Zirve Onları Çağırıyor

13 Kasım 2013

Lige hızlı giriş yapan Napoli ve Roma teklemeye başlayınca üç yıla yakın bir zaman diliminde bu köyün ağalığını yapan Juventus yeniden liderliği peşine düştü. Napoli’yi birbirinden güzel gollerle3-0 geçen siyah beyazlı ekip henüz ligde mağlubiyeti bulunmayan Roma’nın 1 puan gerisinde ikinci sıraya yerleşti. Pirlo’nun muazzam frikik golüne Pogba’nın muhteşem volesi eşlik etti ve nihayetinde başbakan Pirlo yönetiminde Juventus yeniden zirveyi ele geçirmek üzere diş gösterdi.

Napoli’nin 1982’den bu yana oynadığı her maçta kalesinde asgari bir gol gördüğü Juventus karşısında son oynadığı 18 maç içerisinde yalnız bir kez 2009 yılında galip gelmeyi başarmıştı. İkincisi bekleniyordu ve fakat ev sahibi net bir galibiyet aldı. Sene sonunda ayrılması gündemde olan yaşlı kurt Pirlo ligde 53.golünü atarken bunlardan 24’ünün frikik golleri olması ise dikkat çekiciydi. Napoli’nin başına geçmesiyle İtalya’da yeniden sahne alan Rafael Benitez ise kariyerinde ilk defa Juventus’a karşı kaybetti. Öncesinde oynadığı 3 maçın 1’isini kazanmış 2’sinde de berabere kalmıştı. Nihayetinde karşılıklı pozisyonların üretildiği Juventus-Napoli müsabakası ustanın müthiş oyunuyla Juventus lehine sonuçlandı.

Pirlo Etkisi

Bir oyuncu takımı için ne kadar etkili olabilir sorusuna yeni cevaplar kazandırıyor mesleğinin sonlarına yaklaşırken.

Savunma önünde oynuyor ve rakip pres yaptığı vakit onun elli metreyi bulan isabetli pasları baskıyı anından eritiyor. Bu karşılaşmada da Vidal ve Tevez’e pozisyon hazırlaması için verdiği toplar gibi asistlerin pasları yine onun saha görüşünün muazzamlığından kaynaklanıyor. Juventus Bundesliga’nın Bayern Münih’i gibi ceza sahası ön çizgisine sekiz oyuncu dizerek karambollerin dağınık ve düzensiz içeriğine yatırım yapıyor. Dönen toplar hali hazırda markajda bulunmayan, Pogba ve Vidal tarafından koruma altında bulunan Pirlo’da toplanıyor. Asıl atak başarısız olmuş hücumun dönüşünde Pirlo’nun belirlediği yere yeniden yüklenme aşamasında gerçekleşiyor. O dağılmış ve bir şekilde ilk atağı savuşturmuş rakibe pozisyonun nereden hazırlanması gerektiğini belirliyor. Zaman zaman duran toplardan bu maçta olduğu gibi gol ya da Tevez’e bıraktığı gibi asistler de söz konusu ama asıl işlevi bu değil. Ne kendi ceza sahasına bir stoper yakınlığında bulunuyor ne de rakip ceza sahasına forvet arkası kadar yaklaşıyor. Ölümcül noktalarda bulunmamasına rağmen öldürücü darbelerin planlayıcısı olarak Juventus’a 34 yaşında hayat vermeye devam ediyor ve Conte böyle düşünmüyor olsa da eğer Pirlo olmazsa Juventus elbette zirvede kalmaya devam edecektir belki ama bu sistemle ve bu oyuncularla değil. Zira burada Tevez’den Llorente’ye, Asamoah’dan İsla’ya bitirici vuruş ve gole dönük oyuncu sayısının yetersizliğinde işi sıklıkla sonlandıran Pirlo’nun saha içi zekâsı. Bütünün hem hücumda hem de savunmada hareket ettirici öğesi olarak takım içi değeri çok fazla.

Yazının devamı...

İhtiyarlara yer var!

