Bildiğini okumak

Avrupa Parlamentosu’nun(AP) Türkiye ile ilgili raporu, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’nın ölçülü, Başbakan Erdoğan’ın ise sert tepkisine yol açtı.
Bakanlık yaptığı açıklamada, AB İlerleme Raporu’nun Türkiye’deki reformlarla ilgili kısmen olumlu değerlendirmelere yer verdiğini ancak tek taraflı ve gerçeklerle bağdaşmayan unsurlar da içerdiğini belirtiyor. Açıklamanın sonunda da, Türkiye’nin her şeye rağmen, “AB’ye katılım hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceği” vurgulanıyor.
Başbakan ise raporu “adil ve objektif olmaktan uzak ve sipariş üzerine yazılmış” şeklinde nitelendirdikten sonra, kendi üslubu ile şöyle diyor: “Onlar raporu hazırlamakla görevli. Biz de bildiğimizi okumakla görevliyiz...”
* * *
AP’nin yasama organı statüsündeki AP, 27 ülkenin seçilmiş temsilcilerinden oluşan 751 sandalyeli bir meclistir. AP’nin aday ülke olarak Türkiye hakkında yayınladığı raporların bağlayıcı bir niteliği yoktur; ama yürütme organı olan komisyon ve özellikle Avrupa kamuoyu üzerinde belirli bir etkisi vardır.
Gerek AP’nin gerekse AB Komisyonu’nun yıllık ilerleme raporları, genelde kimilerince olumlu kimilerince de olumsuz karşılanır.
Bu seferki raporda, geçmiş yıllarınkilere göre, özellikle bazı iç konularda olumsuzluk dozajının daha yüksek olduğu görülüyor.
* * *
Raporda parlamentonun takdir ifade ettiği olumlu gelişmeler arasında Türkiye’de sivil-asker ilişkilerindeki düzelme, Anayasa değişikliği, yargı reformu gibi hususlar sayılıyor. Dış politikada da, Türkiye’nin aktif bölgesel rolleri ve bazı açılımları övülüyor.
Buna karşılık rapordaki 58 maddenin önemli bir kısmı Türkiye’deki gelişmelere eleştirici bir bakışla yaklaşıyor. Bu arada insan hak ve özgürlükler, yargı sistemi, azınlık hakları gibi konulardaki bozukluklar ve yetersizlikler kaydediliyor.
Ama bu bağlamda esas eleştirel yaklaşım, basın özgürlüğü ile ilgili. Raporun AP’de müzakeresi, tam da Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın dahil olduğu yeni “gazeteci tutuklama dalgası”nın ardından yapıldı. Dolayısıyla bu olumsuzluk rapora da yansıdı. AP bundan duyduğu endişeyi dile getirdiği gibi, Türk basını ile ilgili gelişmelerin “yakın takibe” alınmasına karar verdi.
Aslında rapordaki bu değerlendirme, Türkiye’de pek çok gazetecinin ve basın kurumunun dile getirdiği eleştiri ve şikâyetler doğrultusundadır. Özellikle son tutuklamalardan sonra pek çok uluslararası örgütün ve yabancı medyanın da benzer görüş ve kaygılar ifade ettikleri görülüyor. “Financial Times” ile “The Economist”teki yazılar bunun son örnekleridir.
* * *
Raporun gerek iç gerekse dış politika ile ilgili bazı bölümleri geçmiş raporlardaki ifadeleri tekrarlıyor. Bu da, Avrupalı parlamenterlerin gözü ile, Türkiye’de birtakım sorunların çözümü konusunda bir ilerleme olmadığını gösteriyor.
Dış politika bağlamında şunu belirtmek gerekir ki, AP Avrupa’daki ulusal parlamentolar (veya ABD’de Kongre) gibi, çeşitli grupların ve lobilerin etkisi altındadır. AP’de öteden beri Kıbrıs Rum ve Yunan temsilciler, yanlarına aldıkları diğer parlamenterlerin desteği ile rahatlıkla istekleri doğrultusunda karar çıkartabiliyorlar. Bu yüzden raporun Kıbrıs’la ilgili paragrafları Türkiye’yi eleştiren ve baskı altında tutmayı amaçlayan ifadeler taşıyor.
Ancak bu, AP raporunda Türkiye’nin dikkate ve ciddiye alması gereken hususların bulunduğu gerçeğini göz ardı ettirmemeli. Kaldı ki bu gerçekler, Türkiye’de de pek çok çevrede dile getiriliyor...