Ortadoğuda çok yönlü ilişkiler

Üç ziyaretin aynı zamanda yer alması, aslında bir rastlantı. Ama öyle de olsa, bir Türk yetkilisinin deyişiyle "Türkiyenin bölge ülkeleriyle çok yönlü ve dengeli ilişkiler kurma politikası açısından güzel bir görüntü sergiliyor"...***SURİYE Başbakanının ve İran heyetinin ziyaretleri, son zamanlarda ikili ilişkilerde kaydedilen hızlı gelişmenin bir göstergesi. İran İçişleri Bakan Yardımcısının başkanlığındaki heyetin Ankaradaki görüşmeleri, daha çok güvenlik işbirliğiyle ilgili. İran, bu alanda Türkiyenin beklentilerini karşılayan yeni bir tavır almış, PKK / Kongra - Gel unsurlarına karşı da açıkça savaş ilan etmiştir.Açıkçası, Irak Savaşı ve özellikle Kuzey Iraktaki gelişmeler, Türkiye ile İran ve de Suriye arasında bir yakınlaşma sağlamıştır. İran ve Suriye, ABDnin izole etmeye çalıştığı ülkeler olduğu halde, Türkiye bu iki komşusuyla da bağlarını güçlendirmeye yönelik bir strateji uygulamaktadır. Bir bakıma Ankaranın bu konudaki tutumu, Tahran ve Şamla ilişkilerini sürdürmeye çalışan AB ülkelerinin politikası çizgisindedir. Bir Türk diplomatının belirttiği gibi, bunu ABDye karşı bir "tercih" değil, ancak olayların "akışının bir sonucu" olarak değerlendirmek lazım...***SURİYEnin yeni Başbakanı El Otarinin Ankaradaki ve İstanbuldaki temasları daha çok ekonomik ağırlıklı olacak. Bu alanda gerçekten kısa zamanda büyük mesafe kat edildi; ancak belirlenen hedeflere ulaşmak için daha yapılacak çok iş var. Ankara ile Şam arasındaki bugünkü siyasi ortam, buna müsait...İsrail Başbakan Yardımcısı olan kıdemli politikacı Ehud Olmertin Ankaraya gelişi de resmen ekonomik bir nedene bağlı. Türk - İsrail Karma Ekonomik Komisyonu, Olmertin başkanlığındaki kalabalık bir İsrail heyetinin katılımıyla yapılıyor.Ancak Olmertin ziyaretinin ayrıca siyasal anlamı ve ağırlığı var. Son zamanlarda iki ülke arasında esen soğukluk dikkate alındığında, bu düzeydeki bir İsrail yetkilisinin Ankarayı ziyaret etmesi, kendi başına önem kazanıyor.Bu soğukluk özellikle İsrail Başbakanı Şaronun Filistinlilere karşı izlediği politikaya Başbakan Erdoğanın şahsen gösterdiği sert tepkinin bir sonucu. Bunun ardından İsrailin Kuzey Iraktaki Kürt peşmergeleri eğittiği yolundaki haberler - sonradan yalanlanmış olsa da - bir güven krizi yarattı. Bu arada hükümet, İKÖye Türk adayı seçtirme çabalarını da içeren İslam dünyasına daha aktif olarak açılma politikasına hız verdi. Tüm unsurlarıyla bu yeni yöneliş, siyasal düzeyde Türkiye ile İsrail arasında mesafenin açılmasına yol açtı.Bununla beraber, Türkiye, İsraille ilişkilerini diğer alanlarda sürdürmeye özen gösteriyor. Olmertin ziyareti ve özellikle Dışişleri Bakanı Gülle görüşmesi de "işlerin aksatılmadığı"nın bir göstergesi sayılıyor. Ancak Erdoğanın İsrailli konuğu kabul etmeyeceğine ilişkin haberler, Başbakanın mesafeli davranışını sürdürmeyi yeğlediğini ortaya koyuyor.Sonuç olarak Türkiyenin halen İsraille siyasal alanda ilişkileri nispeten "donuk", ekonomik ve diğer alanlarda işbirliği ise, oldukça "canlı" görünüyor... skohen@milliyet.com.tr GEÇEN hafta Cumhurbaşkanı Sezerin Romanya, Başbakan Erdoğanın da Bulgaristan ziyaretleriyle, Türk diplomasisinin dikkatleri Balkanlara çevrilmişti. Bu hafta ise, gözler Suriye Başbakanı Naci el Otarinin, İsrail Başbakan Yardımcısı Ehud Olmertin ve resmi bir İran heyetinin Ankarayı ziyaretiyle, Türk dış politikasının Ortadoğu boyutuna yöneliyor.