8 Ekim 2013

7.HAFTA

Ligin zirvesine tek başına mağlubiyet almadan kurulan Roma’nın en büyük silahı 37 yaşındaki Francesco Totti. Hellas Verona henüz bu sene geldiği Serie A’da 7 haftada 13 puan toplarken 10’unda payı olan adam 36 yaşındaki Luca Toni. Juventus bu hafta geriye düştüğü Milan maçını çevirirken iki muazzam frikiği ile en büyük yardımı 34 yaşındaki Andrea Pirlo’dan aldı. İhtiyarlara futbolun zirvesinde belki yer yok ama bu üç yetenek o yeri ayaklarıyla deşe deşe, gol ata ata açmayı başarıyorlar. Öyle ki 2014 Dünya Kupası İtalya kadrosuna hali hazırda girenPirlo’nun yanı sıra Prandelli Totti ve Toni’yi de götürmeyi düşünüyor..

Başbakan

Galatasaray’ın kalecisi Simoviç’ten sonra diğer önemli kahramanım Andres Möller olmuştu Eintracht Frankfurt takımında oynarken 1990 Dünya Kupası öncesi. O Möller’li Yeboah’lı Frankfurt takımının ise unutulmaz liberosu Manfred Binz ise 1996 yılında dönemin Serie B takımı olan Brescia’ya gitmişti. Kendisini yeniden kanıtlamaktı en büyük hedefi. İdman sonraları Brescia’nın 17 yaşındaki genç yeteneği ile beraber çalışır, geleceğin büyük yeteneğine frikik esnasında neler yapmasını en ufak ayrıntısına kadar gösterirdi. “Sol ayağını koyduktan sonra üç adım geriye gideceksin..Böyle böyle her gün Andrea Pirlo ile beraber saatler geçirirdik. Utangaç, sıska ve uzun saçlıydı. Herkes onun gelecekte büyük bir yıldız olacağına inanıyordu. “ ile anlatıyor o zamanları. Takımı saha içerisinde pas pas inşa etmesinden dolayı o dönem lakabı “Mimar” olan Pirlo klasik on numara pozisyonunda oynuyordu ama yine de en çok koşanlar arasında yer alıyor diyordu dönemin unutulmaz liberosu Binz.

Koşmak ve Pirlo?

Almanların belalısıdır. 2006 Dünya Kupası’nda o pası vermiş, 2012’de de yine takımının maestrosu olarak müthiş performansıyla her zaman panzerlerin canını yakmayı başarmıştır. Çok az insan 2012 Avrupa Şampiyonası’nda Pirlo’nun 12 km barajını geçip misal Schweinsteiger’dan daha fazla saha içinde mesafe kat ettiğinin farkındadır. Akhisar’ın Pirlo’su Bilal Kısa da her doksan dakika takımın en çok koşan oyuncusu olması gibi. Farklı koşmalardır bunlar. Modern futbolun atlet futbolcularının sprintleri yoktur belki ama doğru yerde bulunarak ele geçirdiği topla takımı hızlı koşturur, enerjiden tasarruf ettirirler. Tekniği, saha görüşü ve oyun zekâsı üst düzey olan “Başbakan” Pirlo sene sonunda mutlu edeceği halkı değiştirebilir.

