Muz için mükemmel bir gün

 

Bir sanat eserinin değerini belirleyen en önemli unsur sanatçısıdır. Sanat eserinin değerini belirleyen hususlardan biri de nerede satıldığı.

Art Basel Miami Beach’te sadece sanat dünyasının değil hemen herkesin ilgisini çeken bir olay oldu: Duvara bantlanmış bir muz 120 bin dolardan satışa çıkartıldı. Ve kısa süre içinde 2019’un büyük ihtimalle sanat alanında en fazla konuşulan olayı oldu. Çok fazla okur ve dostum bu olayı izah etmemi istedi. Kısaca açıklayayım.

Bir sanat eserinin değerini belirleyen en önemli unsur sanatçısıdır. Söz konusu eserin sanatçısı ise Maurizio Cattelan. Sanat dünyasının yakından tanıdığı, daha önce üzerine meteor düşen Papa heykeliyle de büyük tartışma yaratmıştı, 2016’da Frize New York’taki eşekli işiyle de. Son olarak da eylül ayında “Victory is Not an Option” (Zafer Bir Seçenek Değil) başlıklı sergisinde yer alan saf altından yapılan ve Amerika başlığını taşıyan ve 5-6 milyon dolar arası değer biçilen klozetin çalınmasıyla da basında hayli yer almıştı.

Bu sanatçının en öne çıkan özelliği diyebilirim. Yaptığı eserlerle sansasyon oluşturmak, konuşulmak çünkü bu sanat eserinin değerini belirleyen ikinci önemli husus. Bugün dünyanın en çok ziyaret edilen, en fazla taklidi yapılan, en fazla parodisi yapılan, hakkında en fazla yazı yazılan sanat eseri “Mona Lisa”. Bu eser Leonardo da Vinci’nin en iyi eseri olduğu için bu unvanları taşımıyor, dünyanın en bilinen sanat eseri olduğu için bu unvanları taşıyor. 1911 yılında Louvre Müzesi’nden çalındığı 30 saatten sonra fark edilecek kadar sıradan bir tabloydu. Ya da çok daha yakın bir zamanda açık artırmada satıldıktan sonra kendi kendi imha eden Banksy’nin 1.4 milyon dolara satılan “Balonlu Kız”ı da bilinirliğini artırdığı için değerini saniyeler içinde katladı.

Sanat eserinin değerini belirleyen hususlardan bir de nerede satıldığı. Art Basel Miami Beach isimli sanat fuarı Amerikan jet sosyetesinin en fazla rağbet ettiği en popüler ikinci etkinlik. İlki Oscar ödül töreni, üçüncüsü ise Super Bowl final maçı.

Performans sanatçısı David Datuna ise Maurizio Cattelan’ın “Komedyen” adını taşıyan bu eserini “yiyerek” olayın medyatikliğini kullanarak başka bir “sanat eseri” ortaya koydu. “Komedyen”i sergileyen galeri ise yaptığı açıklamada Datuna’nın “sanat eserini yok etmediğini, muzun bir fikir” olduğunu belirtti. Ama benzer olaylar olmaması için eseri sergilemekten vazgeçti. 3 edisyon olarak üretilen eserin en az 2 edisyonu bu arada zaten satılmıştı.

Bu tarz eserler söz konusu olduğunda (Maurizio Cattelan ve David Datuna’nın ortaya koyduklarını kastediyorum) genel yaklaşım şu oluyor: Bunu ben de yaparım. Bunu söyleyen kişilerin haklılık payı var. Evet bu tarz eserleri yapmak mümkün ama önemli olan kimse yapmadan önce bunu yapıp, sanat eseri olarak insanlara sunabilmek.

Sosyal medyada belediyelerden yapı marketlere, sanat galerilerinden siyasetçilere kadar bu eserin parodisini yapanlar aslında farkında olmasalar da eserin değerini artırıp, sanatçının hedeflediği pazarlama stratejisinin bir parçası oldular. Bu açıdan Maurizio Cattelan ve galerisi Galerie Perrotin’in pazarlama başarısından söz etmemiz mümkün.

21. yüzyılda sosyal medya etkisini göz ardı ederek sanat alanında büyük başarı sağlamak zor gibi görünse de bence önemli olan sosyal medyayı göz ardı etmeden ama sadece sosyal medyayı düşünerek hareket etmemek. Müzeler ve galerileri önümüzdeki yıllarda bekleyen esas zorluk bu.