Bu gerçekten bir ültimatom mu?

Baş sayfadaki manşet ilginç: “ABD silah anlaşması konusunda Türkiye’ye ültimatom veriyor...”
İngiltere’nin en ciddi, dünyanın da en saygın gazetelerinden biri sayılan “Financial Times” için bir hayli sansasyonel bir başlık bu.
Gazetenin Washington muhabirinin yazısında, Başkan Obama’nın Başbakan Erdoğan’a bir “uyarı“sından söz ediliyor. Buna göre, Amerikan lideri, Türkiye’nin İran ve İsrail ile ilgili politikalarını değiştirmediği takdirde ABD’den talep ettiği silahları temin etme şansının zayıflayacağı uyarısında bulunmuş...
Bu ne zaman olmuş? Toronto’da Obama-Erdoğan buluşmasının gerçekleştiği haziran ayında...
Demek ki FT muhabiri bu haberi yeni öğrenmiş. Veya haberinde isim vermeden atıfta bulunduğu “yüksek yönetim yetkilisi” kendisine bu bilgiyi şimdi sızdırmış...
Zamanlama gerçekten düşündürücü.
Günlerden beri Türkiye’nin Washington’un gündemine iyice oturduğunu gösteren haberler geliyor.

Bir dizi toplantı
ABD Dışişleri Bakanlığı’nda, Bakan Hillary Clinton’ın başkanlığında, üst düzey yetkililerin katıldığı Türkiye ile ilgili özel bir toplantı düzenlendi. Bu 2 saatlik toplantıda Türk dış politikasındaki son gelişmeler ve ABD’nin alması gereken tavır değerlendirildi...
Bu arada ABD Dışişleri Bakanlığı Genel Denetleme Ofisi, Türkiye’deki diplomatik misyonun faaliyeti ile ilgili 110 sayfalık bir raporda, Türk dış siyasetinin hangi yönde gitmekte olduğu konusunu inceledi...
Geçen ay ABD Kongresi’nde, Dış İlişkiler Komitesi Türkiye ile ilgili bir oturum düzenledi. Gerek temsilciler, gerekse davet edilen düşünce kuruluşlarına mensup Türkiye uzmanları, Türk dış politikasının gidişatını eleştirel bir yaklaşımla ele aldılar...
ABD Senatosu’nda, Cumhuriyetçiler Türkiye’ye yeni büyükelçi olarak Francis Ricciardone’nin atanmasına itirazlarda bulundular. Senato’nun yaz tatili yüzünden bu tayin kesinleşemiyor...
Bütün işaretler ara seçimlerin yapılacağı kasım ayı yaklaştıkça, Kongre’de Türkiye ile ilgili havanın giderek bozulmakta olduğunu gösteriyor. Bunda iki büyük etkenden biri Türkiye’nin İran konusunda izlediği politika ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nde “hayır” oyunu kullanması, diğeri ise, Erdoğan hükümetinin Gazze sorunu vesilesiyle İsrail’e karşı sistematik bir tavır almasıdır.

Yeni bir ambargo mu?
“Financial Times”taki yazıda şu paragraf dikkat çekicidir: “Obama yönetiminin yüksek yetkilisine göre ABD Başkanı, Başbakan Erdoğan’a, Türkiye’nin attığı bazı adımların Kongre’de Türkiye’ye bir müttefik olarak güvenip güvenemeyeceğimiz konusunda soru işaretlerine neden olduğunu söyledi.” Yani bu güvensizlik yüzünden Türkiye’ye silah satışının Kongre’den geçmesi zorlaşabilir.
Haberin anlamlı bir cümlesi de, ABD yetkilisinin Türkiye’nin silah ihtiyacını PKK ile mücadelesine bağlaması ile ilgilidir. Bundan çıkan mesaj da, açıkçası ABD Kongresi’nin tutumu yüzünden istenilen silahların temin edilememesi halinde Türkiye’nin zor duruma düşeceğidir...
Kongre’nin işi Türkiye’ye silah tedarikini engelleme noktasına kadar götürüp getirmeyeceğini şu anda kestirmek zor. Ama Kıbrıs harekâtından sonra 1975’te konan ambargonun nasıl ters teptiği ve Türk-ABD ilişkilerine nasıl bir darbe indirdiği hatırlardadır.
Obama yönetimin dün akşam FT’nin haberini yalanlarken Türkiye’ye bir ültimatomun verilmesinin söz konusu olmadığını vurgulaması isabetli olmuştur. Ancak Beyaz Saray’ın açıklamasında Başkan’ın durumla ilgili kaygılarını dile getirmiş olduğunun belirtilmesi, her şeye rağmen Washington’da Kongre başta olmak üzere birçok etkin çevrenin Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni sıkıntılar yaratabileceğini gösteriyor.