Darısı başımıza...

Başkonsoloslukta kutlanan olay, Bulgaristan ve Romanya'nın, AB ile katılım anlaşmasını imzalaması idi. Bu anlaşma iki Balkan ülkesine 1 Ocak 2007'de -yani bir buçuk yıl gibi kısa bir süre sonra- AB'nin 26'ncı ve 27'nci üyesi olmak olanağını sağlıyor.AB yoluna -adaylık başvurusu dahil- Türkiye'den çok sonra giren bu iki komşu ülkenin hızla üyeliğin eşiğine gelmiş olmasına gıpta etmemek doğrusu mümkün değil. Komünist ve totaliter sistemden liberal düzene ancak 1990'larda geçen Bulgaristan ve Romanya'nın 1999'da girdikleri müzakere sürecini 2004'te tamamlayıp şimdi Lüksemburg'da imzalanan katılım anlaşması ile üyeliği garantilemeleri, kendi açılarından büyük bir başarı...* * *İKİ diplomat da konuşmalarında hükümetlerinin Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği ifade ettiler ve bunun ötesinde kendi uzmanlarının müzakere sürecindeki deneyimlerini Türk meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduklarını açıkladılar.Gerçekten bu alanda böyle bir işbirliğinin kurulmasında yarar var.Bu iki ülke de müzakere sürecinde bizim örnek alacağımız tecrübeler geçirdiler. Bu arada epey zorluklar, sıkıntılar yaşadılar, ummadıkları şartlarla ve baskılarla da karşılaştılar.Bulgaristan ve Romanya, otoriter komünist rejimden demokrasiye geçişi hızlı bir şekilde gerçekleştirdikleri için, Kopenhag kriterleri çerçevesindeki koşulları (insan hakları, vs.) yerine getirmekte gecikmediler (Bulgaristan'ın bu konudaki sicili, tabii ki, azınlıklarla ilgili sorunları bulunan Romanya'nınkinden daha iyi)... İki ülke daha çok ekonomik reformlar alanında sıkıntılar çektiler ve zorlandılar. (Bu nedenle AB kendilerine örneğin tarımla ilgili bazı "ayrıcalıklar" tanımak zorunda kaldı)...* * *HIZLI müzakere sürecinin sonunda Bulgaristan ve Romanya, "müktesebat"ı benimsemiş ve bu bağlamda yükümlülüklerini yerine getirmiş olmakla beraber, bugün dahi AB'yi yeni şartlar koşmaya sevk eden sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.Nitekim önceki gün imzalanan anlaşmadaki bir özel madde, iki ülkenin de reformları tam uygulamadıkları, adli sistemde gereken değişikliği yapmadıkları ve özellikle yolsuzluklarla etkili bir mücadele yürütmedikleri takdirde, üyelik tarihinin bir yıl (2008'e) erteleneceği uyarısında bulunuyor.Bulgaristan Dışişleri Bakanı Salomon Passy, AB'nin böyle bir şart koşmasından şikâyetçi değil. Aksine, diyor, "Bu bizi disiplin sağlamamıza ve reformları hayata geçirmemize zorlayacaktır"...Bu da iki komşu ülkenin AB ile ilgili davranış tarzından alınması gereken derslerden biri... Bir diplomatın dediği gibi, "AB'nin bazı müdahalelerini bir ortaklık ve Avrupalılık anlayışı içinde değerlendirmek, bunu aleyhte bir tavır olarak algılamamak lazım." Bu nedenle, Romanya ve Bulgaristan, şimdi halledilmesi beklenen sorunlar (yolsuzluklar, yasaların ve reformların uygulanması gibi) ile ilgili şartları "ivedilikle" yerine getirmeye hazırlanıyor.Bazı alanlarda (özellikle ekonomide) Türkiye'den geri olmalarına rağmen, iki komşumuzun AB yolculuğunda ulaştıkları nokta karşısında "darısı başımıza" derken, bunun "sırrı"nı araştırmamızda yarar var... skohen@milliyet.com.tr ÖNCEKİ akşam İstanbul'daki Bulgar Başkonsolosluğu'ndaki resepsiyona katılan Türk konuklar, Bulgaristan Başkonsolosu R. Georgiev ile Romen meslektaşı R. G. Safta'yı kutlarken, "Darısı başımıza" demekten kendilerini alamıyordu...