ABD ile çıkar ayarı mümkün mü?

Türk-Amerikan ilişkileri, Brunson davasının kapanmasıyla önemli bir dertten kurtulmuş oldu.

Bir an için şöyle düşünelim; Eğer şu “papaz davası” başka şekilde sonuçlansaydı ve rahip Brunson serbest bırakılmasaydı, Türkiye’de piyasalar ve ekonomi ne sıkıntılar çekecek, iki ülke arasında gerginlik nerelere tırmanacaktır...

Amerikalı Pastör’ün ülkesine dönmesiyle, en azından bu olumsuzluklar önlendi. Ayrıca onun için Beyaz Saray’da yapılan tören ve Başkan Trump’ın bu vesileyle verdiği demeç, ikili ilişkilerde son zamanlarda hâkim olan soğuk havayı azıcık da olsa ısıttı.

Trump ilişkilerin geleceği hakkında iyimser mesajlar verdi. Brunson olayının son bulmasıyla ilişkilerin düzelmesinde “büyük bir adım” atıldığını belirtti ve bundan sonra ilişkilerin yine eskisi gibi, hatta “harika” olabileceğini söyledi.

Kuşkusuz bu olayla havanın düzelmesi önemli bir gelişme. Ama unutulmamalı ki “papaz davası” ikili ilişkilerde sorun ve kriz yaratan tek konu değil. Ondan çok daha önemli ve tehlikeli birçok uyuşmazlık var. İlişkilerin “harika” olması bunların çözümünde de büyük adımların atılmasına bağlı.

Sorunlar listesi

Uyuşmazlıklar listesi gerçekten uzun. FETÖ meselesi, Halk Bankası davası, PYD/YPG’ye ABD desteği, Münbiç ve Fırat’ın doğu bölgesinin geleceğine ilişkin uyuşmazlıklar, S-400’ler ve F-35 konusundaki ayrışma, İran ambargosunun olası Türkiye etkileri, Filistin ve Kudüs politikalarındaki sürtüşmeler...

Bu uyuşmazlıkların analizi, temelde iki ülke arasından ciddi çıkar farklılıklarını ortaya koyuyor. İki ülkenin aynı ittifakın içinde olması, belirli meselelerde kendi çıkarları doğrultusunda bir politika izlemelerine ve kendi haklarını ve görüşlerini ısrarla savunmalarına engel olmuyor.

Açıkçası, Türkiye’nin daha bağımsız ve milli bir dış politika geliştirmiş olması, bu yeni durumun ortaya çıkmasında önemli bir etken. Ankara’nın kendi çıkarlarına ve vizyonuna yönelik “önce Türkiye” anlayışı, Trump yönetiminin “önce Amerika” doktriniyle zaman zaman çatışıyor. Erdoğan iktidarı da bu duruşunu ABD’ye meydan okumak pahasına özgüvenle savunmaktan çekinmiyor.

Kısacası, çıkarları ve hareket tarzı eskisinden farklı olan bir Türkiye ve bir Amerika var artık.

Çare tükenmez

Uzun anlaşmazlıklar listesindeki sorunların çözümü, çıkarlar arası bir ayar yapılmasına ve bunda bir denge kurulmasına bağlı. Bu yukarda saydığımız sorunlar için ne kadarı mümkün?

Diplomaside çare tükenmez derler. Bunun doğruluğunu kanıtlayan örnekler var elbet.

Türk-Amerikan ilişkilerindeki sorunların çözümü için her bir meseleyi tek tek (“case by case”) usulüyle ele almakta yarar var. Her meselede pratik çareler ve bir orta yol bulunabilir. Tabii bunun için çıkarlar tablosuna geniş perspektiften bakmak, hangi çıkarların daha ağır bastığını, yarar/zarar hesabına göre değerlendirmek lazım.

Brunson olayının Türk-Amerikan ilişkilerindeki anlaşmazlıklar listesinden düşmesi bu bakımdan da bir örnek oluşturuyor.