmak acaba ne kadar anlamlıdır? Yanıtı yukarıda...



Yazara E-Posta: m.asik@milliyet.com.tr