AB (hala) bocalıyor...

AB (hala) bocalıyor...


       Henüz ne "yeşil ışık" yandı, ne kırmızı ışık... Kapı ne "aralandı", ne kapandı... "Oyalama" falan da yok. Bir bocalama var...
       AB'den Türkiye'nin adaylığı konusunda gelen son haberler, ayrıntıları ile ve soğukkanlılıkla incelendiğinde ortaya çıkan tablo bu.
       Önümüzdeki haftalarda manzara değişebilir. İyiye de gidebilir. Ama yüzeysel değerlendirmeleri yansıtan oldu ya da olmadı gibi manşetler, şu anda yanıltıcı oluyor.
       * * *
     DURUM şudur: AB'nin üç organından, üç farklı ses çıkıyor.
       * KOMİSYON: AB'nin yürütme kolu olan bu organ, Türkiye'nin adaylığına sıcak bakıyor. "Genişleme" politikasını yürüten Guenter Verheugen'in önceki gün Türkiye'nin adaylığını destekleyen konuşması, önümüzdeki hafta Komisyon'un yayınlacağı rapor hakkında da bir fikir - ve bunun olumlu olacağı konusunda umut - veriyor.
     * KONSEY: AB'nin siyasi kolu olan bu organ, çelişkili sinyaller yolluyor. Daha doğrusu Konsey henüz tutumunu netleştiremiyor. Bakanlar bir yandan AB'nin Türkiye'ye olan ihtiyacından söz ediyor, öte yandan "aday" lafını etmekten çekinip "yakınlaşma"dan söz ediyor. Belli ki, Konsey kararsız.
     * PARLAMENTO: AB'nin meclisi konumundaki Avrupa Parlamentosu, iyice bölünmüş durumda. Önceki günkü toplantıda, Verheugen'in mesajına rağmen, Türkiye'nin adaylığına açık destek vermekten kaçındı. Yayınladığı metin, hala Türkiye'nin üyeliğe "ehil" olduğundan söz ediyor ve yerine getirmesi gereken koşulları ve kriterleri alt alta sıralıyor.
       Esas kararın alınacağı aralık ayına kadar 2 ay var. Bu arada AB'nin organları tutumlarını netleştirecekler elbet. Şimdiki hava örneğin 2 ay öncesine oranla, daha müsait. Ama adaylık henüz cepte değil. "Yeşil ışığın yanması" ve "kapının açılması" için, daha çok çaba harcamak gerekecek...
       * * *
     
BİRKAÇ gün öncesine kadar, kamuoyunda Türkiye'nin adaylığına karşı çıkacak ülkeler (belirsizliği süren Yunanistan dışında) İsveç ve Danimarka olarak görülüyordu. İsveç'ten hala çatlak sesler geliyor. Ama bunun düzeltilmesine çalışılıyor. Şu sırada Türk işadamlarından oluşan bir heyet Stockholm'de temaslar yapıyor. Önümüzdeki ay Dışişleri Bakanı İsmail Cem İsveç'e gidecek. Sonuçta İsveç'in de Helsinki zirvesinde engel çıkarmayacağı umuluyor.
     Danimarka'ya gelince, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Korkmaz Haktanır'ın Kopenhag'daki temaslarından sonra, bu ülkenin Türkiye'nin adaylığını engellemek değil, aksine desteklemek niyetinde olduğu anlaşılıyor. Hatta Danimarka Türkiye'ye sadece bir sıfat olarak adaylık statüsünün verilmesi değil, aynı zamanda kendisine bir katılım öncesi stratejisi ile mali olanakların da sağlanmasını istiyor.
       Öte yandan AB'nin geçmiş, şimdiki ve gelecek başkanlığını üstlenen ülkelerin temsilcilerinden oluşan "troika" ile Ankara'da yapılan toplantı da, Türk diplomasisinin Helsinki öncesi yoğunlaştırdığı çabalar arasında. İki yıldır bu tür diyaloğa girişmekten çekinen Ankara'nın şimdi esneklik göstermesi ve nihai kararı etkileyecek girişimlerde bulunması isabetlidir.
     Haktanır'ın dediği gibi "gidişat iyi. Ama bu sonuç değil, sadece bir başlangıç"...



Yazara E-Posta: skohen@milliyet.com.tr