ANCAK TÜRKİYE’DE OLUR...

Başbakan Binali Yıldırım, cumartesi günü AKM tartışmasını bir kez daha alevlendirdi...
Konuşa konuşa bitmeyen bir siyasi tartışma haline geldi AKM binası işi ama bakın tartışma tam da bize göre ilerliyor:

Atatürk Kültür Merkezi’nde çalışmış bir sürü sanatçı, başta akustik olmak üzere, izolasyon, ısıtma, soğutma, güvenli olmayan sahne asansörleri gibi bir sürü sorundan bahsediyor ve sonra “AKM yıkılmamalı” diyor.

Buna karşın “AKM yıkılsın” diyenler binanın ekonomik ömrünü doldurduğundan söz ediyor. Oysa her sene Yeni Yıl konserlerinin verildiği Viyana Musikverein binasının açılış yılı 1870. Bavyera Devlet Opera binası 1818, Paris Palais Garnier 1875’te yapılmış ve halen hizmet veriyor.

Bir kısım mimar “Anıt eser, yıkılmamalı” diyor, bir başka grup mimar, “Nazi dönemi ruhu olan bir bina, anıt olma özelliği de yok yıkılsın” diyor. Diğer yanda kimi kolonların temelle bağlantısı olmadığı gibi daha ciddi sıkıntılar pek konuşulmuyor.

Resmi ağızlar olmasa da meseleye “Süreyya binası yerinde duruyor, zaten ne kadar opera seyircisi var ki, bina yıkılsın, yerine daha efektif bir iş yapılsın” diyenler var ki bunlar ateşin üzerine benzin dökenlere benziyor. “Gördünüz mü AKM’yi yıkıp yerine camii yapacaklar, AVM konduracaklar” diyenler bu cümleleri tezlerine kanıt olarak sunuyor. Bu arada Süreyya binası büyük prodüksiyonlara uygun bir bina değil.

Hali her nasıl olursa olsun, “Bina yıkılmasın” diyenlerin çoğu Atatürk adı üzerinde duruyor. Buna karşın “uluslararası proje yarışmasıyla İstanbul’a yakışır bir opera binası yapılsın” diyenler de “ismi yeniden AKM olur” tarzı bir cümle kurmuyor.

Tartışmanın her iki tarafı da önemli olanın sadece bina değil, yaşayan bir kültür merkezi kurmak, o merkezde salonları dolduracak eserleri sahneye koymak gibi konularla pek alakadar olmuyor.

İSTATİSTİKTE IRKÇILIK...

Gördük ki, ABD’de, siyahların öldürdüğü beyazların, beyazların öldürdüğü siyahların, polisin öldürdüğü siyah ve beyazların, beyazların öldürdüğü beyazların falan ayrı ayrı istatistikleri tutuluyor.

Teröre kurban giden vatandaşlarını Türk-Kürt ya da başka bir etnik köken diye ayırmayan bir ülkeyiz biz.

Hani “Türkiye’nin zencileri Kürtler” diyenler var ya, bunu bir akıllarında tutsunlar.
Sonra hep barış örneği gösterilen Kuzey İrlanda’ya bir baksınlar.

Asırlar boyu çocukların aynı okula gitmediği, Protestan ve Katoliklerin hala ayrı mahallelerde oturdukları bir dünya orası.

Aradaki farkı anlatmaya bile gerek yok herhalde...

KARDEŞ, BİR BAKAR MISIN?

ANCAK TÜRKİYE’DE OLUR...

Kardeş, 30 yaşına daha bu sene bastın. Yaşının hiç önemi yok. Akıl yaşta değil baştadır.

Kardeş, eğitim durumun üniversite terk. Önemli olan hayat üniversitesinden başarıyla mezun olmaktır. O konuda da son derece iyi durumdasın.

Ancak kardeş, ikide bir demokrasi gerekçesine sığınarak bize hakaret edip duruyorsun. Kardeş, 1999 seçimlerinde yüzde 27.2 oy alarak sandıktan çıkmış bir partiyi siyasi baskı nedeniyle hükümet dışına atan hangimizin ülkesi?

Sonra kardeş, senin halkının iradesini beğenmeyip, o dönem büyükelçilerini geri çeken ABD ve İsrail’e demokrasi dersi vermek neden aklınıza gelmedi?

Bir de kardeş, “O adam hükümete girerse ilişkileri dondururuz” diyen tüm AB üyelerine de Kopenhag kriterlerini ve demokrasiyi neden hatırlatmadınız?

Kendi ülkesinde, kendi sandığından çıkan sonuca sahip olamayan bir ülkenin, başka ülkelere, hakaret dolu cümlelerle, demokrasi dersi vermeye kalkması biraz garip değil mi? Söylesene Avusturya Dışişleri Bakanı olan kardeş...

EV ÖDEVİ İYİ Mİ DEĞİL Mİ?

ANCAK TÜRKİYE’DE OLUR...

Finlandiya’da öğrencilere haftada 3 saatten daha az süren ev ödevi veriliyor.
Ülke, 15 yaşındakilerin okuma, matematik ve fen bilimlerindeki başarı ortalamasıyla Pisa 2012 sırasında ilk 10 girdi.

Çin, ev ödevinde dünya rekortmeni. Öğrencilere haftada 13.8 saat ev ödevi veriliyor.

Ülke, Pisa 2012 sıralamasında birinci sırada.

Demek ki, eğitimde başarıyı belirleyen şeyler arasında ev ödevi belirleyici unsur değil.

ŞAKA DEĞİL GERÇEK...

Tanesi 120 bin liradan kadavra ithal eden ülke olduk. Son 6 yılda sadece 1 kadavra bağışı yapılınca Uludağ Üniversitesi ABD’den kadavra ithal etmeye başladı.

Donald Trump’ın ABD’nin 45. başkanı seçilmesi sonrası ülkede özel işletmeli hapishanelerin hisseleri tırmanışa geçti.

Özel hapishane sahibi ve işletmecisi en büyük şirketin hisse senetleri yüzde 40 civarında değer kazandı.

Arjantinli bir tasarımcı, ‘hoş olmayan bir şeyi arzu nesnesine dönüştürme’ fikriyle inek midesinden ayakkabı üretmeye başladı.

Almanlar ancak 7 yıl sonra Youtube’dan Gangnam Style izleyebilecekler. Alman telif kuruluşuyla YouTube arasındaki anlaşmazlık nedeniyle U2, Pink Floyd, Psy ve Lady Gaga gibi birçok dünyaca ünlü ismin video kliplerine ulaşamıyorlardı.