Güvenlikli sitenize hırsız girerse ne olur?

10 Ağustos 2019

Güvenlik şirketinin giriş çıkışı kontrol etme görevi esnasında siteye girmemesi gereken bir kişi hırsızlık yaparsa şirket sorumlu olur

 

Konumuz, hırsızlık... Aslında İhsan Amca’nın kardeşinin başına gelmese, Kurban Bayramı tatili öncesi yazı konusu olmayacaktı. Hırsızlık her yerde ve her zaman olabilir. Hırsızlığa karşı her şeyden önce bireysel önlemler almamız şart. Bir sitede oturuyorsak, işyerimiz varsa, kolektif önlemler de alabiliriz.

İster işyeri, ister konut, iterse tatil sitesi olsun, hırsızlığa karşı alınabilecek en önemli tedbir, güvenlik hizmeti satın almaktır. Site yönetimleri genellikle bir güvenlik şirketi ile anlaşıp, işyerlerinin özelliğine göre bazen 24 saat, bazen de işyerlerinin kapalı olduğu süreyi esas alarak güvenlik hizmeti satın alırlar.

İş yeri güvenliği

Yazımıza konu olay şöyle; İhsan Amca’nın kardeşi Mehmet Bey’in bir sanayi sitesinde imalathane olarak çalışan bir işyeri var. Sanayi sitesini kuran kooperatif aynı zamanda yöneticiliğini de yapıyor. Site yönetimi kooperatif bir güvenlik şirketi ile anlaşma yapıp, 22.00 ile 07.00 saatleri arası güvenlik hizmeti almaya başlıyor.

Mehmet Bey 02.03.2009 sabahı işyerine gittiğinde kötü bir sürprizle karşılaşır, gece işyerine girilmiş ve mesleki faaliyette kullandığı makineler çalınmıştır. Saat tam 08.00’de polise hırsızlık ihbarında bulunur.

Çalınan makinaların değeri 5.245,00 TL’dir. 2009 Yılına göre nerdeyse 3.500 Dolar.

Yazının devamı...

60 yıl sonra gelen mahkeme kararı

27 Temmuz 2019

1960’ta biten tapu davasının kararı, 60 yıl sonra tebliğ edilir mi? Evet, bu da oldu. Davanın tarafı olan dede ve baba vefat ettiği için tebliğ, üçüncü kuşağa yapıldı. Bu süreçte davanın hakimi bile hayatını kaybetmiş. Nasıl oluyor bu işler?

Bir öğleden sonrası postacı İhsan Amca’nın kapısını çalar, “Size mahkemeden tebligat var” der.

“Yanlışlık olsa gerek, benim yıllardır mahkemelerle hiç işim olmadı, dava konusu olacak hiçbir olay da yaşamadım ki birisi beni dava etsin!”

Postacı ısrar eder, tebligatı yapar. İhsan Amca endişeyle mazbatayı açar. Bir de ne görsün, içinden, daktiloyla yazılmış, sararmış, imzalı mühürlü bir kâğıt çıkar.

İhsan Amca bana geldi. Daktiloyla yazılmış belgeyi okudum. İhsan Amca’ya, dedesinin 1950 yılında açtığı ve 1960 yılında karara bağlanan bir tapu davasıyla ilgili mahkeme kararı tebliğ edilmektedir. İhsan Amca’nın dedesi ve babası vefat ettiğinden, neredeyse 60 yıl önce verilmiş olan karar, mirasçı olarak ona tebliğ edilmektedir. Artık davanın tarafı mirasçı İhsan Amca’dır.

Malatya Yeşilyurt Arazi Kadastro Mahkemesi’nin 1960 yılında verdiği, tapu tahditleriyle ilgili bir karar. Mahkeme Hâkimi, 11161 Sicilli Faik Barut bile 1991 yılında vefat etmiş. Verdiği karar ancak şimdi geliyor, o da davacının torunu İhsan Amca’ya.

Peki, bu nasıl oluyor?

Tarafları ölmüş, kararı veren hâkim ölmüş! 60 yıl önce verilmiş bir mahkeme kararı şimdi tebliğe çıkarılabilir mi?