Brescia’dan İnter’e gidip bir yerlere kiralandıktan sonra 17.5 milyon euro bonservis bedeli karşılığı ezeli rakibi Milan’a satılan Pirlo aslında kendisinden vazgeçen her kulübü fazlasıyla pişman ettirecek başarılara burada başlamıştır. Milan ile iki kez Şampiyonlar Ligi kazanırken 2006 Dünya Kupası’nı ülkesine getiren oyuncu da olur. Şampiyonlar Ligi, Lig ve Dünya Kupası’nı kaldırmayı başarır. Eksik olan var mı? Milan’da son sezonunda 17 maça çıkınca “Artık bundan bir şey olmaz” diyerek Juventus’a gönderilir. İşte bu yine bugün bile zaman zaman dillendirilen büyük hatadır. Zira Andrea Pirlo’nun gelişinden sonra iki yıl üst üste şampiyon olan takım 49 maçlık ligde yenilmezlik serisine ulaşırken 17 maçın ardından Juventus’ta 38 lig maçının 37’sinde 90 dakika forma giyer Pirlo. Nihayetinde sezonda 50 maç barajını da Avrupa Şampiyonası ile beraber aşar.. Juventus onunla beraber öyle bir çıkışa geçmiştir ki birbirlerine yakın takımların zirve yarışı yaptığı İtalya’da dengeleri sarsmış ve Juve’yi tek başına uzak ara zirveye yerleştirmiştir. Geçtiğimiz hafta sonu iki frikikte topun başına geçen “başbakan” birisini doğrudan diğerini de Chiellini vasıtasıyla filelerle buluşturarak takımı için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Geçtiğimiz günlere oyundan alınınca teknik adamla tokalaşmayarak soyunma odasına giden Pirlo’ya ufak bir azar çeken Conte ile aralarındaki buzların erimediği konuşuluyor. Bugünlerde Tottenham ile yakın temas içerisinde olan Pirlo’ya Juventus yöneticilerinin geçmişe bakarak dikkat etmesi tavsiyesinde bulunuyoruz zira Pirlo İnter ve Milan’ı olduğu gibi Juventus’u da pişman ettirecek meziyetlere sahip. Kendisinden üç yaş büyük olan bir başka efsane fırtınalar estiriyorsa Başbakan’ın görev süresi en az iki yıl daha uzatılması gerekir geçmiş dönem halkına sağladığı refah ve huzur günlerinden sonra..

Yazının devamı...

Rudi Garcia Bereketi

2 Ekim 2013

6.HAFTA

Geçtiğimiz sezonu 6.sırada bitirerek Avrupa kupalarına dahi katılamadı Roma. En son şampiyonluğunu 2001 yılında elde etmiş başkent ekibi Roma derbisinde dahi 5 maçtır kazanamıyordu. Şehrin efsanesi kaptanları Totti de futbolu bırakmayı düşünüyordu. Geçtiğimiz sezon Zeman ile lige iyi bir giriş yapsa da yediği goller sıkıntı oluşturmuş ve kırmızılılar sezon bitmeden çılgın teknik adam ile yollarını ayırmak zorunda kalmıştı. Erik Lamela, Marquinhos , Pablo Osvaldo ve Bojan Krkic’i 90 milyon euro bonservis ücreti karşılığında satan Roma’da ümitler tükenmişti aslında. Yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmişti sanki.. İşte tam bu noktada şehrin