"Açık kapı" diplomasisi...

"Açık kapı" diplomasisi...

Sami KOHEN

GÜNÜMÜZDE diplomaside de yeni bir anlayış hakim: Dış politika artık sadece klasik usullerle yürütülmüyor. Talleyrand'in ve Metternich'in diplomasi kuralları ve yöntemleri değişen dünyamızda - geçerliliğini korumakla beraber - ihtiyaçları ve beklentileri karşılamaya yetmiyor.
Eskiden dış ilişkilerde "kançelarya diplomasisi" esastı. Sefirler üst düzey resmi temaslarını yaparlar, notaları, mesajları ilgililere ulaştırırlar, çoğu zaman resmi kaynaklardan elde ettikleri bilgileri de merkezlerine rapor ederlerdi.
Elçilikler adeta kapalı kutulardı. Diplomatlar ve diğer elçilik mensupları, "dışarda" pek çalışmazlar, kamuoyuna yönelik fazla temasta bulunmazlardı.
Diğer bir deyişle, diplomasi kamuoyuna pek açık değildi...
* * *
GÜNÜMÜZDE bu anlayış değişmiş bulunuyor. Büyükelçilerden ataşelere kadar, diplomatlar sadece klasik diplomasinin gereklerini yerine getirmekle kalmıyorlar, aynı zamanda adeta işadamı, halkla ilişkiler uzmanı, lobici, konferansçı gibi hareket ediyorlar...
Diplomatik misyonlar artık kapalı kutu değil: "Halk"a açık...
Diplomatlar sadece kançelaryalara kapanıp çalışmıyorlar. Faaliyetlerinin bir kısmını dışarda sürdürüyorlar...
Büyükelçilerin ve müsteşarların dışarda uğradıkları yer sadece Dışişleri Bakanlığı veya diğer resmi makamlar değil. Ziyaret temasları iş çevrelerinden basına kadar uzanıyor...
Basın ataşeleri, sadece basında ülkeleri hakkında çıkan yazıları çevirip merkeze göndermekle yetinmiyorlar. Medya mensupları ile sıkı fıkı oluyorlar, onlarla bilgi alışverişinde bulunuyorlar.
* * *
BU önemli kavram ve davranış değişikliğine yol açan bir dizi faktör var: Teknolojik devrim, iletişimdeki kolaylıklar, hızlı hareket ve seyahat olanakları, demokratikleşme, kamuoyunun etkinliği, toplumsal kurumların öne çıkışı, ekonomiden kültüre kadar çeşitli alanlardaki küreselleşme, gibi...
Bütün bu gelişmeler, diplomasinin hedeflerinde değilse de, usullerinde ve hatta üslubunda da bazı değişiklikleri beraberinde getirmiştir. O kadar ki, bugün eskisine göre, yeni bir diplomat profili ortaya çıkmıştır. Protokolda dahi (temel kurallar korunmakla beraber) bazı esneklikler hakim olmaya başlamıştır...
ABD, mutad pragmatik yaklaşımını diplomaside de uygulayarak, alışılagelen usullerin dışında bazı uygulamalara girişmekten çekinmiyor. Örneğin bazı hallerde kariyerden bir diplomat yerine, bir işadamı veya bir akademisyeni büyükelçi olarak atıyor. Kültür ataşesi olarak bir bilim adamını, basın ataşesi olarak da bir gazeteciyi görevlendiriyor.
Yeni yöntemler, diplomasiye daha büyük inisiyatif, yaratıcılık ve verimlilik sağlıyor...
* * *
DİPLOMASİDE Osmanlı döneminden itibaren ciddi ve köklü bir geleneğe sahip olan Türkiye, bu alanda, günümüzün anlayışına ve usullerine yeni yeni ayak uyduruyor.
Türk diplomasisinin uzun süre (ve bir ölçüde hala da) klasik yöntemleri uygulamakla yetindiği, çoğu zaman kapalı ve çekingen davrandığı bir gerçek. Türkiye'nin dünyaya derdini anlatamamasının, tanıtımını gerektiği gibi yapamamasının başlıca nedenlerinden biri de budur.
Şimdi bunun bilincine varılmış bulunuyor. Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, bu görevine gelir gelmez ilk yaptığı konuşmalarda, Türk diplomasisinin bundan sonra, ekonomiye, ticarete, kültüre, bilime, tanıtıma yönelik çağdaş metodlarla çalışacağını ilan etmesi, bu yolda atılan önemli bir adımdır.
Kuşkusuz bazı diplomatlarımız bulundukları merkezlerde zaten bu yönde bir çalışma yapıyorlardı. Örneğin Londra Büyükelçimiz (eski Dışişleri müsteşarı) Özdem Sanberk elçilik kapılarını sadece ziyaretçilere değil, düzenlediği konferanslara ve sempozyumlara açmıştır. Sanberk, bugün (bu satırların yazarının da katılacağı) Kıbrıs'la ilgili önemli konferansa ev sahipliği yapıyor.
Aralarında İnal Batu başta olmak üzere, Türk Dışişleri yetkililerinin de katılacağı bu toplantıda, İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi David Hanney'den gazeteci John Dickie'ye kadar birçok İngiliz ve diğer ülkelere mensup uzmanlar Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri ve Türkiye'nin politikasını tartışacaklar.
Bu toplantıya Yunan ve Kıbrıs Rum temsilcilerinin de davet edilmesi - Büyükelçilik gibi - bir "Türk evi"nde, diplomasinin daha etkin biçimde yürütülebileceğinin örneğini veriyor...





Yazara EmailS.Kohen@milliyet.com.tr