Kafkas oyunu...

Gürcistan ile Rusya arasında Abhazya üzerinde giderek tırmanan gerginlik, Kafkasya’da bir savaşa yol açabilir mi?
Gürcistan’a ait iki insansız “casus” uçağının önceki gün Abhazya’da düşürülmesi bu konuda birkaç haftadır ifade edilen kaygıları daha da artırdı.
Bu son olay bir kez daha Gürcistan ile Rusya’yı karşı karşıya getiriyor. Tiflis, uçakların düşürülmesi sorumluluğunu Rusya’ya atarken, Moskova bunu yalanlıyor ve Gürcistan’ı provokasyonla suçluyor.
Abhazya yüzünden Gürcistan ile Rusya’nın bir savaşa girmesi ve hele bunun Batı ile Moskova’yı da çatışmanın içine çekmesi olasılığı bize oldukça zayıf görünüyor
Nitekim Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Şaakaşvili “savaş istemiyoruz ve savaş olmayacaktır” derken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Levrov da “Rusya’nın Gürcistan’a savaş ilan etmek niyeti yoktur” şeklinde konuşuyor.
Ne var ki karşılıklı askeri güç gösterilerinin yapıldığı gergin ortamlarda, bazen çatışmaların “niyet” değil ama, “kaza” sonucu çıktığı da görülmüştür...

Tanıyan yok, ama...

Bu noktaya nasıl gelindiğini kısaca hatırlatalım.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Gürcistan bağımsızlığına kavuştuğu zaman, ülkenin kuzey batısındaki Abhazya bölgesinde yaşayan ve farklı etnik kimliği ağır basan Abhaz halkı da Tiflis yönetiminden ayrılmak istemiştir. 1992-93 yıllarında Abhaz milliyetçileri bağımsızlık için silaha sarılınca, Gürcistan bu hareketi bastırmaya çalışmış, fakat bunu başaramamıştır. Bir hayli kan döküldükten sonra, Abhazya 1994’te bağımsızlığını ilan etmiştir. O sıralarda Gürcistan’ın diğer bir bölgesinde, Güney Osetya da aynı yolu izlemiştir.
Ancak Abhazya -ve G. Osetya- kendi kendilerini yönetecek duruma gelmekle beraber, hiçbir ülke tarafından tanınmamıştır. Ayrıca uluslararası camia, Abhazya’ya karşı ekonomik yaptırımlar uygulamıştır.
Aslında, Abhazya’nın “fiili” varlığı yıllar boyunca “sessizce” devam etmiş ve uluslararası platformda dikkati pek çekmemiştir.
Meselenin gündeme gelmesinde ve birdenbire tansiyonun yükselmesinde iki olay rol oynamıştır: Biri, Kosova‘nın bağımsızlığa kavuşması, diğeri de, Gürcistan’ın NATO‘ya girme girişimi... Bu iki olay, küllenmiş görünen Abhazya ve G. Osetya meselesini, bu kez uluslararası bir uyuşmazlık ve gerginlik kaynağı haline getirmiştir..

Çifte standart

Kosova’nın geçen şubatta bağımsızlığını ilan ettikten hemen sonra Batı ülkelerinin çoğu (ve Türkiye) yeni devleti hemen tanımıştır. Bu bağımsızlığa karşı çıkanların başında bulunan Rusya ise, bunun başka ayrılıkçı hareketlere de örnek olacağını öne sürmüş ve böyle bir durumda Abhazyalıların bağımsızlık hakkının da tanınmaması gerekeceğini savunmuştur.
Nitekim bu olaydan sonra Moskova’nın Abhazya’ya daha aktif destek vermeye başladığı görüldü.
Bu arada Şaakaşvili yönetiminin Batıya yakınlaşması, zaman zaman Rusya’ya meydan okuması ve NATO’ya girmeye çalışması Moskova’nın da Tiflis’e karşı tutumunu sertleştirmesine yol açtı. Bu kez Rusya Abhazya’ya daha açık biçimde arka çıktı.
Ne gariptir ki, bu tutum temelde Rusya’nın savunduğu ayrılıkçılık karşıtı politikasına ters düşüyor. Moskova’nın bu prensibi savunmasının bir sebebi de, kendi topraklarında da -özellikle Çeçenistan’da- bölücü veya ayrılıkçı hareketlere “emsal” olmasını istememesidir.
Rusya Kosova olayında bu hassasiyeti gösterdi. Ama Abhazya’da farklı bir standart uygulamaktan çekinmiyor. Oysa Abhazya, Çeçenistan’a çok daha yakındır...