kaderini değiştirecek bir seçim gerçekleştirdi. Roma rakiplerinin aksine tanıdık bir isimden ziyade gözünü Fransa’nın kuzeyine çevirdi. Lille’e yıllar sonra kupa ve şampiyonluk kazandırmış Rudi Garcia ile anlaştı. Arsenal’den Gervinho, Udinese’den geçtiğimiz hafta kritik bir gole imza atan stoper Mehdi Benatia, Fiorentina’dan Adam Ljajic ile PSV’den Kevin Strootman’a yaklaşık 50 milyon euro harcayarak gidenlerin yerlerini doldurma girişiminde bulundu. Doğrusunu söylemek gerekirse Lamela’nın gidişi sürprizdi belki ama çok yetenekli golcü Osvaldo’nun disiplinsizlikleri ve sakatlıkları nedeniyle gönderilmesi çok da yanlış değildi. Üstelik Rudi Garcia’nın kendisine has 4-3-3’ünün en ileri ucunda Francesco Totti öyle bir rolde oynuyor ki başarının gizli şifresi. Atılan 17 golün 10’ununu yeni transferlerin attığını düşünürsek başarılı bir transfer sezonu geçirmiş olduklarını da söyleyebiliriz. Gol atma konusunda sıkıntı çeken Gervinho’nun kendine geldiği Roma’da bu oyuncunun ters kenarına da bazen merkez orta saha olan Allesandro Florenzi yerleştiriliyor. Hiçbir bölgenin oyuncusunun yerleri net bir şekilde belli değil. Öndeki üçlü hareketli ortadaki üçlü ise çok yönlü oyunuyla baş döndürüyor. Geriden Totti vasıtasıyla öyle çıkışlar gerçekleştiriyorlar ki bu hafta atılan 5 golün 4’ü kontra hücumlar sonucu gerçekleşti. Teknik adam Rudi Garcia’nın yıllar önce St.Ettienne’de kondüsyoner olmasının faydalarını görüyor Roma. Bu haftaya kadar ligin en çok gol atan takımı Roma’nın bu hafta hariç bütün golleri ikinci yarıda gerçekleşti. Rakiplerin tükendiği noktada Roma hücuma çıkıyor. Özellikle kendi yarı sahasından çıkışları ve ikinci yarı baskılarıyla inanılmazı başardı ve kulüp tarihinin en iyi başlangıç rekorunu hafta içerisinde ligin 5.haftasında kırıp bu hafta da beş gollü bir futbol ziyafeti sonrası geliştirdi. Ligin an itibarıyla zirvesinde yalnızları oynayan Roma rakip kalelere gönderdiği 17 golle en çok gol atanı olduğu gibi kalesinde gördüğü tek golle en az gol yiyen takımı. Ligin ilk 6 haftasında İtalya gibi ligde dahi sadece “1” gol yemeyi tarihte sadece 1 kez 1967 yılında Inter başarmış. Nihayetinde Totti sözleşmesini uzattı, Roma derbisi kazanıldı ve ligin zirvesine de tek başına yerleşti. Daha şimdiden gönülleri fetheden Fransız hoca İtalyanların yoğunlukta olduğu Serie A’da marjinal tutumu ve içeriğiyle şimdiden fark yaratmış durumda. “Bu sene Avrupa kupalarına katılmalıyız. En az beşinci ama mümkünse dördüncü, üçüncü, ikinci ve birinci de olabilmek için çabalamalıyız” diyerek yavaş yavaş şampiyonluk hedefini de dillendirmeye başladı.

