Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bir süreden beri Ortadoğu deyince gözler hep Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a çevriliyor. İç savaş, çatışma, darbe dahil, bütün sıcak olaylar, özellikle bu ülkelerde cereyan ediyor.
Bir zamanlar Ortadoğu meselesinden söz açıldığında daha çok Arap-İsrail anlaşmazlığı akla gelirdi. Son yıllarda sorunun sadece Arap-İsrail ihtilafından ve Filistin probleminden ibaret olmadığı ortaya çıktı.
Son günlerde Ortadoğu’nun “öteki cephesi”, yeniden gündeme geldi. Bu kez söz konusu olan, Filistinliler arasında bir uzlaşma ve birleşme girişimidir.
Gerçekten Batı Şeria’daki El Fetih ile Gazze’deki Hamas’ın ortak bir yönetim kurmaya karar vermeleri, kendileri için olduğu gibi, bölgedeki güç dengeleri açısından da önemli bir gelişme.
Mahmut Abbas ve Halid Meşal tarafından imzalanan anlaşma 6 hafta içinde iki tarafı da temsil edecek bir ortak hükümetin kurulmasını, bu yılın sonuna kadar her iki bölgede de genel seçimlerin düzenlenmesini öngörüyor.
Bu gerçekleşirse artık bölünmüş değil, birleşik bir Filistin’den söz edilecek. Coğrafi bakımdan değilse bile, en azından siyasi ve idari bakımdan...
***
Kuşkusuz bunun gerçekleşmesi, iki tarafın da anlaşmayı -ve onun ruhunu- hayata geçirmek konusunda gösterecekleri esnekliğe ve kararlılığa bağlı.
Unutmamalı ki bu El Fetih ile Hamas arasında varılan ilk anlaşma değil. 2011’de ve 2012’de birleşmeye yönelik benzer anlaşmalar imzalanmıştı. Ama bunlar hep kâğıt üzerinde kaldı ve aradaki sürtüşme devam etti.
Batı Şeria ve Gazze’deki ayrı yönetimler arasındaki ayrışmanın çeşitli nedenleri var. İdeolojik farklar bunların başında geliyor. Gazze’de İslami bir düzen kuran Hamas’ın vizyonu, bu sistemi Batı Şeria’da da hâkim kılmak... İki yönetimin liderleri arasında bir güç mücadelesi var. İkisi de Filistin’in iki cenahına hâkim olmak istiyor... Hamas İsrail’i yok etme fikrinde hâlâ ısrarlı ve dolayısıyla İsrail’i tanımıyor ve onunla müzakere edilmesini eleştiriyor. El Fetih ise şiddete karşı çıkıyor ve meselenin barışçı yollardan halli için İsrail ile müzakereye oturuyor.
Bu kez bir koalisyon hükümeti kurulsa ve tüm siyasi güçlerin katılacağı bir genel seçim yapılsa, iki taraf arasındaki derin ayrılıkların nasıl giderileceği büyük soru işareti. Örneğin, İsrail’e karşı tutum bağlamında, hangi tarafın görüşü, yeni yönetimin resmi politikasını oluşturacak?
Anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra Mahmut Abbas yaptığı bir açıklamada, yeni hükümetin “kendi otoritesi altında” olacağını söyledi ve şiddet politikasının güdülmeyeceğini belirtti.
***
Pratikte Hamas kendi anlayışına ters düşen bu tutumu paylaşmaya razı olacak mı? Yeni düzende kapsayıcı bir rol üstlenmesi gereken Abbas, kendi görüşünü kabul ettirmekte ne kadar başarılı olacak?
Bu soruların yanıtı ileride belli olacak. Yeni anlaşmanın ilk sonucu, İsrail ile 9 aydır devam eden barış müzakerelerinin, Netanyahu hükümeti tarafından kesilmesi oldu. Bu ise, Filistin-İsrail uzlaşması umutlarını dağıtmış bulunuyor.
Anlaşılan önümüzdeki haftalarda ve aylarda Ortadoğu’nun “öteki cephesi” daha sıcak gelişmelerle ön plana çıkacak...