Kim kazanır, kim kaybeder?

ABD’deki başkanlık seçimleri kampanyasında kullanılan bir deyim var: Beyaz Saray’a yol, Pennsylvania’dan geçer...
Pennsylvania, aday adaylarının yarıştığı büyük eyaletlerin sonuncusudur. Demokrat Parti açısından, bu endüstriyel eyaletteki 158 delegenin (ve 4 milyon kayıtlı seçmenin) hangi adaya meylettiği, belirleyici bir önem taşır.
Çetin bir mücadeleden sonra, Hillary Clinton Pennsylvania’da rakibi Barack Obama’yı -yüzde 10 puan farkıyla- yenmeyi başardı.
Bu, daha ufak eyaletlerde Obama’nın gerisinde kalan Hillary’ye moral ve cesaret veriyor.
Aksini düşünürsek, eğer Bayan Clinton bu eyalette de yenilgiye uğrasaydı, yarıştan çekilmesi dahi gündeme gelebilirdi. Nitekim son günlerde ona yakın olan Demokrat yöneticiler bu olasılıktan söz ediyorlardı.
Pennsylvania’daki sonucu aldıktan sonra Hillary adaylıktan vazgeçmediğini “Amerikan halkının yarıştan çekilmeyenleri desteklediğini” söyledi.

Hillary’nin umudu
Ne var ki Pennsylvania’yı kazanması, kadın adaya Beyaz Saray’ın yolunu tam açmıyor. Bırakın Beyaz Saray’ın yolunu, ağustosta yapılacak Demokrat Parti kurultayında adaylığını da garantilemiyor.
Çünkü Hillary, hâlâ zenci rakibinin bir hayli gerisinde. Eyaletlerden 28’i Obama’yı, 17’si Clinton’u destekliyor. Delegelerin 1635’i Obama’yı, 1545’i Hillary’i seçmeyi taahhüt ediyor. Obama’nın lehindeki bu oranların kurultaya kadar değişmesi şansı düşük.
Bu durumda Hillary’nin umudu, kurultayda “süper delege”lerin (yani senatör, milletvekili, vali gibi önemli parti üyelerinin) desteğini kazanmaktır.
Gerçekten bu desteği alabilirse, Bayan Clinton kurultaydan Demokrat Parti’nin başkan adayı olarak çıkabilecek.
Bu mümkün mü? Bu konuda Demokratlar arasında bir görüş birliği yok doğrusu. Tarafsız gözlemciler ise, Obama’ya hâlâ daha çok şans tanıyorlar. Ama aralarında “Son dakikaya kadar belli olmaz” diyenler de var...
Cumhuriyetçilerin böyle bir derdi yok. Onların adayı şimdiden belli: John McCain. 71 yaşındaki deneyimli senatörün karşısındaki diğer aday adayları daha yarışın başında döküldüler. Demokratlar belirsizlik içinde ağustosu (kurultayı) beklerken, Cumhuriyetçiler kasıma (seçim gününe) şimdiden hazırlanıyorlar...

McCain’in şansı
Demokratları üzen -ve esas seçimlerin sonucu üzerinde umutlarını sarsan- nokta, Hillary ile Obama arasındaki yarışın çok kavgalı ve kırıcı geçmesidir.
Dünkü New York Times (ki genelde Demokratlardan yanadır) bu konuda oldukça sert bir başyazı yayımladı. Gazete daha çok Hillary’yi bu çatışmayı başlatmakla suçladı ve sonuçta bundan iki aday kadar, partinin de, ülkenin de zararlı çıkabileceği uyarısında bulundu.
Cumhuriyetçilerin bu durumu keyifle izlediklerine şüphe yok. McCain, karşısında kamuoyunun gözünde itibarı sarsılmış bir rakip bulacak. Zaten yapılan anketler, Cumhuriyetçi adayın şansının şimdiden artmakta olduğunu gösteriyor.
Geçenlerde İstanbul’da konuştuğumuz, önde gelen Demokratlardan, eski bir Kongre üyesi şu tahminde bulunmuştu: Demokratların adayı Barack Obama olacak. Bu, John McCain’in seçimleri kazanma şansını artırır.
Dün ABD basınındaki bir haber, bu duyduklarımızı doğrular nitelikte: Pennsylvania’da yapılan bir araştırmaya göre, Demokrat Parti yandaşlarının yüzde 21’i, Obama’nın aday olması halinde, seçim günü oylarını Cumhuriyetçi McCain’e vermeyi düşünüyor...