Büyüklere yapılan kıyak..

Bu hafta Torino derbisinde gülen taraf “ofsayt golle” Juventus oldu. Pogba’nın kafasında Tevez’in ofsayt oluşu gözden kaçmıştı. Torino iyi oynadı ve aslında kaybetmeyi de hak etmedi. 1995 yılından bu yana bu derbiyi kazanamıyor şehrin diğer yakası. Bırakın kazanmayı en son solü 22 Şubat 2002’de oynana ve 2-2 biten maçta attı. Böylesine uzun bir aradan sonra bu hafta şeytanın bacağını kırabilirdi ama bunun öne biraz beceriksizlik biraz da hakem geçti. Cerci’nin tek başına mücadelesi yeterli gelmedi. Juventus ise bu derbi oynanmaya başladığı günden beri üst süte beşinci galibiyetini alarak en iyi seriyi gerçekleştirmiş oldu.

HAFTANIN TAKIMI

4-3-3

Yazının devamı...

Rudi Garcia Bereketi

2 Ekim 2013

6.HAFTA

Geçtiğimiz sezonu 6.sırada bitirerek Avrupa kupalarına dahi katılamadı Roma. En son şampiyonluğunu 2001 yılında elde etmiş başkent ekibi Roma derbisinde dahi 5 maçtır kazanamıyordu. Şehrin efsanesi kaptanları Totti de futbolu bırakmayı düşünüyordu. Geçtiğimiz sezon Zeman ile lige iyi bir giriş yapsa da yediği goller sıkıntı oluşturmuş ve kırmızılılar sezon bitmeden çılgın teknik adam ile yollarını ayırmak zorunda kalmıştı. Erik Lamela, Marquinhos , Pablo Osvaldo ve Bojan Krkic’i 90 milyon euro bonservis ücreti karşılığında satan Roma’da ümitler tükenmişti aslında. Yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmişti sanki.. İşte tam bu noktada şehrin kaderini değiştirecek bir seçim gerçekleştirdi. Roma rakiplerinin aksine tanıdık bir isimden ziyade gözünü Fransa’nın kuzeyine çevirdi. Lille’e yıllar sonra kupa ve şampiyonluk kazandırmış Rudi Garcia ile anlaştı. Arsenal’den Gervinho, Udinese’den geçtiğimiz hafta kritik bir gole imza atan stoper Mehdi Benatia, Fiorentina’dan Adam Ljajic ile PSV’den Kevin Strootman’a yaklaşık 50 milyon euro harcayarak gidenlerin yerlerini doldurma girişiminde bulundu. Doğrusunu söylemek gerekirse Lamela’nın gidişi sürprizdi belki ama çok yetenekli golcü Osvaldo’nun disiplinsizlikleri ve sakatlıkları nedeniyle gönderilmesi çok da yanlış değildi. Üstelik Rudi Garcia’nın kendisine has 4-3-3’ünün en ileri ucunda Francesco Totti öyle bir rolde oynuyor ki başarının gizli şifresi. Atılan 17 golün 10’ununu yeni transferlerin attığını düşünürsek başarılı bir transfer sezonu geçirmiş olduklarını da söyleyebiliriz. Gol atma konusunda sıkıntı çeken Gervinho’nun kendine geldiği Roma’da bu oyuncunun ters kenarına da bazen merkez orta saha olan Allesandro Florenzi yerleştiriliyor. Hiçbir bölgenin oyuncusunun yerleri net bir şekilde belli değil. Öndeki üçlü hareketli ortadaki üçlü ise çok yönlü oyunuyla baş döndürüyor. Geriden Totti vasıtasıyla öyle çıkışlar gerçekleştiriyorlar ki bu hafta atılan 5 golün 4’ü kontra hücumlar sonucu gerçekleşti. Teknik adam Rudi Garcia’nın yıllar önce St.Ettienne’de kondüsyoner olmasının faydalarını görüyor Roma. Bu haftaya kadar ligin en çok gol atan takımı Roma’nın bu hafta hariç bütün golleri ikinci yarıda gerçekleşti. Rakiplerin tükendiği noktada Roma hücuma çıkıyor. Özellikle kendi yarı sahasından çıkışları ve ikinci yarı baskılarıyla inanılmazı başardı ve kulüp tarihinin en iyi başlangıç rekorunu hafta içerisinde ligin 5.haftasında kırıp bu hafta da beş gollü bir futbol ziyafeti sonrası geliştirdi. Ligin an itibarıyla zirvesinde yalnızları oynayan Roma rakip kalelere gönderdiği 17 golle en çok gol atanı olduğu gibi kalesinde gördüğü tek golle en az gol yiyen takımı. Ligin ilk 6 haftasında İtalya gibi ligde dahi sadece “1” gol yemeyi tarihte sadece 1 kez 1967 yılında Inter başarmış. Nihayetinde Totti sözleşmesini uzattı, Roma derbisi kazanıldı ve ligin zirvesine de tek başına yerleşti. Daha şimdiden gönülleri fetheden Fransız hoca İtalyanların yoğunlukta olduğu Serie A’da marjinal tutumu ve içeriğiyle şimdiden fark yaratmış durumda. “Bu sene Avrupa kupalarına katılmalıyız. En az beşinci ama mümkünse dördüncü, üçüncü, ikinci ve birinci de olabilmek için çabalamalıyız” diyerek yavaş yavaş şampiyonluk hedefini de dillendirmeye başladı.

Büyüklere yapılan kıyak..

Bu hafta Torino derbisinde gülen taraf “ofsayt golle” Juventus oldu. Pogba’nın kafasında Tevez’in ofsayt oluşu gözden kaçmıştı. Torino iyi oynadı ve aslında kaybetmeyi de hak etmedi. 1995 yılından bu yana bu derbiyi kazanamıyor şehrin diğer yakası. Bırakın kazanmayı en son solü 22 Şubat 2002’de oynana ve 2-2 biten maçta attı. Böylesine uzun bir aradan sonra bu hafta şeytanın bacağını kırabilirdi ama bunun öne biraz beceriksizlik biraz da hakem geçti. Cerci’nin tek başına mücadelesi yeterli gelmedi. Juventus ise bu derbi oynanmaya başladığı günden beri üst süte beşinci galibiyetini alarak en iyi seriyi gerçekleştirmiş oldu.

HAFTANIN TAKIMI

4-3-3

Yazının devamı...

Maç başına 4.3 gol!

