Ruh doymadan karın doymaz

Ruh doymadan karın doymazUzmanlara göre fazla yemek sadece bir sonuç. Kişinin yeme alışkanlığını pek çok faktör etkiliyor. Ama kesin olan bulgu, ruhumuzu doyurmadan yani psikolojik sorunlarımızın üstesinden gelmeden kilo vermemizin imkansız olduğu

Kilo sorununun altında hiç tahmin edemeyeceğimiz nedenler olabileceğini belirten uzmanlar, kişinin ruhsal olarak mutlu olmadığı sürece zayıflayamayacağı fikrinde birleşiyor. Zayıflamak isteyen birçok insan “Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm” diye düşünüyor. Fakat tıp otoriteleri kilo sorununun pek çok faktöre bağlı olduğu, fazla kiloların başka bir sağlık sorunundan, özellikle psikolojik faktörlerden de kaynaklanabileceği konusunda uyarıyor.

“Yeme bağımlılığından kurtulmak uyuşturucuya göre daha zor”

Prof. Dr. Nesrin Dilbaz (Psikiyatr)

Neredeyse her gün yeni diyet türleri çıkıyor ama hangi diyeti verirseniz verin, hangi teknolojik aletleri kullanırsanız kullanın kişi psikolojik gereksinimini karşılayamazsa kilo vermeyi başaramıyor. Araştırmalar ruhumuzu doyurmadan karnımızı doyuramayacağımızı kanıtlıyor.

1931 ile 1999 yılları arasında, diyet yapıp kilo veren kişilere dair 898 çalışma yapılmış. Bu çalışmalara katılan kişilerden sadece yüzde 15’i verdiği kiloda kalmış. Hastalarımı gözlemliyorum; eğer diyetisyenin yanında psikolog veya psikiyatr ile bir endokrinologa da gidiyorsa kalıcı kilo verme oranı üç katına, yüzde 45’lere çıkıyor.

“Duygularımız aç olduğu için yiyoruz”

Eğer mutluysanız ve başka şeylerden haz alabiliyorsanız daha normal yiyerek de karnınızın doyduğunu hissedebiliyorsunuz. Eşinizle probleminiz varsa, işyerinde çözemediğiniz sıkıntılarla boğuşuyorsanız, kendinizden hoşnut değilseniz, suçluluk, pişmanlık, kızgınlık, çaresizlik veya umutsuzluk içindeyseniz yemeye başlıyorsunuz.

Fiziksel açlık son yemek saati ile alakalı, 5-6 saat aç kaldığınızda acıkırsınız. Duygusal açlıkta ise acıkma hissi zamanla oluşmaz, bir anda ortaya çıkar. Kişinin ne yiyeceği önemli değildir, önüne ne konursa yer. Doyup doymadığına bakmaz. Çünkü karnı aç olduğu için yemiyor, duyguları aç olduğu için yiyor.

Dopamin beynimizden salınan ve miktarı arttıkça bizim daha fazla haz almamızı sağlayan bir madde. Cinsel ilişki esnasında dopamin düzeyimiz 150 üniteye kadar yükseliyor. Yemek yediğimizde ise dopamin düzeyimiz
100 üniteye kadar çıkıyor. Dopamin mutluluk ve haz verdiği için bağımlılık yapıcı özelliğe de sahip.

Yeme bağımlılığından kurtulmak uyuşturucu bağımlılığına göre daha zor. Çünkü uyuşturucu maddeleri günlük hayatınızda her yerde görmezsiniz, yiyecekler ise her yerde ve inanılmaz cezbedici güzelliklerde. Uzak da duramazsınız çünkü yemeden hayatınızı devam ettirmezsiniz.

“Fazla kilonun ardında cinsel travma olabiliyor”

Bir kişi obezse öncelikle tıbbi geçmişinin ve mevcut durumunun incelenmesi gerekiyor. Analizlerde sağlıklı çıkan biri tüm diyetlere rağmen kilo veremiyorsa hemen bir travma olup olmadığını sorguluyoruz. Bazen kişinin yaşadığı cinsel bir travma kilo almasının sebebi olarak karşımıza çıkabiliyor.

Kişi kızgınlık, öfke gibi duygularını bastırmak için yediğini fark edince ve duygularıyla yüzleşip onlarla baş etmeyi öğrenince yemekle ilişkisi de değişiyor.

“Kişi mutsuzluğunu ve duygusal açlığını yüksek kalorili yiyeceklerle gideriyor”

Dilara Koçak (Uzman Diyetisyen)
Fazla kilo sadece kalori fazlalığı ile açıklanamaz. Hormonal problemler, psikolojik durum, hareket azlığı gibi pek çok etken var. Bu nedenle kilo probleminin tedavisinde endokrinoloji uzmanı, diyetisyen, egzersiz uzmanı ve terapist birlikte çalışmalı.

