Dışarıda fırtına yok ama marinadan çıkamıyorum

18 Ağustos 2013

Marinada kalıp seyre çıkmayan denizcilerin temel gerekçesi fırtınalı havadır. Orhaniye Martı Marina’nın çevresinde sayısız cennet gibi koy olmasına rağmen, marinanın içindeki atmosfer öylesine çekici ki dışarıda süt liman hava olmasına rağmen marinadan çıkmak istemiyoruz hiç

Martı Marina, bulunduğu konum itibarıyla Türkiye’nin en güzel marinalarından biri... Tam cennetin içinde... Yatçılar için ideal olan, marinadan çıkıp etrafı ağaçlarla çevrili sakin bir koya demirlemektir. Orhaniye’deki Martı Marina’dan çıktıktan sonra, kısa mesafelerde cennet gibi sayısız koy var.
Marinanın bulunduğu Orhaniye Koyu da eşsiz güzellikte. Marinanın atmosferi deseniz keza öyle. Öğleden sonraları başlayan hafif esinti, bu sıcaklarda marina içinde sıkılmadan vakit geçirmenizi sağlıyor. Özellikle Okan Kitapçı’nın işlettiği Mistral görülmesi, yaşanması gereken
bir tesis. Ege mutfağı ve Tayland mutfağından harika örnekler sunuyor. Mistral, sadece bir lokanta değil. Çam ağaçları, begonviller, sardunyalar içinde havuzu, plajı, barı ile tam bir çekim alanı. İnsanın marinadan ve Mistral’den ayrılıp seyre çıkası gelmiyor. Canlı müzik yapan müzisyenlerin yanı sıra kimi akşamları da Okan Kitapçı, gitar ya da piyano çalıyor. Arada ben de havaya girersem özel imalat kontrbasla kendisine eşlik ediyorum.
Bir denizciye “Neden marinadasın, neden denize çıkmadın?” diye sorduğunuzda, cevabı bellidir: “Dışarıda fırtına var, o yüzden çıkamıyorum.” Oysa Martı Marina’da durum farklı... Dışarıda
fırtına yok ve marinadan çıkamıyorum. Marinanın ve Mistral’in atmosferi bizi bağlıyor. Dışarıda bir koyda bulacağımız her şey burada fazlasıyla mevcut.

Yazının devamı...

Kalabalık Rodos’ta sakin bir koy

11 Ağustos 2013

Sert bir havada Rodos seyri yaptık. Adanın doğusunda harika bir koy ve restoran buldum. Tahminlerinde yanılmayan Yunanistan’ın Poseidon sitesi ile bizim Meteoroloji, üç gün üst üste 7 kuvvetinde fırtınamsı rüzgar verirken, dönüşte mutedil bir hava vardı

Mandraki Limanı girişindeki iki sütun üzerinde dev bir Zeus Heykeli yer alırmış. Şimdi Zeus’un ayaklarının bastığı bu yerde geyik heykelleri bulunuyor.

Yıllardır Rodos’a gitmemiştim. Marmaris’in hemen karşısında çok popüler olan bu Yunan Adası’nın Mandraki Limanı’nda bağlanacak yer bulmak gerçekten çok zor. Aradan geçen zaman içinde limana acenteler sayesinde bir düzen gelmiş. Marmaris’ten çıkmadan önce acenteyi arayıp yer ayırttığınızda bir sorun yok. (Tekneyle gidecekler için Navigo acentesinden Rodoslu Türk Figen Karayousuf’un telefonu: 0030 694 010 8130) Yer bulma, giriş ve transitlog işlemleri için 50 avro acente alıyor, 50 avro transitlog bedelini de Liman otoritesine ödüyorsunuz. 25 avro da limanda bir günlük bağlama parası... Aldığımız translogla üç aya kadar Yunanistan sularında gezme olanağı var. Biz iki gün Rodos, sonra da Simi’ye, oradan da diğer adalara geçme planları yaptık. Denizde yapılan planlara hiçbir zaman tam olarak uyulamaz. Hava şartları önce gelir.
Rodos’a akşamüstü saatlerinde girmiştik. İlk akşam merkezde tarihi kale içini gezdik. Ertesi gün bir araç kiralayıp Rodos’un doğusunda Haraki Koyu’na gittik. Kalabalıktan geçilmeyen Rodos’ta küçük, sakin bir koy. Etrafı tavernalarla ve denize sıfır iki katlı küçük pansiyonlarla çevrilmiş. Tekneyle gitmeyip de Marmaris’ten feribotla gitmeyi planlayanlar için pansiyon fiyatları da makul. İki kişilik odalar 40-50 avro arasında değişiyor. Argo Restoran’da tıka basa kalamar, ahtapot salata, ahtapot ızgara, midye pilaki, salatalar, bölgenin yabani otları, imambayıldıyı andıran patlıcan, yerel yabani otlar, dondurma yedik. İçtiklerimiz dahil, adam başı 40 lira
hesap ödedik.

