Hayatınızdaki Kişileri Değiştirmeye Zorlamayın.

18 Haziran 2018

Bu mümkün değildir. Her zaman derim siz yorulduğunuzla o bunaldığıyla kalır.

Kişinin değişime hazır ve açık olması çok önemlidir. Eğer bir kişi buna kapalıysa ne yaparsanız da, ne söylersiniz de etkili olamazsınız. Ancak o kişi buna hazır ve açıksa bir sözünüz bile hayatında farkındalık oluşturur. Keskin inançları olan birine değişmesini söylemek yararsızdır. Her insan değişime farklı tepki verir. Özellikle bu talep karşıdan geldiyse direnme gösterebilir. Çünkü bu gerçekleştiğinde kendi olmaktan çıkacağını savunurlar "ben böyleyim beni böyle kabul et, huy değişmez" gibi sözlerle tepki verirler.

Nasreddin Hoca’ya yaşını sormuşlar, "kırk beş yaşındayım" demiş.

Birisi, “Hoca sen beş yıl önce de kırk beş yaşındayım dedin, nasıl oluyor bu?” diye sormuş.

Hoca, "erkek adam sözünden dönmez" demiş.

Hoca, burada değişimi reddetmenin insanı bazen nasıl gülünç duruma düşüreceğini gösteriyor aslında…

Ancak bazen de birini zorla değiştirmeye çalışmak harika bir elmadan zorla armut olmasını istemek gibi bir şey…

Bir değişim istiyorsak kendimizden başlamalıyız. Eğer çevrenizdeki insanlar isterlerse zaten sizdeki bu değişime uyum sağlar ve aynı frekansa çıkar. Bu arada siz değiştiğinizde farkında olmadan çevrenizde değişmeye başlar. O frekansa çıkamayan- uyum sağlamayan kişiler birer birer üstelikte siz hiçbir şey yapmadan hayatınızdan çıkar. Hayatınızdaki rolü bitmiştir. Bir kere birbirinizin frekansından düştüğünüzde zorlasanız da o eski tadı bulamazsınız. Geçmişe dönüp baktığınızda ne kadar çok insanla tanımış olduğunuzu ama ne kadarıyla yola devam ettiğinizi gördüğünüzde bunu daha net anlarsınız. Ajda'nın dediği gibi "

Yazının devamı...

