Dostluk kriz önlüyor, sorun çözmüyor

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papendreu’nun Erzurum ziyaretinin sıcak havasını bozan konuşması, şu gerçeği ortaya koydu: İki ülke arasında son zamanlarda gerçekleşen yakınlaşmaya ve liderler arasındaki kişisel dostluğa rağmen, temel konularda görüş ayrılıkları devam ediyor ve zaman zaman kendilerini belli ediyor.
Dostluk havası bu sorunların ilişkilerde ciddi krizlerin ve gerginliklerin ön plana çıkmasını önlüyor. Bu bakımdan bu ılımlı havanın sürdürülmesi ve pekiştirilmesi çok önemli.
Ama böyle bir hava şimdiye kadar mevcut sorunların çözümüne pek yardımcı olmuş görünmüyor. Bundan sonra olabilir mi?
Türk-Yunan yakınlaşmasının temeli atıldığı zaman (ki o dönemde rahmetli Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile mevkidaşı Yorgo Papandreu arasında kişisel bir dostluk da kurulmuştu) temel düşünce ve beklenti şuydu: İki ülke arasında kavgaları, krizleri önlemek için önce bir diyalog kurulsun, bir güven ortamı oluşsun. Bu yakınlaşma geliştikçe, sorunları farklı bir anlayışla ele almak ve çözüm bulmak kolaylaşır.

Sıcak ilişki
Bu düşünce ile Ankara ve Atina, “ikinci yol” (“second track”) diplomasisiyle bir dizi kararlar ve jestlerle, yakınlaşma sürecini başlattı. Her iki ülkede iktidar değişikliklerine rağmen, bu politika sürdürüldü, geliştirildi. İsmail-Yorgo dostluğunu, Tayyip-Kostas (Karamanlis) ve Tayyip-Yorgo dostluğu izledi.
Bu arada halklar yakınlaştı, ekonomiden kültüre kadar çeşitli alanlarda ilişkiler gelişti, pek çok yeni anlaşma imzalandı, sadece siyasi değil, askeri temaslar da sıklaştı, hatta stratejik işbirliği mekanizmaları da kuruldu.
İşte Yunan Başbakanı Papandreu’nun, 180 Türk büyükelçisinin katıldığı bir toplantıda konuşma yapmak üzere Erzurum’a davet edilmesi jesti, böyle bir ortamda gerçekleşti.
Gerçekten Yunan liderinin büyükelçiler toplantısındaki beklenmedik sert çıkışı dışındaki görüşmeleri ve beyanları bu dostluk ve yakınlık havasını yansıttı.
Papandreu’nun tepki yaratan sözlerine gelince: Bu ifadeler yukarda belirttiğimiz gibi bütün dostluk jestlerine rağmen bazı temel meseleler üzerindeki uyuşmazlıkların devam etmekte olduğunu gözlerin önüne serdi.

Soğuk duş
Bu sorunlardan biri, Ege’deki anlaşmazlıklarla ilgili. Papandreu seyahate çıktığı gün bile, Türk jetlerinin Yunan adaları üzerinde uçtuğunu söyledi ve bu konuda sert bir çıkış yaptı.
Ege semalarında Türk ve Yunan jetleri arasındaki “it dalaşı” yeni bir olay değil. Ama bu ziyaret sırasında bunun olmaması gerekirdi. Ne var ki meselenin esası, Yunanistan’ın hava sahasını 10 mil, Türkiye’nin ise 6 mil olarak kabul etmesidir. Bu uyuşmazlık yıllardır sürüyor. Buna çözüm bulunmadığı sürece de, it dalaşı riski devam edecektir. Dostluk ziyaretleri bile, böyle nahoş olayların tekrarını önlemediğine göre...
Papandreu’nun dostluk ortamında “soğuk duş” etkisi yapan diğer ifadesi ise, Kıbrıs’taki “Türk işgali” ile ilgili. Deneyimli bir lider olarak onun böyle bir ortamda öylesine agresif bir ifade kullanmasına şaşmamak mümkün değil. Bu ifadenin (Ege için söyledikleri gibi) bir “iç politika kaygısı” taşıması ihtimali yüksek. Ama böyle bir çıkışın sonuçta ters tepeceğini de düşünmesi gerekirdi.
Bu sözler, Ege ve Kıbrıs’la ilgili karşılıklı pozisyonlarda en ufak bir uzlaşma olmadığını gösteriyor.
Şimdi artık dostluk havasını, bu meselelerin çözümü için kullanma zamanı gelmiştir. Aksi halde bu uyuşmazlıkların dostluk havasını bozması riski artabilir.