3 Eylül 2013

2.Hafta

Taktiksel açıdan derinliği olan ve fakat temposuz, kısır maçlara sahne olan İtalya Ligi kabuk değiştirmeye devam ediyor. Serie A’nın ikinci haftasında oynanan 10 karşılaşma içerisinde toplam 43 gol atıldı. Maç başına 4.3 gol! Daha iyisi sadece 1 kez 1950-51 sezonuna 54 golle gerçekleşmişti. Üstelik Luca Toni, Gilardino gibi forvetlerden değil gollerin büyük bir kısmı Hamsik, Guglielme Stendardo ya da Arturo Vidal gibi orta sahalardan geldi. Savunmasıyla nam salmış Serie A’nın henüz daha ligin ikinci haftasında gol yemeyen sadece iki takımı kalması da ligin karakteristik özelliklerinin farklılaşmaya başladığının başka açıdan bir göstergesi. Juventus, Roma, Fiorentina, İnter ve Napoli oynadıkları iki karşılaşmayı da kazanarak 6 puanla zirvedeki beşli olarak kendilerine yer buldular. Şampiyonluk adayı olarak saymaya başladığımızda ligde takım kalmıyor desek yeridir. Mazzari ile İnter, yeni yapılanmasıyla Roma, son iki yılın şampiyonu Juventus, Kaka transferiyle kartları yeniden dağıtan Milan, Gomez’in gelişi ve Montella’nın formuyla Fiorentina, hücumda sıkıntılı olsalar da Hernanes ve Klose farkıyla Lazio zirve yarışı yapacaklar. Bu açıdan bakıldığı zaman Avrupa’nın en fazla şampiyonluk yarışı içerisinde takım bulunduran ligi tartışmasız Serie A! Üstelik artık burada gol de atılıyor, yıldız da satın alınmıyor, yetiştiriliyor!

Lazio Pasif, Vidal Zeki

İtalya Süper Kupası’nda karşılaşan iki ekip arasındaki lig mücadelesi benzer şekilde sona erdi. Lazio sonuç oyununu iyi oynayan takımlardan olsa da keyif vermeyen, durağan ve sıkıcı bir futbol ortaya koymaya devam ediyor. Geçen sene var olan “bloklar arası bağlantı” sorununu Türk kulüplerinin uzun süre peşinden koşturduğu Lucas Biglia’yı alarak gidermek isteyen Petkovic, rakibin orta üçlüsüne adam adama markaj vererek oyundan kopuyor, keyifsizlik üretiyor ve pasif bir direniş sergiliyor zira Candreva’nın Klose’nin arkasına geçerek Pirlo’ya yapışması rakibin hızını kesiyor belki ama Lazio’yu da oyundan düşürüyor. Biglia-Hernanes-Candreva üçlüsü daha serbest oynasalardı belki yine Juventus’a yenilirlerdi lakin bu şekilde değil. Marchisio’nun yokluğunda geçen sezondan beri takıma ısındırılan Pogba’nın Vidal’a verdiği güzel pası oyuncu şık bir vuruşla değerlendirerek gole çevirdi. İşte bu iki forvete önlem alan Lazio savunmasının evdeki hesabının sahada tutmaması oldu.

Juventus kendi solundan Chiellini-Pogba-Asamoah ile bir çıkış yolu buldu. Geriye yaslanmış, en büyük yıldızı markaja bağlı hareket ederek etkisi azaltılmış Lazio rakibin iki forvetini kapama telaşı içerisinde solundan içeriye kaçan Vidal’ı iki kez unutunca cezasını üç puanla ödedi. Nihayetinde çekilen pek çok şutun getirisi olarak Miroslav Klose kendi kişisel tarihinde Juventus’a ilk golü atma başarısı göstermesi Lazio adına olumlu olacak tek ayrıntıydı. Pirlo ve Pogba gibi iki pasör ve oyun kurucunun olduğu yerde topu da rakibe verirseniz çözüm üretilmeyeceğini beklemek hayalcilik olur iki santrforunu her şekilde markaja alsanız dahi! Conte’nin uzun zamandır inşa ettiği sistem işlemeye devam ediyor. Lazio ise savunmada her şeye rağmen iyi olmasına rağmen Hernanes ve Klose üzerinden yürüyor. Bu maçta atılan tek gol aslında Lazio hücumun özetiydi. Hernanes’in şutu, Klose’nin tamamlaması. Geçtiğimiz haftanın golü olan

