NATO ve “Uzay Komutanlığı”

NATO üyesi ülkelerin liderleri 3-4 Aralık tarihlerinde Londra’da toplanacaklar. Geleneksel olarak, liderlerin toplantısında, önce üye ülkelerin savunma ve dışişleri bakanları bir araya gelmekte ve gündem detaylarını açığa kavuşturmaktalar. Bu yılın dikkat çeken konularından biri “uzay”. Uzay, bir başlık olarak liderlerin gündeminde yer alacak. Liderler NATO’nun “uzay” ile ilgili hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmak için gereken stratejileri tartışacaklar. Ortaya bir yol haritası konulacak.

Aslında bu konu, savunma ve güvenlik çevreleri için yeni bir husus değil. Çünkü Soğuk Savaş döneminde ABD’nin meşhur “Yıldızlar Savaşı” projesi kapsamında da çokça tartışılmıştı. Sovyetler Birliği’ni daha fazla askeri harcama yapmaya ve ekonomisini çökertmeye yönelik bu proje, 1980’lerin sonunda beklenen sonucu vermişti.

ABD Başkanı Trump, 29 Ağustos 2019’da “Uzay Kuvvetleri Komutanlığı’nı” tanıttığında konu gündemde kendisine yer bulmuştu. Trump, bu kuvvetin “dünyanın yörüngesinde ABD çıkarlarını hedef alan saldırıları önlemek amacıyla” kurulduğunu söyledi. Bunun değişen güvenlik ve tehdit ortamına bir cevap olduğunu açıkladı. Amaç, “stratejik öneme sahip uyduların saldırılardan” korunmasıydı. Nitekim ABD, risk ve tehdit algısını müttefikleriyle paylaşıp, bilahare konuyu NATO liderleri gündemine taşımış görünüyor.

İlk uydunun gönderildiği 1957 yılından beri Dünya yörüngesine yaklaşık dokuz bin uydu yerleştirildi. Halen bunun beş bine yakını dönmeye devam etmekte ancak bunlardan iki bine yakını faal durumda.

Uyduların 901’i ABD, 299’u Çin, 153’ü Rusya ve 709’u da diğer ülkelere ait. ABD’nin uydularının aidiyeti ise şöyle: 38’i sivil amaçlı, 523’ü ticari, 164’ü çeşitli devlet kurumlarına ait ve 176’sı askeri amaçla kullanılmak üzere yörüngeye yerleştirilmiş bulunuyor. Uydular TV’den telefona, navigasyondan iş ve finans dünyasına, meteorolojiden çevre ve iklim gözetlemeye, güvenlikten doğal kaynakların izlenmesi ve tespitine, sosyal, ekonomik değişimin izlenmesinden, uzay bilimlerine ve istihbarata kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor.

ABD, Sovyetler Birliği ile giriştiği rekabette etkili olmak için benzeri bir komutanlığı 1985 yılında kurdu. Soğuk Savaş bittikten bir süre sonra, 2002’de bunu lağvetti. Bu gün ise benzeri bir komutanlığın kurulmuş olmasının öncelikli nedeni elbette Çin. Çin, uzayda da ABD için etkili bir rakip olarak görülmekte. Dahası, Çin’in 2007 yılında anti balistik bir füze fırlatarak yörüngedeki eski bir uyduyu vurması, ABD’yi teyakkuza geçirmeye yetti.

Çin’in eylemi gerek niyet gerekse yöntem olarak uyduları hedef almıştı. O günden sonra ABD, keşif, gözetleme, sinyal, muhabere, küresel konumlanma, elektronik savaş ve istihbarat verisi toplayan, hedef tespiti ve füzelerin işlevleri için hayati olan uyduların savunulması konusunda çalışmayı sürdürdü. Benzer bir belgeyi 2011-12 yıllarında NATO’da kabul ettirme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da bu sefer ABD, üye ülkeleri uzay ve uyduların savunulması için ikna edecek gibi görünüyor.