Paketlerden korkmamalı

Paketlerden korkmamalı


     Henüz bir yıl önce Türkiye'de AB ile uyum yasalarının çıkarılmasının gerekli olup olmadığı, bu tür düzenlemelerin ülke menfaatlerine uyup uymadığı tartışılıyordu.
     Bugün reform paketlerinin peş peşe hazırlandığı ve geçirildiği bir dönemde, artık bu tartışmaların geride kalmış olması, AB ile bütünleşme yolunda hatırı sayılır bir mesafe kat edildiğini gösteriyor.
     Gerçi hala bu "paketlere ne lüzum var?" diye soranlar ve bunları "AB'nin dayatması" olarak görenler var.
     Ama hangi nedenle olursa olsun, bu görüşte olanların giderek marjinalleştiği, kamuoyunun geniş kesiminin hükümetin ve Meclis'in reformları gerçekleştirmek konusundaki çabalarını gerekli ve yararlı gördüğü bir gerçek.
     Şunu kabul etmeli ki, bugünkü hükümet büyük bir şevk ve kararlılıkla bu politikayı izliyor ve bu, kamuoyunda da değişim yönünde, heyecan kazandırmış bulunuyor.
     ***
     Hükümetin hedefi, Cumhurbaşkanı'nın vetosuna takılan 6'ncı uyum paketini önümüzdeki hafta; hazırlıkları tamamlanmak üzere olan 7'nci paketi de bu ay içinde Meclis'ten çıkarıp derhal yaşama geçirmektir.
     Ondan sonraki etap, Türkiye'nin Ulusal Program'ını sunması, AB Komisyonu'nda ekim ayında İlerleme Raporu'nu açıklamasıdır.
     Bu hızlı tempoda bir aksama olmazsa, bütün beklentiler, AB Komisyonu'nun Türkiye'deki ilerlemeleri kaydeden olumlu bir rapor vermesi ve yıl sonunda Roma'daki zirvede üyelik müzakereleri tarihinin verilmesi konusunda bir "ön karar"ın çıkması yönündedir.
     ***
     Son zamanlarda sık sık lafı geçen "uyum paketleri"ne karşı çıkanların öne sürdüğü iddia şu: Diğer aday ülkelere (örneğin Bulgaristan ve Romanya gibi) böyle paketler çıkarmak şartı koşulmamış, onlara önce tarih verilmiştir... Bize ise önce birtakım şartları yerine getirmek zorunluğu kondu. Oysa bizi de önce içine alıp, sonradan uyum paketleri koşulunu koyabilirlerdi...
     Yanlış. AB uzmanı Bahadır Kaleağası'nın belirttiği gibi, "AB, uyum konusundaki temel konularda tüm adaylardan aynı şeyi istiyor ve bekliyor. Eski komünist ülkeler zaten rejim değişikliği sırasında bu yasal reformları yaptılar; Türkiye ise, 21. yüzyıla eski yasaların kırıntıları ile ve vehimlerle girdi".
     Tabii diğer aday ülkelerin bazı eksiklikleri var. Ama AB'nin olmazsa olmaz saydığı temel konuların çoğunu halletmişler. Türkiye ise henüz bu noktaya gelmiş değil. Şimdi Ankara'nın gösterdiği büyük gayret ve acelenin nedeni de bu.
     ***
     Bu yolda bir aksama ve gecikme olmadığı takdirde, şu iki hususu da yerine getirmek şart: Birincisi, saplantı haline gelen eski korku ve vehimlerden kurtulmak. Türk ulusunun Cumhuriyet'i tüm nitelikleri ile koruyacağına inanmak ve güvenmek lazım. İkincisi, hızla geçirilen yasaların aynı hızla uygulanmasını sağlamak. Bu ise sadece Ankara'da değil, ülke çapında - ve de yerel düzeyde - bir zihniyet değişikliğini gerektiriyor.
     Kamuoyu gereği gibi bilinçlendirilirse, eminiz ki bu da şaşırtıcı bir süratle hakikat olacak...