Fevzipaşa Bulvarı’nda abbara

Mimar Kemalettin Çarşısı’nda 1. Ulusal Mimarlık Dönemi’nde inşa edilen yapıları, usta bir ressamın fırçasından çıkmış bir sanat eseri gibi seyrederim. Bu bölgede 1922 yangınından zarar görmüş veya tarihten silinmiş hanlar, hamamlar hatta kiliselerin olduğu biliniyor. 1922 yangınından etkilense de ayakta kalmayı başarmış, yıllardır kapalı olan Çukur Han’ı görmek için Kadıoğlu Han’ın abbarasından geçip Mimar Kemalettin Caddesi’nden kuzey kapısına doğru yürüdüm. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde adı geçen, 17. yüzyıla tarihlenen Çukur Han’ın raspalanmış duvar ve nişlerini, volta döşemelerini, tonozlarını, kapı ve pencere sövelerini, hayvanların su içtiği yalağı ve birçok detayı gördüm. Özellikle yaptığı işe güvenen restoratörlerin konuya merak duyan İzmirlilere ara sıra şantiyelerini açmaları sevindirici bir olay. Zeminde avluya bakan ve üst katlarda bulunan han odalarına nasıl fonksiyon verilecek, göreceğiz. İçinde sanat galerilerinin olduğu, Ege mutfağının sergilendiği yeme içme mekânlarına dönüşmesi, sanırım arastaya daha çok hareket getirir.

Kente kazandırılmalı

Dönüşte, tekrar Fevzi Paşa Bulvarı’na geçiş veren, yaklaşık 3 metre genişliğinde, 7 metre uzunluğunda olan yüksek tonozlu, girişte üst katlara açılan kapısı olan abbarayı kullandım. Önceki yıllarda bu sayfalarda kamusal ve özel kullanımın bir arada görüldüğü insanları, yağmurdan ve güneşten koruyan ve diğer yollara geçit veren, daha çok Güneydoğu Anadolu şehirlerimizde görülen geçitlere abbara denildiğini yazmış, İzmir’de Asansör civarında olan abbara, diğer adıyla ‘kabaltı’ örneğine dikkatleri çekmiştim. Bu kez, eski adıyla Peştemalcılar’da Kadıoğlu Han’ın altında bulunan, üst katı atölye olan, İzmirliler tarafından halen kullanılan abbaranın nadirliliğini ve mimari biçimini örnek gösteriyorum. Döneminin özelliklerini taşıyan, yuvarlak kemerli abbaranın önüne farklı bir malzemeyle beton kiriş yapılması çok hoş olmamış.

Abbaranın sağ tarafında karşılıklı dükkânların bulunduğu, çıkmazı olmayan sokağa (914) neden ‘Şeytan Çıkmazı’ adı verildiğini merak edip mahalli adlandırma için eski sokak adlarını inceledim, ancak böyle bir sokak adına rastlamadım.

Fevzipaşa Bulvarı’nda abbara

Haritalarda adı ‘Abriye En Bois’ olarak geçen, ihtimal bir dönem üstü kapalı ve korunaklı olan sokağın o yıllarda çıkmazı var mıydı? Profesyonel turist rehberi dostlarımız, İzmir turlarında Kadıoğlu Han’ın abbarasından geçirdikleri gezginlere Mimar Kemalettin Çarşısı’nda 1. Ulusal Mimarlık Dönemi eserlerini gösterip, restore edilmiş Çukur Han avlusunda Ege lezzetlerini tattırabilir. Fevzipaşa Bulvarı’nda dizili olan, restore edilmeyi bekleyen Büyük Karaosmanoğlu, Mirkelam, Servili ve diğer hanların turizme katkısı göz ardı edilmemeli. Tarihi eserleri onarıp kent kültürüne kazandırmak hepimizin görevi olmalı. İzmir’in zenginliği anlatmakla bitmez.