İran, gösteriler ve beklenen an

Arap Baharı tüm dünyaya kötü bir tecrübe yaşattı. İç savaşlar, şiddet, terör, ekonomik yıkım, göç bu kötü tecrübelerden bazıları. Dahası, etkilerini daha uzun yıllar hissedeceğiz.

Son günlerde İran’dan gelen haberler, sosyal medya görüntüleri pek iç açıcı değil. Protestolar, polisle çatışmalar, sokak hareketleri sürüyor. Bütün bunlar ister istemez insana Arap Baharı’nın ilk günlerini hatırlatıyor. Her ne kadar bugünkü gösterilerin nedeni hükümetin benzin fiyatlarına yaptığı zam olarak ifade edilse de, gerçek nedenler daha derinde ve çeşitli. Ekonomik gidişattan, yüksek işsizlikten, yolsuzluktan, rüşvetten, kötü yönetimden, devlet bütçesinin hırslı dış politik amaçlar için sarf edilmesinden, iç göçten rahatsız bir ülkenin halkı tepkisini gösteriyor. Tepkiler zaman zaman rejimi hedef alırken, etnik sorunları, mezhebi farklılıkları da su yüzeyine çıkartıyor.

Dahası, ABD’nin nükleer politikalar nedeniyle İran’a uyguladığı ambargo sorunları derinleştirmekte bir yandan da katalizör etkisi yaparak hükümeti çözüm imkânlarından yoksun bırakmakta. Devrimle gelen rejimlerin kendisini koruma arzusunun yoğun ve kaygıları giderme mekanizmalarında çeşitli olduğu biliniyor. Üstelik devrimi yapan jenerasyon, İran örneğindeki gibi, hâlâ sistemdeyse hassasiyet ve dayanıklılık daha da güçlü olabilmekte. Nitekim rejimin geçmişte birkaç defa dayanıklılık testinden başarıyla geçmesi biraz da buna bağlıydı.

Bu sefer sorunun yönetilmesini zorlaştıran husus ABD ambargosu nedeniyle ülke ekonomisinin kötü etkilenmesi ve bunun her alanda hissedilmesi. Nitekim yaptırımlar sonucu İran’ın petrol ve doğal gaz ihracatı neredeyse %80 azalmış durumda. Bu İran için yönetilmesi zor bir durum.

İran’a ambargo uygulayan ABD’nin beklentisinin rejimi zorlayacak biçimde içten kaynaklanan sokak hareketleri ve çatışmalar olduğu, bunu ise ekonomik bir krizin tetikleyebileceği bir sır değil. Bugünkü yaşananların ABD’nin beklediği an olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak ABD yetkilileri yaptıkları açıklamalarda, “barışçı gösterileri” desteklediklerini ilan ettiler. Konuyu, İran’ın fanatikçe sürdürdüğü nükleer silah ve füze programı ile terörizme verdiği desteğe, bunun neden olduğu ekonomik krizlere bağladılar. Dahası, protestoculara arka çıkan, hükümet politikalarını eleştiren bu açıklamalar Suudi Arabistan, BAE, İsrail tarafından da paylaşılmakta.

Irak’ta devam eden ve İran’ı hedef tahtasına koyan gösterilerin İran sokaklarına sıçramış olması elbette tamamıyla masum değil. Ancak İran hükümetinin biraz çaresizlik, biraz da sarsaklığından yaptığı benzin zammı gösterilerin fitilini ateşlemiş bulunuyor. Mevcut gösteriler, ABD ve müttefiklerinin istediği, rejim değişikliğine yol açacak zeminin hazırlanmasına yeter mi, yoksa saman alevi gibi söner mi, bekleyip göreceğiz.

Ancak İran devlet cihazı, (Ordu, Polis, Devrim Muhafızları, İstihbarat, özellikle de orta ve küçük rütbeliler), devlet ideolojisinin ne kadar kavrayıcı olduğu, siyasi iradenin karar vermede tereddütlü davranıp davranamayacağı ve dış müdahale çok önemli ve belirleyici. Dini liderin benzin zammını destekleyici açıklama yapması, protestocuların meşruiyetini erozyona uğratırken, gösterileri dağıtmak için kuvvet kullanmaya da doğrudan destek anlamına geliyor.