Dış politikada 2019 ‘ATAK YILI’

Bu gece yarısı veda edeceğimiz 2019 yılını, dış politika açısından tek kelimeyle nitelemek istiyorsek, buna “Atak Yılı” dememiz mümkün.

Gerçekten 2019 Türk diplomasisinin atağı kalktığı, bölgesel ve küresel çapta önemli hamlelere giriştiği ve böylece uluslararası platformda öne çıktığı bir yıl oldu.

Türkiye bu çıkışlarını sadece diplomaside değil, aynı zamanda askeri alanda da yaptı, “güç politikası”nı uygulamak için gerekli savunma kapasitesini artırdı, yolunu kesmeye kalkışanlara da söz ve davranışlarıyla meydan okudu.

***

Türkiye’nin 2019’da ataklarını nerelerde ve hangi konularda gerçekleştirdiğini şöyle özetleyebiliriz:

- SURİYE’de: Ankara, kendi güvenliği ve bekası için sınır bölgesinin YPG’den arındırılmasını öncelikli hedefi sanıyordu. Türk diplomasisi yıl boyunca bu yönde büyük çaba harcadı, Fırat’ın doğusuna hakim olan ABD’yi iş birliği için ikna etmeye çalıştı, aksi halde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “bir gece ansızın” buralara gireceği uyarısında bulundu. Bu güç ve kararlılık gösterisi Trump yönetimini o bölgeden askerlerini çekmeye ve Ankara’ya YPG’ye karşı operasyonu için yeşil ışık yakmaya itti.

Gerçekten bu atak Amerikan askerlerinin daha güneye çekilmesini ve Mehmetçiğin Fırat’ın doğusunda varlığını göstermesini sağladı.

- DOĞU AKDENİZ’de: 2019 Doğu Akdeniz’de suların iyice ısındığı bir yol oldu. Yılın başlarında Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek yanlı sismik araştırmalara girişmesine karşı Ankara’da tepkisini bu kez KKTC ile anlaşarak ada açıklarında benzer araştırmalar için harekete geçti. Türkiye bu çalışmaları bölgeye gönderdiği iki sismik araştırma gemisiyle yürütmeye başlarken, Türk donanması da bölgede bir güç gösterisi yaptı. Güney Kıbrıs, Yunanistan ile birlikte Türkiye’yi baskı altında tutmak için Avrupa Birliği’nden bazı kararlar çıkarttı, hatta bazı bölge ülkeleriyle bir ittifak da kurdu.

Ankara bu tepkilere meydan okudu, kendi Münhasır Ekonomik Bölge’sini ilan etti.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ikinci önemli atağı, yılın sonunda, Libya ile imzaladığı iki anlaşmayla gerçekleştirdi.

Böylece yıl sonunda Doğu Akdeniz’de güç dengelerini değiştiren ve Türkiye’nin kontrol ve nüfuz alanını da Kuzey Afrika bölgesine kadar yayan bir stratejik atak gerçekleşmiş oldu.

- S-400’ler ve F-35’ler: Türkiye giriştiği askeri ve diplomatik atakları için gerekli altyapısını pekiştirmek amacıyla, bir yandan kendi yerli savunma sanayisini hızla geliştirirken, diğer yandan TSK’yı en modern silahlara donatmak üzere, Rusya’dan S-400 füzelerin satın aldı. Bu da, özellikle ABD’nin itirazlarına rağmen, kararlılıkla yapıldı. Ancak bu kez ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından dışlaması olasılığıyla ortaya çıktı ki Ankara buna rağmen buna da meydan okumaktan çekinmedi.

***

Ankara’nın 2019’da gerçekleştirdiği atakların listesi bu saydıklarımızla sona ermiyor. Liste gerçekten bu sütuna sığmayacak kadar uzun. Bunun diğer örnekleri arasında Türkiye’nin Katar ile imzaladığı askeri iş birliği anlaşması ve orada kurduğu üs sayesinde Körfez bölgesinde de varlığını göstermesi yer alıyor. Diğer bir örnek, Türkiye’nin NATO’daki çıkışı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’deki konuşmalarıyla “üçüncü dünya”nın liderliğine soyunması gibi hamleleri saymak mümkün.

Bunların hepsi iktidarın misyon anlayışı ve uzun vadeli vizyonuyla, birtakım risklere ve sıkıntılara rağmen, 2019 boyunca sebatla uygulamaya çalıştığı “atak stratejisi”nin unsurlarıdır.