Yazının devamı...

Borç verirken borçlu duruma düşmeyin

20 Temmuz 2019

Zeynep Teyze’nin akrabası bir tanıdığa havale ile borç verir. Ancak dekonta paranın sebebini yazmaz. Parayı geri isteyince karşı taraf borcu inkar eder.

Burada ciddi bir hata yapılmış. Yargıtay, havale sebebi yazılmamışsa, ödemenin borç değil, borcun geri ödemesi için yapıldığını kabul ediyor.

Bu sefer İhsan Amca, eşi Zeynep Teyze ile birlikte geldi. Çok iyi oldu. Ben de İhsan Amca emekliye ayrıldıktan sonra Zeynep Teyze ile hiç görüşmemiştim.

Zeynep Teyze geldi ama, maalesef hukuki bir sorun ile geldi. Neyse ki, bu hukuki sorun kendisinin şahsi sorunu değil, uzun yıllar Almanya’da yaşayıp, sonradan Türkiye’de ticarete başlamış bir akrabası, daha doğrusu amcası ile ilgili.

Efendim, Zeynep Teyze’nin bu “gurbetçi” amcası Türkiye’ye dönüş yapınca, boş durmayıp bir şeyler yapmaya heveslenir. Ticaretle uğraşan birisi ile tanışıp dost olur.

Bu tanıştığı kişiyle samimiyeti ilerletince, Zeynep Teyze’nin “gurbetçi” amcasına, işlerin çok iyi olduğunu, tam para kazanma zamanı olduğunu, ama maalesef sermayesinin işleri büyütmesine yetmediğinden söz etmeye başlar.

“Gurbetçi” amca düşünür taşınır, yavaş yavaş ikna olur ve gider bankadan 5 yıl vadeli 600.000 TL kredi çekip, bu ticaret erbabının banka hesabına havale eder.

Anlaşmalarına göre, 600.000 TL paranın havale edildiği kişi 2 yıl içinde geri ödeyecek, Zeynep Teyze’nin gurbetçi amcası da dilerse krediyi 3 yıl erken kapayacak, dilerse de bu 2 yıl içinde piyasayı ve işleri iyice gözetleyip, ikna olursa, işlere ortak olacaktır.

Yazının devamı...

Merkezi ısıtma sistemli binalarda ısı pay ölçer hukuku

13 Temmuz 2019

İhsan Amca dedi ki, “Hocam ben çocukluğumu bahçeli müstakil evde geçirdim. Kışın sobayla ısınırdık. Odun - kömür masrafı yüzünden her odaya soba kurulmazdı. Soba salona kurulur, diğer odaların kapısı açık bırakılarak, o odaların da ısınması sağlanırdı. Evimizi ne kadar ve ne zaman ısıtacağımıza, yani maliyete biz karar verirdik.”

Doğru İhsan Amca. Ama şimdi de kombili evlerde durum farklı değil. Evinizin kombisi varsa, ne zaman ve ne kadar ısıtacağınıza siz karar veriyorsunuz.

Gerçi yeni inşaatlarda pek uygulanmıyor. Merkezi kalorifer sistemi varsa, kaloriferin ne zaman ne kadar yakılacağına yönetim, onun yetki devriyle kapıcı karar veriyor.

Peki maliyet? Merkezi kalorifer sistemlerinde evlerin büyüklüğüne, arsa payına göre ısınma parası ödenir.

Evin konumu önemli

Evin konumuna, evde oturanların gerçekte evde mi tatilde mi olup olmadıklarına, gündüz çalıştıkları için eve sadece akşam gelip ısınmadan yararlanıp yararlanmadıklarına bakılmaz. Evde olmasa bile, merkezi kalorifer sisteminde ısınma maliyetine eşit katılma zorunluluğu var!

İşte bu adil değil İhsan Amca! Neden mi? Evi satın alırken fiyatlar evin konumuna göre değişir. Cephe çok önemli. Güney cephe evler çabuk ısınır ve kışın bile kalorifer kapalı tutulabilir.