Walter Mazzarri Farkı

2003-04 sezonundan bu yana ilk defa İnter sezona iki galibiyet alarak başladı. Üçlü defansı iki maçta da gol yemedi ve Mazzarri’nin takımı rakip filelere beş gol bıraktı. Roma ile beraber kalesinde gol görmeyen iki takımdan birisi. Geçen sezon golü olmayan Yuto Nagatomo ligin ikinci haftasında ikinci golünü attı. Yeni bir Maggio yaratıyor teknik adam. 4 yıldır Napoli’yi uçuran Walter Mazzarri İnter’e yeni bir heyecan kattı. Bugün tüm kadroları incelediğinizde zirve takımları içerisine en az “yıldızı” olan takım şu an için İnter olmasına rağmen sorunu en az olan takım da İnter. Sistem ve teknik adam farkıyla “fark” yaratacak olan mavi siyahlılar Post-Mourinho sonrası yaşanılan çöküşten Mazzarri farkıyla çıkıyor. Evinde her daim güçlü performanslar sergilemiş Catania’yı üç golle geçerek ligin ikinci haftasında “doğru isim” olduğunu hissettirdi.

Yazının devamı...

Geç başladı, geç bırakacak!

28 Ağustos 2013

1.HAFTA



Bazen futbol adına tuhaf hayaller kurarız. İstisnasız kullandığı her frikiği gol yapmasının dışında yeteneği olmayan 130 kiloluk 45 yaşındaki bir futbolcunun üst düzey takımda sahada yer alıp alamayacağını düşünürüm. Nihayetinde maçı kazandıran ayrıntısı ona üst düzey liglerin takımlarında forma giydirir mi? Luca Toni 36 yaşını mayıs ayında geride bırakıp 37’e doğru yol alan ve ceza sahası içi golcülüğü söz konusu olduğunda Van Nistelrooy ile beraber son 20 yıla damga vurmuş büyük golcü.

Şu konumuyla 40 yaşında dahi skorer olmaya devam edecek gibi duruyor. Serie A’da ilk maçına 23 yaşında çıkan Luca Toni profesyonel futbol yaşantısında kaybettiği yılların acısını 37’sinde de gol atarak çıkarmaya devam ediyor.Belki eskisi kadar koşamaz, mücadele edemez ama sonuca bu yaşında dahi etki etmeye devam ediyor.Tam bir ceza sahası içi golcüsü ve bu oyunculardan vazgeçmek kolay değil.

Maddi olarak yaşamını garanti altına almış bu oyuncunun futbol tutkusu ve oynama isteği ise takdire şayan. Bu yaz ligin yeni takımı Hellas Verona’ya transfer oldu. Serie A hemen herkesin Milan’ı favori gördüğü Verona maçıyla açılışı yaptı ve ülkemizde ligin yeni takımı Konyaspor’un Fenerbahçe’ye karşı başardığının benzerini Serie A’nın yeni takımı Verona Milan karşısında gerçekleştirdi. Poli’nin güzel golü sonrası geriye düşmesine rağmen Hellas Verona yeni transferi Luca Toni’nin 250. Lig maçında attığı iki güzel golle 3 puan kazandı. Yaşlı kurt gol sayısını toplamda 111’e çıkardı.

Milan ise 1945 ve 46 yılları içerisinde kaybettiği iki açılış maçından bu yana ilk defa bu sezon mağlubiyetle sezona girdi. Mario Balotelli’nin gelişinden sonra oynadığı 14 maçın 9’unu kazanıp 5’inde berabere kalan Milan 16.maçında sahadan puansız ayrıldı..Siyahi forvet 2012 yıllında Aguero’ya yaptığı asistin arkasından ilk defa yenildiği maçta asist yaparak sezona takımının aksine oldukça formda girdi.

Yazının devamı...