Yazının devamı...

Marinalar, denizcilik ve turizm...

4 Ağustos 2013

Bu yaz herkes Yalıkavak Palmarina’yı ve bu marinadaki restoranların fiyatlarını konuşuyor. Palmarina gibi marinalara ihtiyacımız var ama bütün marinalar onun gibi olmaya kalkarsa ortada denizci kalmaz. Palmarina’nın turizme katkısını alkışlarken Marmaris Yat Marinagibi denizci dostu marinalara ihtiyacımızı hiçbir zaman unutmamalıyız

Marmaris Yat Marina, Akdeniz’in en büyük marinası. Fiyatları makul, bakım onarım bakımından da mega yatlara en iyi servis sağlayan marinaların başında geliyor.

Bu yaz gazetecilerin kaleminde, herkesin dilinde Bodrum Yalıkavak Palmarina var. Marinanın yenileme inşaatını gezdiğim mart ayında “Sadece Türkiye’nin jet sosyetesi değil, dünya jet sosyetesi Palmarina’ya akacak, Güney Fransa ve İtalya’dan çok sayıda mega yat Türkiye’ye gelecek” diye yazmıştım.
İnşaat tamamlandıktan sonra Palmarina’ya henüz gitmedim. Ortalık sakinleştikten sonra ziyaret edeceğim. Ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla Yalıkavak Palmarina, sadece teknelerin bağlandığı bir liman olarak değil, bir turizm merkezi olarak sivriliyor. Lüks butikler ve
restoranları ile ön plana çıkıyor. Restoranlarda ve barlarda astronomik hesaplardan söz ediliyor.
Şimdilerde herkesin Palmarina’yı ve buradaki mekanların fiyatlarını yazması, uzun süredir anlatmaya çalıştığım bir konuyu çok net bir şekilde ortaya koymama yardımcı oluyor.

Yazının devamı...

Rüzgarınız bol değil, kolayına olsun

14 Temmuz 2013

İyi dilek temennisi olarak “Rüzgarınız bol olsun” diyorlar. Bol dediğiniz rüzgar, 8-9 kuvveti bulduğu zaman ateistler bile tek Tanrı’ya inanmaya başlıyor. İşin doğrusu Sadun Boro’nundediği gibidir aslında: “Rüzgarınız kolayına, denizleriniz sakin,neşeniz daim olsun”

Yelkencilerin en sevdiği rüzgar hızı 15 ile 25 knot arasındadır. Hele bir de kafadan değil de kıç omuzluktan gelirse işler iyice kolaylaşır, o yelkenin keyfine diyecek yoktur. Bu fotoğraf, 15 knot civarında esen bir rüzgarda, Marmaris koyunun içinde çekildi...

er alanda olduğu gibi denizcilikte de doğru bildiğimiz yanlışlar vardır. Geçenlerde bir arkadaşımın denizcilik ve yelkenle ilgili bir yazısını okuyordum. Kendisi aynı zamanda iyi bir yelkencidir de... Yazının sonunda iyi dilek temennisinde bulunmak adına, “rüzgarınız bol olsun” diye yazmış. Esasında çok yanlış. Rüzgarınız bol olsun temennisini, sadece birkaç kişiden duysam geçip gideceğim ama son zamanlarda iyi niyet dileği adına bunu söyleyenler çoğaldığı için artık yazayım dedim.
Bu iyi niyet temennisini dilimize Sadun Boro kazandırmıştır. Doğrusu “Rüzgarınız bol olsun” değildir. Sadun Abi’nin sözü tam olarak şudur:
“Rüzgarınız kolayına, denizleriniz sakin, neşeniz daim olsun.”
Bol rüzgar ile rüzgarınız kolayına çok farklı anlam taşır. Biz denizciler, rüzgarın gücünü saatteki hızıyla ölçer ve ona göre adlandırırız. Ölçü birimi olarak da deniz mili ile eş olan (1852 metre) knot kelimesini kullanırız. Kuvvetini de bofor ölçeği ile ifade ederiz. Bofor skalası da sıfırdan başlar 12’ye kadar çıkar. Bu vesile ile de yeni başlayan denizciler için rüzgarı biraz anlatmakta fayda var.

