Darısı başımıza...

Hırvatistan’ın Avrupa Birliği’ne üye olması münasebetiyle Zagreb’deki törene giden AB Bakanı Egemen Bağış, olayı kutlarken, “darısı başımıza” temennisinde bulundu.
Bakanın bu dileğine katılmamak mümkün değil tabii. Ne var ki, 2007’de Bulgaristan ve Romanya AB üyesi olduklarında da aynı temenni dile getirilmişti.
Hırvatistan ile AB arasındaki katılım müzakereleri 2005’te Türkiye ile birlikte başladı. Hırvatlar şimdi AB üyesi. Türkiye ise 35 müzakere başlığının ancak 13’ünü ele alabildi. Yeni bir fasılın açılması için geçen hafta soğuk terler döküldü...
Oysa Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili vizyonu ve girişimleri 1960’lara (AB’nin AET adını taşıdığı döneme) kadar gider. O zamanlar Hırvatistan diye bağımsız bir devlet bile yoktu! (Yugoslavya’nın bir parçasıydı)...
***
Hırvatistan Avrupa kulübünde (Bulgaristan gibi) ekonomisi en zayıf ülkeler arasında yer alıyor. Fert başına milli gelir 10 bin dolar, işsizlik yüzde 20, dış yardıma muhtaç... Ama Hırvatlar siyasi alanda AB müktesebatına uymak için ne gerekiyorsa yapmış.
Aslında Hırvatistan’ın AB’de kolayca kabul görmesinin önemli bir nedeni 4.4 milyon nüfuslu ufak -yani “sindirilmesi” kolay- bir ülke olmasıdır. Avrupa coğrafyasının ve kültürünün bir parçası sayılması da önemli bir faktör.
Türkiye ise AB’nin gözünde nüfusu ile büyük, coğrafyası, kültürü, dini farklı. Ayrıca AB kriterlerine henüz tam uymuş değil. Dış siyasetinde de (Kıbrıs gibi) sorunlar da hâlâ çözümsüz duruyor.
Kısacası engeller ister AB’den, ister Türkiye’den kaynaklansın, Ankara hâlâ müzakerelerle uğraşıyor ve üyelik koltuğuna yeni oturan ülkeleri kutlarken, “darısı başımıza” demekle yetiniyor!..

Gazze gezisi

Tam tarihi belli değil, ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze gezisini şu günlerde yapması bekleniyor.
Bu ziyaret Batı Şeria’yı da kapsayacağı için buna Filistin gezisi demek daha doğru olur. Ancak Başbakan’ın bu seyahat planının esas hedefinin, başından beri Gazze’ye gitmek ve abluka altındaki bu bölgenin halkına arka çıkmak olduğu biliniyor.
Erdoğan’ın bu gezisi Gazzeliler için olağanüstü bir önem taşıyor. Bu, Hamas’ın da izolasyon duygusunu yenmesine, Türkiye gibi bir bölgesel gücün desteği ile moral bulmasına yardımcı olacaktır.
***
Başbakan’ın bu ziyareti öteden beri planlamasının nedeni de, Gazze sorununu dünyaya duyurmak ve Türkiye’nin bu meselenin halline verdiği önemi -ve desteği- sergilemektir. Tabii bu, Gazze’de çok sevilen Erdoğan’ın popülaritesinin de bütün bölgeye ve dünyaya yansımasına vesile olacaktır.
Ancak bu gezinin Batı Şeria kanadının da ikinci plana düşürülmemesine özen göstermek şart.
Eğer bu ziyaretten “Türkiye katkısı” bağlamında somut bir sonuç bekleniyorsa, Türk diplomasisinin esas hedefinin Abbas yönetimi ile Hamas’ın uzlaştırılmasına, hatta Filistin-İsrail barış sürecine de yardım etmek olduğunu fiilen göstermesi gerekir.
Bu da tüm ilgili taraflarla iyi ilişkiler içinde olmakla mümkündür...