İşte, arsa payı, yüzölçümü aynı olsa da, dairenin cephesine, konumuna, katına göre fiyatları farklılık gösterir.

Yazının devamı...

Rögar kapağı davası

6 Temmuz 2019

Her an görünmez bir kaza yaşanabiliyor. Bir yol çalışması yapılmış, rögar kapağı açık kalmış. İhsan Amca’nın akrabası da bu yüzden kaza yapmış. Bakın sonra neler olmuş...

Yaz geldi, yol çalışmaları arttı. Neredeyse büyük küçük bütün şehirlerde yol bakım çalışmaları, asfalt yenilemeleri aldı başını gidiyor.

Ömrümün neredeyse 10 yılını Avrupa’da geçirdim. Orada da sık sık yol yapım ve asfalt yenileme çalışmaları yapılır.

Bizdekiler ile oradakiler arasındaki en önemli fark, trafiğin yoğun olduğu yerlerde çalışmaların 24 saat kesintisiz sürmesidir. Günde üç vardiya çalışılır. Böylelikle, günde 1 vardiya çalışılarak örneğin 30 günde bitirilecek bir yol bakım çalışması 10 günde bitirilir. Tabii ki işçi ücretleri bakımından gece vardiyalarının ücreti daha yüksek olduğundan, iş gerçi 10 günde bitirilir ama ihale maliyeti biraz fazla olur.

Hangisi avantajlı?

Trafik yoğunluğunun olduğu yerlerde gece gündüz üç vardiya çalışarak işi üçte biri sürede erken bitirmenin maliyeti ile genel ekonomik maliyeti hesaplanır ve hangisi daha avantajlı ise o kabul edilir.

Bunun için hesaplar yapılır, bakım çalışması yapılacak yoldan günde kaç aracın geçtiği, bir aracın geçişinin ne kadar sürdüğü, bu süre içerisinde ne kadar yakıt harcayacağı, araçların amortismanları, çevre bakımından havaya salınacak emisyon hesapları yapılır.

Mevsimine göre araç klimalarının çalıştırılıp çalıştırılmayacağı ve buna göre de en kalemler dikkate alınır.

Yazının devamı...

VERGİ ADALETİ VE ADALETİN VERGİSİ

29 Haziran 2019

Bir ülkede adil hukuk sistemi ne kadar önemliyse adil bir vergi düzeni de o kadar önemli. Vergide adalet yoksa yargıda adalet olmaz. Hatta vergi olmazsa mahkemeler çalışamaz

Bundan 500 yıl önce vergi çeşidi bu kadar çok değildi. Mesela özel tüketim ya da TRT bandrolü kimsenin aklına gelmezdi.

Bugün de 50 yıl sonra nasıl vergiler gelecek, kimse bilmiyor. Ama verginin tasviri 500 yıldır değişmedi. Fransa Kralı 14. Louis’nin Maliye Makanı Jean - Baptiste Colbert daha o zaman, ‘vergi alma sanatının canlı kazdan en az bağırtarak en fazla tüyü yolma işi’ olduğunu söylemiş.

Hal böyle olunca da kimse “tüylerinin” yolunmasını istemiyor. Ama diğer “kazların” da kendisi gibi eşit şekilde yolunduğunu görünce, en azından teselli olarak fazla bağırmıyor. Ya yolunan tüylerinin bir şekilde kendisine geri verildiğini görürse, “acısı” diniyor, çok şikâyetçi olmuyor.

Kamuya kaynak sağlar

Bir defasında vergi oranları en yüksek olan İskandinav ülkelerinde yapılan bir anketi okumuştum. Vatandaşlara soruyorlar, vergi oranlarının düşürülmesini ister misiniz?

Ankete katılanların yüzde 50’den fazlası ‘hayır’ cevabını veriyor, çünkü hem adil bir vergi sistemine sahip olduklarını düşünüyorlar, hem de ödedikleri verginin kendi refahları için harcandığına inanıyorlar. Colbert şimdi İsveç vatandaşı olsaydı, vergiyi tanımlayan o veciz sözü bulamazdı!

Yazının devamı...