Terörle savaşın bedeli

Terörle savaşın bedeli


11 Eylül saldırısı ile gündeme gelen uluslararası terörizm tehdidi, Batı demokrasilerini birtakım kısıtlayıcı önlemler almaya itiyor.
ABD'de ve Avrupa ülkelerinde son olarak bu yönde tasarlanan veya uygulamaya konan kararlar, büyük bir tartışmayı da başlatmış bulunuyor.
Terörün neden olduğu olağanüstü durum yüzünden, demokrasilerin mevcut yasaları ve liberal düzeni değiştirmesi doğru mudur? Yeni kararlar ve uygulamalar, sonuçta demokratik değerleri, insan hak ve özgürlüklerini de tehlikeye düşürmez mi? Kriz nedeni ile ön plana alınan "güvenlik faktörü", demokratik sistem zedelenmeden de sağlanamaz mı?..
İşte Batı'da şu anda bu soruların yanıtları aranıyor.
* * *
BU tartışmayı kızıştıran son gelişme, Başkan Bush'un bundan böyle uluslararası teröre karışan zanlıların ABD'de askeri mahkemelerde yargılanmasına ilişkin kararnamesidir.
Silahlı kuvvetler başkomutanı sıfatını da taşıyan Başkan'ın böyle bir karar almasının gerekçesini, yardımcısı Dick Cheney şu sözlerle açıkladı: "Bu teröristler, savaş suçlusudurlar. Bu nedenle ABD Anayasası'nın himayesine layık değildirler."
Daha açık bir deyişle, eğer Bin Ladin ve El Kaide mensupları yakalanıp ABD'ye getirilecek olurlarsa, askeri mahkemeye sevk edilecekler ve "savaş hukuku"na göre yargılanacaklar... Ve tabii kolaylıkla idama mahkum edilebilecekler.
Hala 11 Eylül'ün etkisinde yaşayan Amerikan halkının önemli bir kısmı teröristlere karşı böyle ağır cezalar verilmesinden yana. Ama ABD Kongresi'nde ve basınında bunu Anayasa'ya ve özgürlük ruhuna karşı sayanlar da var. Örneğin Harvard Üniversitesi'nden hukukçu Anne Marie Slaughter'a göre "temelde teröristlere bir asker muamelesi yapıp onları askeri mahkemeye sevk etmek yanlıştır. Bu, kanun kaçaklarını, katilleri ve korsanları fazlası ile onurlandırmak olur"...
* * *
AVRUPA da teröristlerle mücadele kervanına katılmış bulunuyor. AB'nin Adalet ve İçişleri bakanları, geçen hafta bir "anti - terör önlem paketi"ni benimsedi. Bununla ilgili kararın 6 Aralık'ta kesinleşmesi bekleniyor. Buna göre, üye ülkelerin her birinde verilen tutuklama kararı, diğerlerinde de geçerli sayılacak, zanlılar 60 gün içinde vatandaşı olduğu ülkeye iade edilecek...
Birçok Avrupa ülkesinde, terörizme karşı özel yasalar bulunmadığı için, bu tür uygulamalar bazı AB üyelerine ağır geliyor. Bu ülkelerde liberaller, pasifistler şiddetle buna karşı çıkıyorlar.
Tıpkı İngiltere'de olduğu gibi. İçişleri Bakanı David Blunkett son olarak Avam Kamarası'na 124 maddelik yeni bir anti - terör yasa tasarısı sundu. Buna göre, örneğin yabancı sanıklar, suç isnadı yapılmadan da süresiz tutuklu kalabilecekler.
Avam Kamarası'nda ve basında bu tasarı, sert eleştirilere hedef oluyor. Aynı şekilde, İngiltere'de yerli yabancı, herkesin kimlik kartı taşıması zorunluluğunun konmasına karşı da büyük tepki gösteriliyor.
* * *
EVET, terör sorunu ile tanışan Batı demokrasilerinde de şimdi kısıtlayıcı önlemler alınıyor. Geniş özgürlüğe alışmış bu ülkeler için bu durum çok can sıkıcı ve kaygı verici...
"Artık onlar da durumu anlıyorlar" demek mümkün. Ancak alınan önlemler (en azından bu aşamada) temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmıyor. Bu kararlara karşı sergilenen yaygın ve sert tepkiler bunu göstermiyor mu?