Sıfır araba ayıplı çıkarsa

Eklenme Tarihi30.12.2017 - 0:01-Güncellenme Tarihi30.12.2017 - 0:01

Satın aldığınız arabadaki ayıbı 30 gün içinde bildirmeniz gerekiyor. Süre arabayı teslim aldığınızda başlar. İhbarı yazılı yapın. 4 farklı seçim hakkınız var. Bayi sizi yönlendirmesin

Okuyucularımızdan zaman zaman aldıkları arabada bazı arızalar çıktığını, ancak servislerin ve bayilerin sorunun müşteri lehine değil kendi lehlerine çözümü için gayret sarf ettiklerine yazılar alıyoruz. Sıfır kilometre araç satış kampanyalarının yoğunlaştığı bu son aylarda konuyu bir kere daha ele almakta yarar var.

Öncelikle dikkat etmeniz gereken husus, tüketici olarak satın aldığınız arabadaki ayıbı 30 gün içinde bildirmeniz. 30 günlük ayıbı ihbar süresi arabayı teslim aldığınız tarihten itibaren başlar.

Ayıbı süresinde ihbar ettiğinizi ispatlamak için yazılı yapın. WhatsApp ile de olur, yeter ki karşı taraftan ayıp ihbarını aldığınıza dair geri WhatsApp mesajı almış olun. Arabayı 30 günlük süre içerisinde yetkili servise arıza bildirimi ile teslim etmeniz de ayıbı ihbar yerine geçer.

4 seçimlik hak neler?

Ayıp halinde tüketicinin dört tane seçimlik hakkını var. İstediğini kullanabilir, servis veya bayi tüketiciyi yönlendiremez.

Tüketicinin sadece birini kullanabileceği dört seçimlik hakkı şunlar: Aracın bedelinin iadesini isteyip satış sözleşmesinden cayma; aracın yenisiyle değiştirilmesi; ayıp oranında aracın satış bedelinde indirim yapılması; aracın ücretsiz onarımını isteme. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

30 günlük ayıbı ihbar süresi geçtikten sonra araçtaki gizli ayıplar ortaya çıkar ve araç arızalanırsa ne yapacağız? 30 günlük süre geçti diye hiç hakkımız kalmamış mı oluyor? Elbette hayır!

Diyelim ki arıza 30 günlük süre bittikten sonra ve fakat garanti süresi içerisinde ortaya çıktı. 

Aracın garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle araçtan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, yukarıda saydığımız diğer seçimlik haklarınızdan birisini kullanabilirsiniz. Satıcı bu talebinizi reddedemez.

Üstelik size karşı sadece satıcı değil, bayi, acente, üretici ve ithalatçı da müteselsilen sorumlu.

Ya işler düzelmezse...

Peki, araç tamir edilmesine rağmen arızalanmaya devam ediyorsa? Bunun da hukuki çaresi var: Garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, aynı arızanın bir yılda ikiden fazla tekrarlanırsa, bir yılda farklı farklı dörtten fazla arıza meydana gelirse veya belirlenen garanti süresi içinde meydana gelen farklı arızaların toplamı altıdan fazla ise, yine ücretsiz onarım dışındaki diğer seçimlik haklarınızı kullanabilirsiniz.

Ücretsiz onarım dışında diğer hakları kullandığınızda, satıcının arızalı da olsa aracı kullanarak elde ettiğiniz menfaatin karşılığını sizden isteme hakkı var. Aracı 1.5 sene kullanıp “Sözleşmeden caydım, paramın tamamını istiyorum” demek adil olmaz.

HAKARET MİDİR? KABALIK MIDIR?

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla bir hukuki değerin korunması amaçlanır. O da, kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır. Hakaret suçunun oluşabilmesi için, davranışın karşı tarafı küçük düşürmeye yönelik olması gerekmektedir. Bir söz, ifade, hitap hareket olarak tahkir edici kabul edilebilir. Ama aynı davranış, zamana, yere ve duruma göre hakaret sayılmayabilir.

En çok da bir sözün ağır eleştiri mi hakaret mi olduğu noktasında tartışma olur.

Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözler hakaret suçu bağlamında değerlendirilmez. Sövmekten, küfretmekten bahsedebilmek için, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını içermesi gerekir.

Yargıtay kararlarına konu olmuş bazı olaylara göre;

Mahkûmiyet kararı veren hâkim hakkında “Allah belasını versin, nasıl böyle bir karar verir” demek, onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta hakaret değil, ağır eleştiri ve beddua niteliğindedir.

Ağır eleştiri mi?

Yine, mahkûmiyet kararı veren hâkim hakkında, “Bu ülkede insanlık namına bir şey kalmamış, nedenini kendinizden örnek alın…”, “Senin adaletin bu mu...” diye ifade kullanmak hakaret değil, ağır eleştiri ve bedduadır.

Aynı şekilde, avukata, “Aldığınız para kefen parası olsun, haram yiyorsunuz” biçiminde sözler de hakaret değil, eleştiri ve bedduadır.

Avukata, “Parayla yalan söylüyorsun” biçimindeki sözler hakarettir.

Avukat tarafından hakkında icra takibi yapılması sonucu bankadaki paralarının bloke edilmesine kızan kişi, iki kez telefonla arayarak avukata sinkaflı sözler söylemesi hakarettir.

Avukatın dilekçesinde mahkeme hakkında, “Yerel mahkeme, ya geçinmenin ne demek olduğunu bilmiyor ya da ağır borç yükü altında belki de on yıllar boyunca ezilme denen olgu hakkında en küçük bir fikri yok. Yerel mahkeme bu anlayışla başkasının cebinden adalet dağıtmaya devam ediyor” demesi hakaret değildir.

Mutlu bir yeni yıl

Polis memuruna hitaben “Siz kimsiniz, ne oluyorsunuz” şeklinde söylenen sözler, hakaret değil, kaba bir hitap tarzıdır. “Terbiyesizlik yapıyorsun”, ifadeleri çok kaba ifadeler olmakla birlikte hakaret suçunu oluşturmuyor.

Hakareti mahkemeler suç olarak cezalandırılır, kabalığı da bizler kınama yoluyla cezalandırırız. Kaba insanlardan uzaklaşırız. Hayat kibarlığı elden bırakmayan, nazik ve saygılı insanlarla daha yaşanılası hale gelir.

Kabalık ve saygısızlık sosyal çevre kirliliğidir. Sosyal çevremizin kirletilmediği bir yeni yıl dilerim, yeni yılınız kutlu ve mutlu olsun!

CEP TELEFONUNA CASUS YAZILIM YÜKLEME

Duymuşsunuzdur, hatta tanık bile olmuşsunuzdur. Eşler genellikle kıskançlıktan, birbirlerinin telefonuna casus yazılım yükler, araçlarına gizlice GPS takarlar. Böylece hangi saatte nerede olmuş, kimlerle mesajlaşmış, telefon görüşmesi yapmış, hatta mesaj ve telefon görüşmesinin içeriği nedir, bunlar hakkında bilgi toplarlar.

İzinsiz kayıt...

Sadece eşler arasında mı? Ebeveynlerin çocuklarının telefonlarına, araçlarına, hatta Antalya’da bir olayda çocukların annelerinin cep telefonuna casus yazılım yüklediklerine de rastlanmıştır.

Bu şekilde elde edilen deliller, daha sonra delil olarak, örneğin bir boşanma davasında, hakaret davasında vs. kullanılmak istenir. Size tuhaf gelmesin, ama yasal yollardan elde edilmeyen delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilemez. Casus yazılım programları kullanılarak elde edilen delilden başka bir delil yoksa, iddia ispatlanamamış sayılır. Gizlice izinsiz kaydedilen telefon görüşmesinde her şey açık açık itiraf edilse bile!

İşte bu yüzden FETÖ’cü komiserin “Zarrab Davası’nda sunduğu deliller de hırsızlık yoluyla elde edilmiş çalıntı deliller olduğundan yasal delil değildir ve yargılamaya esas alınmayacaklardır.