Nuray Mert

Nuray Mert

nuray.mert@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Kahire’deki, ‘mezar evler’i hiç duydunuz mu? Mısır’da, herhalde İslamiyet öncesi âdetlerin kalıntısı olan, ‘mezar evler’ var. Koca bir mezarlık, altına ölülerin gömüldüğü, küçük ‘ev’lerden oluşan tuhaf bir manzara sergiliyor. Zaman içinde Kahire’ye göç eden yoksulların bir kısmı yerleşmiş oturuyorlar. Zamanla bir tür mezar bekçisi haline de gelmişler, mezar sahibi aileler de duruma ses çıkarmıyor. Aileden biri ölünce evin altına gömülüyor, hayat devam ediyor.
Mısır’daki yoksulluğun, Kahire’ye göç edip bu yoksulluğu şehre taşıyanların acıklı hali kuşkusuz çok düşündürücü. Ama yalnız o değil. Mezar evlerde oturanlar, durumu fazlasıyla kanıksamışlar, bazıları çanak anten taktırmış, otomobillerini evin önüne çekmiş, nargilelerini yakmış oturuyorlar.
Türkiye’de, özellikle 12 Eylül sonrası dönem ve Kürt meselesinin seyri bana, mezar evleri çağrıştırıyor. Otuz bini aşkın insanımızı, göz göre göre toprağa gömmüş, durumu kanıksamış, üzerlerine oturmuş yaşıyoruz. Sayı ile can hesabı yapılmaz, ama can hesapsız sayılamaz, böyle kolay harcanmaz!
Düşünün, günümüzde birçok savaşta, dünyayı ayağa kaldıran birçok çatışma bölgesinde bu kadar insan ölmüyor. Tüm bunların olduğu bir ülkede, Seçim Kanunu’nun bilmem kaçıncı maddesinin hükmü kalmaz. Kalırsa, işler daha da sarpa sarar.

Beyrut’ta veto sorusu...
Hafta sonu Beyrut’taydım. Tuhaf ama, içten içe kaynayan ve aylardır hükümet krizini aşamayan Lübnan, şimdilik bölgenin en sakin yeri. Yine de, ne olup bittiğine bir göz atmak istedim. Oradan Suriye’ye geçmeye çalıştım, olmadı. Tam bu esnada, YSK’nın, BDP’nin desteklediği bağımsız milletvekillerinin yedisini veto eden kararı ve ardından olanları haber aldık. Lübnan’da olanlar üzerine konuşmak üzere buluştuğum önemli bir gazeteci, Lübnan’ı kısa geçip, bana Türkiye’de olanları sordu. Orada kalmanın anlamı olmadığı ortadaydı, hemen döndüm. Bu ruh hali ile şimdilik sadece bunları yazmakla yetiniyorum.