The Derby della Madonnina

27 Şubat 2013

26.HAFTA

Hafta sonunun beklenen maçı Milano derbisiydi. Son 10 lig maçında sadece 2 galibiyet alabilmiş İnter taraftarı önünde oynayacağı derbiye “çıkış” maçı olarak bakarken, bu zamanda rakibinden 11 puan fazla toplamış Milan ise Barça’yı gol yemeden iki farklı yenerek evine göndermiş olmanın moraliyle kendisine güvenli bir şekilde santra noktasına doğru ilerliyordu. Maç öncesi hâkim olan hava maçın hemen başında da kendisini gösterdi ve Milan taraftar dezavantajına rağmen rakibinin üzerine doğru yüklendi. Balotelli’nin tehlikeli vuruşlarına Handanovic’in muhteşem kurtarışları eşlik ederken Boateng’in ince gördüğü El Sharaawy ilk derbi golünü 50. lig maçında düzgün bir vuruşla gerçekleştirdi. Hemen her şey Milan’ın istediği gibi ilerlerken iki önemli detay Kırmızıların 3 puana ulaşmasını engelledi. İnter kalecisi Handanovic’in muazzam kurtarışları ve oyuna girdikten iki dakika sonra Milan kalesinin bu sezon gördüğü 14. kafa golüne imzasını atan Arjantinli Schelotto. Milan savunması kafa gollerine çareyi bulamadığı ölçüde puan kaybetmeye devam edecek gibi gözüküyor. 2004 yılından bu yana berabere bitmemiş Milano derbisi bu iki önemli detay nedeniyle güç dengelerin eşitlenmesine neden oldu ve “The Derby ella Madonnina” karşılıklı goller eşliğinde eşitlikle sonuçlandı.

“Defansif orta saha”

Fenerbahçe’nin efsane futbolcusu Alex, oğlunun gelecekteki olası futbolculuk mesleğindeki yeri adına şöyle bir dip not düşüyordu “ Umarım defansif orta saha olur, zira artık oyunun kalbi burada atıyor.” Andrea Pirlo geçtiğimiz günlerde Juventus’un Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için henüz yeterli kaliteye sahip olmadığını dile getirirken on numara olmadığı halde kendisine adam markajı verilmesinden gurur duyduğunu, bu şekilde dahi bir tehdit oluşturmaktan keyif aldığını söylüyordu. Oysa futbolun kalbi artık geri merkezdeki oyuncuda atıyor. Savunma önü oyuncusu rakip takımın presini pas organizasyonunu yöneterek kırdığı ölçüde atakların yönünü tayin eder. Lakin Juventus bunu bir adım ileri götürüyor. Avrupa Şampiyonası’ndaki İtalya milli takımında olduğu gibi üç orta saha oyuncusu Pirlo liderliğinde savunma kurgusuna yardım ettiği ölçüde bir adım ileri giderek ofansif açıdan on numara rolüne de bürünüyorlar. Siena karşısında iki farklı üstünlüğü ele geçiresiye kadar Juventus rakibine pozisyon vermeden maçı istediği gibi oynadı. Pirlo’nun aksine Şampiyonlar Ligi’nde “istediği zaman pozisyon vermeme” gücüne sahip Juventus eleme usulüyle gidilecek bu yoldaki en büyük şampiyon adaylarından birisidir. İki aydır ilk defa kadroda olan Chiellini dahil sahaya çıkan on bir oyuncunun hemen hepsi orta saha rolünü hakkıyla yapabilir oluşu topun olduğu bölgeye yığılma, adam fazlalığına ulaşma gibi rakibi zor durumda bırakan, oynatmayan bir sistemi kurdu. Evinde oynadığı son 8 maçın 6’sında kalesinde gol görmeyen Juventus’un gizli savunma gücü onları Serie A’nın ve Şampiyonlar Ligi’nin bir numaralı şampiyonluk adayı yapıyor.

Palermo ve teknik adam kovmaları

Genoa’da geçen sezon iki kere kovulmuş olan Alberto Malesani Palermo’nun başında çıktığı üçüncü maçında üçüncü beraberliğini alması sonucu yine kovuldu. Malesani yerine bu sezon Eylül-Şubat arası yine Palermo’yu çalıştırmış olan Gasperini göreve aynı sezon içerisinde ikinci kez getirildi. Geçen sene olduğu bir sezonda üç farklı teknik direktörle çalışma başarısını gösterdiler. Lig sonuncusu Palermo’nun yıllardır devam eden bu teknik adam katliamı sonrası hak ettiği yeri de bulacağına inanıyorum zira böylesine plansız bir şekilde yönetilen kulübün Serie A’da olması haksızlık gibi geliyor.

Yazının devamı...