Ortadoğu’da sivil hayatın silahlanması

Ortadoğu silah ve patlayıcı deposu haline gelmiş durumda. Sadece devletlerin silahlanma-sından söz etmiyoruz. Devlet dışı aktörlerden; teröristlerden, suç örgütlerinden, aşiretlerden söz ediyoruz. Dahası, birçok devlette olmayan cinsten silahlar bile söz konusu grupların elinde. Örneğin Yemen’de Husiler 600 km menzilli füzelere sahip. Bu gün alçak irtifa hava savunma füzeleri, güdümlü tanksavarlar gibi pahalı ve sofistike silahlar herkesin kolaylıkla sahip olabileceği sıradan mallar haline gelmiş durumda. Devletler bu gelişmenin yol açacağı sorunları şimdilik görmezden gelse de orta vadede ciddi sorunlar yaşanacağı açık. Merak edilen ise böylesine etkili silahların, patlayıcıların bölgeye nereden, nasıl geldiği, terörist grupların eline nasıl geçtiği.

Konunun uzmanları silahların el ve yer değiştirmesine dair metotları beşe ayırıyor. İlk sırada karaborsa ve değişmez elemanları kaçakçılar var. Kâr yüksek ve talep varsa, piyasa koşulları alıcı ve satıcıyı bir araya getiriveriyor. Kaçakçılar çatışma bölgesine üşüşüyor. Devletler çöküp sınırlar zayıfladığında ise piyasa daha da hareketleniyor. Kaçakçılar karadan, denizden, havadan elverişli rotalar belirleyip her türlü silahı, mühimmatı sahaya taşıyorlar. Bazen son kullanıcılar da para için ellerindeki silahları satışa çıkartabiliyorlar. Örgütler, gruplar birbirlerinin tedarikçisine dönüşüyor.

Diğer modelde, kimliğini saklamak isteyen devletler ön plana çıkıyor. Ya alt yüklenici ya da müşteri olarak kaçakçılarla iş tutmayı tercih ediyorlar. “Sahte şirketler, tüccarlar” piyasayı dolduruveriyor. Yapılan iş sorunlu ise literatürdeki adıyla “gri pazar” oluşuyor.

Bazen de devletler silah tedarikini açıktan yaparlar. Savaşa, iç savaşa müdahalede kimliği gizlemek gerektirmiyorsa, iş hukuki, siyasi kılıfa uydurulur silah ve mühimmat açıktan tedarik edilir.

Diğer yöntem ise, savaşan grupların basit imalatlar yapmaya başlamasıdır. Sivil kullanımlı araçların küçük müdahalelerle askeri malzemeye dönüşmesi, cephane imalatı buna örnek.

Sivil savaş iç savaş gibi ortamlarda en çok bilenen yöntem, çöken devletlerin askeri malzeme ve silahlarının gruplar tarafından yağmalanması, çalınmasıdır. Ya da, Sovyetler Birliği çöktüğünde sıkça görüldüğü gibi, disiplin sistemi çökmüş, kontrolden uzak askerlerin/polislerin silah ve malzemeleri karaborsaya sürmeleri gibi.

Bugün terör ve suç örgütlerinin elinde sadece geleneksel değil, güdümlü tanksavar, alçak irtifa uçaksavar füzeleri gibi ağır ve sofistike silahlar var. Dahası, bunları kullanacak bilgi ve tecrübeye de sahipler. Tüm bunların siyasi, güvenlik ve suç dünyası üzerinde beklenmedik etkilerinin olacağı açık. Sorunların çözümünün sadece savaşta görüldüğü bir bölgede yaşamak ister istemez herkesi sorunların ortağı yapmaya yetiyor. Nitekim gerek Birinci gerekse İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sivillerin, örgütlerin elinde kalan silahların ne gibi gelişmelere yol açtığına bakmak yeterli. Üstelik sınırların delik deşik olduğu, devletlerin çöktüğü bir dünyada etkilerin sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağı da bir gerçek.