Nükleer Türkiye

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Sivas’ta düzenlenen Orta Anadolu Ekonomik Forumu’nda yaptığı uzun konuşma sırasında son derece önemli bir açıklamada bulundu, Türkiye’nin nükleer silah sahibi olması gerektiğine inandığını ve bu yönde bazı çalışmaların da başlamış olduğunu söyledi.

Bu, Cumhurbaşkanı’nın veya herhangi üst düzey bir Türk yetkilisinin konuyla ilgili alenen ilk kez yaptığı bir ifşaattır.

Türkiye’nin nükleer silaha sahip olma niyetine ilişkin Sivas çıkışlı bu haber dün dünya medyasında büyük ilgi gördü.
Cumhurbaşkanı, konuşmasının Türkiye’nin savunma kapasitesini güçlendirecek çeşitli başarılı çalışmalarından bahsederken, bütün gelişmiş ülkeler nükleer silahlara sahip iken, Türkiye’nin benzer bir olanaktan yoksun kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti ve bu arada bölgemizde İsrail’in de böyle bir gücünün bulunduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması Türkiye’nin nükleer silah sahibi ülkeler arasında yer almak amacının artık gündeme geldiğini açığa vurmuş oluyor. Bu ülkeler, ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore’dir. İran da böyle bir yola girmek istiyor, fakat bilinen anlaşmazlıklardan dolayı buna engel olunuyor.

Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması Türkiye’nin askeri alanda da küresel bir güç olma hedefini ortaya koymakla beraber, bunun gerçekleşmesi için nasıl bir strateji uygulanacağı, başladığı belirtilen ön çalışmaların hangi noktada olduğu ve bununla ilgili ne gibi dış temasların yapılmakta olduğu henüz bilinmiyor. Herhalde bu önemli detaylar zamanla ortaya çıkacak.

Erdoğan’ın konuşmasında belirttiği faktörlerin Türkiye’nin de “Nükleer güçler kulübü”ne katılmak isteğini tetiklediği açık. Bu sadece “Başkalarında var ise neden bizde de olmasın?” argümanından ibaret değil. Ankara her alanda güçlü, söz sahibi, bölgesel ve küresel bir güç olmak istiyor. Bu gücüne dayanarak denge politikalarını da göz önünde tutarak daha bağımsız hareket etmeyi amaçlıyor.

Kuşkusuz nükleer silahlara sahip bir Türkiye’nin bu bağlamda avantajları olacaktır. Ancak, nükleer başlıklı füze sahibi olmak, örneğin herhangi bir ülkeden bir konvansiyonel bir silah satın almak kadar basit bir iş değildir. Bu tür nükleer başlıklar (daha basit bir deyişle atom bombaları) başkasından alınmaz, olsa olsa o ülkenin kendi iç kapasitesiyle üretilir.

Türkiye’nin nükleer silah sahibi olması için, bunu üretecek teknolojiye, altyapıya ve yetişmiş kadrolara sahip olması gerekecek. Bunun gerçekleşmesi imkânsız değil tabii, ama zamana da ihtiyaç var.

Siyasi bakımdan da bazı zorluklar çıkabilir: Türkiye nükleer silahların yayılmasını yasaklayan 1980 tarihli uluslararası antlaşmayı imzalamış bir ülke. Yani bir ahde vefa yükümlülüğü taşıyor. Bu bakımdan mesele sadece bazı ülkelerin Ankara’ya karşı çıkmasından ibaret kalmayabilir ve dış ilişkilerinde yeni, ciddi sorunlar yaratabilir.

Kuşkusuz konu önümüzdeki günlerde Türkiye’de de enine boyuna tartışılacaktır. Nükleer Türkiye projesi artık gündemdedir.