Powell da başaramazsa...

Powell da başaramazsa...


ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell şu sırada asker ve diplomat olarak meslek hayatının en zor misyonunu yerine getirmeye çalışıyor.
Gerçekten İsrail Başbakanı Şaron ve Filistin lideri Arafat'ı "barıştırmak", adeta "imkansızı gerçekleştirmek" demek. Hele bugünkü çok gergin ve anormal ortamda...
Buna rağmen kendisi "karamsarlığa düşmekten hoşlanmam" diyerek misyonunun zorluklarına meydan okuyor. Powell'ın bir avantajı var: Bütün dünya - geçen gün Madrid'de bir araya gelen BM, AB, Rusya ve ayrıca Arap alemi - ona güveniyor ve umutlarını ona bağlıyor.
Bu durumda Colin Powell'ın bu misyonunda başarısız olma lüksü yok.
Bu geziden tamamen eli boş dönmesi taraflar için - ayrıca bölge ve dünya için - büyük felaket olur...
* * *
POWELL ise sıfırdan başlamak zorunda. Şimdiye kadar sorun şu idi: İsrail her şeyden önce terörist eylemlerin son bulmasını, Filistin yönetiminin bunu sağlamasını şart koşuyordu. Hatta Şaron hükümeti sadece 7 günlük bir "olaysız dönem"den sonra masaya oturmaya da razı olmuştu... Arafat ise öncelikle İsrail'in Batı Şeria ve Gazze'den çekilmesini ve misilleme operasyonlarının durmasını istiyordu...
Şimdi sorun daha da karışık: İsrail askeri güçleri Batı Şeria'da. Şaron "terörün altyapısı"nı tam çökertmeden kuvvetlerini geri çekmeye hazır değil. Arafat ise Ramallah'ta kuşatma altında... Ve terör eylemleri devam ediyor...
Dolayısı ile şimdi "ateşkes"ten de önce, bu şartların normale dönmesi gerek.
Öyle anlaşılıyor ki, İsrail işini bitirdiğine kanaat getirdiğinde geri çekilecek. Powell'ın tüm çabası, İsrail'den çok yakın bir tarih temin etmek.
Buna karşılık Amerikalı Bakan'ın Arafat'tan isteyeceği şey, daha önce Başkan Bush'un da dile getirdiği gibi, intihar saldırılarına ve benzer şiddet eylemlerine son vermesi ve bu amaçla halkına Arapça bir çağrıda bulunmasıdır...
* * *
KUŞKUSUZ Powell misyonunun başarısı her iki liderin tutumuna bağlı.
İlk bakışta, sorumluluk Şaron'a düşüyor. İsrail güçleri Batı Şeria'dan çekilmeden, ateş kesilmeden, Arafat da serbest bırakılmadan, normal şartlara dönmek ve yeni bir süreç başlatmak olanaksız.
Ancak, İsrail'in Batı Şeria'daki harekatının esas nedeni olan Filistin militanlarının saldırıları son bulmadan ve bu konuda Arafat yönetimi açık bir tavır almadan, çatışmaların durması ve müzakerelerin başlaması da mümkün değil.
Aslında Powell'ın, İsrail'in tüm hoşnutsuzluğuna rağmen, Arafat'ın ayağına gidip kendisi ile görüşmesi, önemli bir fırsat yaratıyor. Filistin liderinin bu fırsatı iyi değerlendirmesi halinde, kanlı çatışmalar son bulabilir ve normal şartlara hızla dönülebilir.
Bakalım Arafat Powell ile bugünkü görüşmesinde, mazlum veya şehit rolünden çok, gerçek bir önder olarak, bu anahtarı doğru yönde kullanacak mı?..
NOT: Bu yazının yazılmasından sonra Kudüs'te yeni bir intihar saldırısının gerçekleştiğine ilişkin gelen haber, Powell'ın barış misyonunun (daha önce benzer çabalar için olduğu gibi) nasıl sabote edilmek istendiğini gösteriyor. Bu durumda Powell'ın misyonu nasıl başarıya ulaşabilir ve şiddet kısır döngüsü nasıl son bulabilir?