Yazının devamı...

Başbakan’ın gizli cenneti

7 Temmuz 2013

Başbakan’ın geçtiğimiz hafta İzmir, Urla’da çok az kişinin bildiği Hacılar Koyu’nda tatil yaptığı haberleri çıktı. Esasında o koyun adı Sarpdere’dir. Sadun Boro, “Vira Demir” adlı rehber kitabında burası için “Çeşme-Kuşadası arasındaki en güzel iki koydan biridir” der. Burayı çok az kişi bilir ama herkesin bildiği sosyetik tatil beldesi Alaçatı’nın sadece üç koy bitişiğindedir. Burası, benim de yazmaya elimin gitmediği favori koylarımın arasındadır

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta sonu kimseye haber vermeden gittiği İzmir, Urla Zeytineli Köyü’nün sahilindeki Hacılar Koyu, orta Ege’nin az bilinen en güzel koylarından biridir. Esasında bu koyun gerçek adı Sarpdere’dir. İlçe sınırları bakımından Urla’ya bağlı olmakla birlikte Çeşme yarımadasının güneyinde yer alır. Alaçatı ile Sığacık arasındadır. Denizden girişte hemen iskele baş omuzluğunuzda kalan bölgede içinde cami de bulunan bir site inşa edilmiştir. Bu nedenle halk arasında Hacılar Koyu olarak da anılır.
Ünlü denizcimiz Sadun Boro, “Vira Demir” adlı kitabında Sarpdere için şöyle yazar: “Çeşme-Kuşadası güzergahı üzerinde, hem en korunaklı, hem de en güzel doğaya sahip koylardan bir tanesi Sığacık Körfezi içindeki Gökliman (Kokar), diğeri de Sarpdere, Nergis Koyu’dur. Batıdan gelirken Sarpdere Limanı’nın girişi, arkasındaki arazi yapısı ile aynı karakterde olduğu için önüne gelene kadar belli olmaz. Dümbelek Adaları’nı bordaladıktan sonra, tam doğru rotada yol alınırsa, 3.5 mil sonra liman ağzına gelinir... Sarpdere Limanı, içeride üç kola ayrılır. Bir koy, kuzeye doğru yarım milden fazla girer, kumsal ve plajla son bulur. Burada tel örgüler içinde kırmızı kiremitli 15 evlik özel bir site vardır. Cami ve minaresi güneyden gelirken uzaktan görülür. Plajın önünde 4-5 metre kum yosun zemine demirlenir. Kıble ve lodos hariç her havada barınılır. Sitenin bekçileri, sahile çıkmanıza izin vermez. Kuzeydeki koyun doğu tarafında daha küçük ve güzel bir koy vardır, yarıdan sonra sığlaşır. Bu koyun ağzında 4-5 metrede demirlenir. Dip kumdur. Sarpdere’in en güzel ve korunaklı koyu girişten sonra güneye doğru daralarak inen Nergis Koyu’dur. Deniz tatlı bir meyille sığlaşır, kumsal bir plajda son bulur. Burada 3-5 metreye demirlediğiniz zaman, yeşile çalan parlak bir kum zeminin üstünde, kristalden de şeffaf bir su, teknenizi sanki havada tutar.
Sahilde su altı telefon binasının, artık kullanılmayan küçük bir binası vardır. Koya alacakaranlık çökerken, yandaki yamaçtan aşağı inen bir keçi sürüsü, size özel bir çıngırak konseri verir.”

Alaçatı’nın yanıbaşında

Yazının devamı...