Kallmann Sendromu

23 Nisan 2018

Geçenlerde Kallmann Sendromu konulu bir Konferansa davet edildim. İtiraf etmeliyim ki o güne değin bu hastalığın adını bile duymamıştım. Eğer şu an bu yazıyı okuyan sizlerde ilk defa duymuş iseniz bu yazı amacına ulaşmış olacak. Çünkü niyetim bu konuyla ilgili farkındalık oluşturulmasında ufacık da olsa bir katkı sağlamak.
Peki neymiş Kallmann Sendromu?
Önce bu hastalıkla yıllardır mücadele veren arkadaşlarımızdan neler yaşadıklarını dinleyelim. Ben çok etkilendim.
Köksal Ünlü; “Hiçbirinizin haberi yok! Ama zorlu bir gençliğim oldu benim. Ortaokulda arkadaşlarım hep dalga geçti; Çünkü sesim “kız” gibiydi. Erkek adamın sakalı gür olurdu; Benimse yüzüm tertemizdi. Hiçbir zaman bir bahar sabahı hava nasıl taze çiçek kokar bilmedim. Hiç bir kahve mis gibi kokmadı bana mesela Neden mi? Çünkü koku alamıyorum ben. Bir kere bile deniz kokusunu içime çekemedim. Taze simidin kokusuna bir Karaköy kadar aşina değilim anlayacağınız. Ama en zor olanı neydi biliyor musunuz? Yalnızlık, tek başınalık… Hep gizlendim! İnsanlar benim farklılığımı anlamasın arkamdan alay edip gülmesin istedim. Kimse benim hastalığımın adını söyleyemezken ben onunla yaşamayı onu kabullenmeyi öğrendim. “cümleleri ile devam eden tiradı ile katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı.
2017 senesinde öncü olduğu Kallmann Sendromu Vakfı’nın zeminini hazırlayan, “Ben Kallmannım” kitabının yazarı A.Uygur Öztürk; “Aslında kitabımda da anlattığım gibi, küçük bir kasabada büyüdüm. Okul dönemimde kıza benzediğimi söylerlerdi hep, en büyük zorlukları o dönemlerde yaşadım. Odaklanma sorunum olduğundan hiçbir dersten iyi not alamadım. Eziklik psikolojisine sahiptim, ‘Allah beni böylece tek başıma yarattı’ diye düşünürdüm.Tedavi olmak için para kazanmak istedim, bu sayede ticarete başladım. 12 sene önce doğru teşhisle tedaviye başlayınca hayatım değişti. Kendimi şu an hasta hissetmiyorum. Artık çocuk sahibi olabilirim, bu da doğru tedavi sayesinde mümkün oldu. Yalnız olmadığımı bugün daha iyi anladım. Rahat olun, özgür olun ve güçlü olun” diyor..
“Kallmann Sendromu’nun Psikolojik Tedavisi ‘Yalnız Olmadığını Bilmek”
Biyomedikal bilimci ve Kallmann hastası, aktivist Neil Smith; “Biz işe, ‘bu hastalık neden konuşulmuyor’ sorusu ile başladık. Bu sendromu başkalarıyla paylaşmayan, kendini ezik hisseden insanlara yardımcı olmaya çalıştık. Arkadaşlara, hastalara, doktorlarla nasıl konuşulması gerektiğini anlatıyoruz. Hem hekimlerin, hem insanların nadir hastalıkların farkında olmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kallmann Sendromu teşhisi kolay koyulmuyor. Yaklaşık 30 tane gen, Kallmann Sendromu’na sebep olabiliyor. Teşhisi bu kadar zor olduğundan, bazı hastalar öğrenemeyebiliyor. Sendromun en dikkat edilmesi gereken etkilerinden biri, psikoloji boyutu. Bu sendrom, psikolojik olarak bizi çok etkiliyor çünkü yetişkinlik dönemini kaçırıyoruz. Sonraki dönemde özgüven eksikliği meydana geliyor ve sürekli yeterli olmadığınızı düşünüyorsunuz. Beraberinde de sosyal açıdan izole olmaya başlıyorsunuz. Tüm bunları yaşarken sizi rahatlatan tek şey, yalnız olmadığınızı bilmek. Bu yüzden hastalar ve Avrupa’daki uzman doktorlar ile birlikte çalışmalar yapıyoruz, toplantılar düzenliyoruz. Bu konuda bilgilendirmeler yaparak Kallmann Sendromu’nu duyurmaya ve fark yaratmaya çalışıyoruz” açıklamalarında bulundu.
Bu yazıyı sonuna kadar okumuş iseniz hassasiyetiniz için kalpten teşekkür ederim.
Ve eğer bu konuyla ilgili farkındalık oluşturulmasına bende bir katkıda bulunmak isterim derseniz lütfen bu yazıyı paylaşarak destek verin.

Nur DemirSevgiler tüüm kalbimden:)

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/

instagram.com/nrlblog/

Nur Demir

Sevgiler tüüm kalbimden:)

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/

Yazının devamı...

Enerji Vampirlerinden Korunmak

16 Nisan 2018

Hepimizin etrafında enerjisiyle yoran, yargılayan eleştiren, her şeye olumsuz bakan ve dolayısıyla enerjimizi düşüren aşağıya çeken insanlar var.
Enerji vampiri dediğimiz bu insanlardan korunmak için yapmamız gereken şeylerden biri onları dikkate almamak…
Bu insanların sizinle ilgili söylediği ima ettiği olumsuz hiçbir şeyi dikkate almayın. Çünkü bu onların ruh durumları kendi iç dünyasıyla alakalı. Siz bunu asla kişisel algılamayın. Kendi inandıkları neyse o şekilde düşünüyorlar. Dolayısıyla sizde gördükleri şeyde kendi iç dünyalarının yansımasından başka bir şey değil.
Ve bu insanlar tamamıyla bu negatiflikten besleniyorlar.
Siz kabul etmedikçe onay vermedikçe bu enerjilerini size geçiremezler. Unutmayın hiç kimse size kendinizi değersiz hissettiremez. Ancak siz izin verdiğinizde bunu gerçekleştirir. Siz kendinizi ne kadar önemserseniz karşınızdaki de o kadar değer verecektir.
Uyanış kitabından şu bölüm çok etkileyici;
“Başkalarının kendilerine kem gözle baktıklarını kendileri için kötü şeyler düşündüğünü sanıyorlar. Aslında gerçek öyle değil sen bu şekilde dile getirerek kendine o kötülüğü çekmiş oluyorsun.
Evini mavi boncuklarla doldursan da sen birisinin senin için fenalık düşündüğünü kabul edip söylediğinde… Bitti! Kapıyı açtın demektir…”

Nur DemirSevgiler tüüm kalbimden:)

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/

instagram.com/nrlblog/

Nur Demir

Sevgiler tüüm kalbimden:)

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

Yazının devamı...