Fizyolojik yani gerçek açlık ile psikolojik yani duygusal açlık dediğimiz durum farklı duygulardan oluşur. Örneğin yalnızlık, boşluk veya stres aslında aç olmadığı halde bireyin yemek yemesinin en önemli sebeplerindendir.

Özellikle tatlılar ve yüksek kalori içeren bazı besinler bireyin kendini daha mutlu ve konforlu hissetmesi yanılgısına sebep olabiliyor. Bu nedenle kişi mutsuzluğunu, eksikliğini veya duygusal açlığını bu tür yiyecekler ile gidermeye çalışabiliyor.

Aslında bunu yaparak kendini cezalandırıyor ve suçluluk duygusu ile çok daha fazla yemek yiyor. Bu kısır döngü sürekli yemek yemeyi ve kilo problemini doğursa da bu kişiler yemeğin verdiği tatmin olma duygusundan kopmakta çok zorlanıyor.

“Zayıflamak için sadece diyetten medet ummak mucize beklemektir”

Sadece diyet listesinden medet ummak ve mucize beklemek hayal dünyasında yaşamak olur. Popüler diyetler, otorite ağırlıklı ve çok kısıtlayıcı listeler uygulayan kişi kilo kaybedebilir ama bu kalıcı olmaz.

Önce şu sorgulama yapılmalı: Size verilen diyet sizin için mi planlandı, sevdiğiniz yiyeceklere sınırlı da olsa izin veriyor mu, günlük hayatınızdan izole olmadan da uygulanabiliyor mu, bütçenize uygun mu, malzemeleri her zaman bulabilecek misiniz, alışveriş yaptığınız markette var mı, ömür boyu uygulamaktan sıkılır mısınız?

“Buzdolabınıza vücudunu beğendiğiniz birinin fotoğrafını koyun”

Dr. Ayça Kaya (İç Hastalıkları Uzmanı)
Fazla kilo asla fazla yemekten kaynaklanmaz, fazla yemek sadece bir sonuç. Hormonal düzensizlikler, metabolik durum, genetik ve çevresel faktörler, psikolojik durum gibi pek çok faktör kişinin yeme alışkanlıkları üzerinde etkili. Bu nedenle kilo probleminde diyet asla tek başına işe yaramaz. Bu faktörlerin tek tek elenmesi gerekiyor.

Hormonal düzensizlikler, insülin direnci, tiroid bezinin az çalışması, polikistik over kilo vermede direnç oluşturuyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar toplumda çok sık görülen D vitamini eksikliğinin de kilo almaya sebep olduğunu gösteriyor.

Demir, folik asit, omega 3 eksikliği ruh halini olumsuz etkiliyor. Mutsuz kişi enerjisini daha çok yükseltmek için daha yüksek kalorili yiyeceklere yöneliyor. Kişinin aşk acısı çekmesi veya çok sevdiği bir insanın ölmesi de depresyonu tetikleyen ve kilo almaya sebep olan faktörler.

“Kıyafet rengi bile iştah üzerinde etkili”

Kilo sorunu olan kişiler stresli veya mutsuz hissettiğinde kendisini buzdolabının önünde bulduğunu söylüyor. Bu kişiler buzdolabına vücudunu beğendiği birinin fotoğrafını koymalı. Böylece her buzdolabına gittiğinde “Ben de onun gibi olacağım” diyerek kendini durduracaktır.

Kadının kıyafet renginin bile iştah üzerinde etkili olduğuna dair bilgiler var. Lacivert ve siyah rengin iştahı kestiği düşünülüyor. Yeşil ve kırmızı rengin ise daha çok iştah açtığı söyleniyor.

Bazı diyetler karbonhidratı öğünlerden tamamen çıkarıp çok hızlı kilo verdiriyor. Ancak mutluluk hormonu olan serotoninin salgılanması için de karbonhidrata ihtiyaç vardır. Karbonhidratı kesince kişi kendini daha çok yemeğe vuruyor.

İnsan dışındaki tüm canlılar mutsuz ve stresli olduklarında iştahları kapandığı için yemeyi kesiyorlar. Olumsuz duygu durumlarında yemek yemek öğrendiğimiz bir davranış. Bu nedenle geriletilebilir.

Bir kişinin kendi isteği ile diyetisyene gidip “ben zayıflamak istiyorum” demesi çok önemlidir. Çünkü kilo vermek de sigarayı bırakmak gibi kafada bitirilmelidir. Kadınların çoğu ise eşinin veya partnerinin ilgisini kazanmak için zayıflamaya yöneliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR