ABD ve Suudi subaylar radikalleşince

Silahlı saldırı, kitlesel cinayet ABD için “vukuat-ı adiye” den sayılabilir. Özellikle, okullarda meydana gelen silahlı saldırılarda çok sayıda masum insanın hayatını kaybettiği görülür. Saldırılar bazen alışveriş ve eğlence merkezlerinde, bazen askeri üslerde, bazen de okullarda meydana gelir. Geçen hafta Hawaii deniz üssünde iki sivil çalışan bir asker tarafından öldürüldü. Aradan birkaç gün geçmemişti ki bu defa cuma günü ABD’nin en büyük deniz üslerinden biri olan Florida’daki eğitim merkezinde dikkat çekici bir saldırı oldu.

ABD’ye pilotaj eğitimi için gelen, Suudi Arabistan ordusuna mensup bir teğmen, ülkesinden getirdiği tabancasıyla üç ABD denizcisini öldürdü ve sekizini de yaraladı. Daha sonra polisle giriştiği çatışmada öldürüldü. Aslında geçmişte yaşananlara bakarak söz konusu saldırı sıradan bir olaymış gibi görülebilirdi. Ancak saldırganın motivasyonu, kimliği ve Suudi Arabistan ile ABD arasındaki politik/askeri ilişkiler dikkate alındığında, saldırı daha da dikkat çekici bir hale gelebiliyor.

Soruşturmayı yapan FBI yetkilileri, olayı terör saldırısı olarak değerlendirdiler. Genel görüş saldırganın tek başına hareket ettiği yönünde. Olay hakkında konuşan ABD Savunma Bakanı Mark Esper, yabancı ülke askerlerine ilişkin güvenlik kurallarının gözden geçirileceğini açıkladı ve yeni uygulamadan söz etti. Buna göre, yabancı ülkelere mensup askeri personelin ABD’ye gelişlerinde daha detaylı güvenlik soruşturması yapılması için yeni adımlar atılacak. Olaydan duyulan kaygılara bakınca, yapılacaklar listesinin açıklamalarla sınırlı kalmayacağı açık.

Açık kaynaklara göre, ABD’de 153 ülkeden 5-6 bin yabancı asker eğitim görüyor. En kalabalık grubu ise Suudi Arabistan ordusuna mensup askerler oluşturuyor. ABD’den milyarlarca dolar silah satın alan Suudi Arabistan ordusunun böylesine kalabalık olması elbette sürpriz değil.

Buradaki en önemli sorun, Suudi subayın, “cihatçı motivasyonla” hareket ederek, “şeytan” olarak gördüğü ABD’de saldırı gerçekleştirmesi. Nitekim bu hadise, iki ülke orduları arasında güven erozyonuna yol açabilecek nitelikte. Dahası, Suudi Arabistan’ın, ABD ve İsrail ile ilişkilerini derinleştirmesinin bazı gruplarca eleştirildiği sır değil. Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Yemen’de tutuştuğu savaşın iyice çıkmaza sürüklenmesinin de önemli sonuçları olması beklenebilir. Bu durumda teğmenin ve benzerlerinin radikalleşmesi ve saldırısı, buz dağının sadece görünen kısmı olabilir. Özellikle de velihat prens Muhammet bin Selman’a karşı içten bir tepkinin oluştuğu düşünülebilir.

Suudi Kralı, ölen ABD askerleri için Trump’ı arayarak taziyelerini bildirdi. Trump ise bunu “Ailelere yüklü bir tazminat geliyor” diye duyurdu. Bu yaklaşım, her şeye “ticari” bakan Trump’ın tutumunu ve “küresel güç” ABD’nin içinde bulunduğu durumu anlamak iyi bir örnek.