Terörün dış yansımaları

Bizler maalesef her gün yurdun çeşitli yerlerinden gelen terör saldırıları, çatışma ve ölüm haberleriyle yatıp kalkıyoruz.

Ancak bu olaylar öyle boyutlara ulaştı ki aynı haberler dış medyada da yer alıyor, yabancı yetkililer ve analistler tarafından dikkatle izleniyor.

Ne yazık ki bu kara haberler dış dünyada Türkiye hakkında hiç de iyi bir imaj yaratmıyor. Aksine, bu şiddet dalgası kaotik ve istikrarsız bir Türkiye algısına yol açıyor.

Ekonomik etki

Endişe verici nokta, bu olayların şimdiden siyasal ve ekonomik yansımalarının hissedilmesidir.

Bunun en belirgin izdüşümü ekonomi alanında görülüyor.

Tırmanan şiddet görüntüleri (bu arada İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu’na karşı girişilen saldırı) turizme ağır bir darbe indirecek nitelikte. Nitekim bazı yabancı hükümetlerin kendi vatandaşlarına Türkiye’ye seyahat etmemelerini tavsiye ettikleri anlaşılıyor.

Bu huzursuzluk ve belirsizlik daha böyle sürerse, dış yatırımların da bundan etkilenmesi ve bir durgunluk aşamasına girilmesi endişesi de var.

Siyasal izdüşüm

Geçen ay bir yandan IŞİD’in, diğer yandan PKK’nın Türkiye’ye karşı giriştiği eylemler, hükümeti ikisine karşı da “aynı zamanda” savaş açmaya sevk etti. Aslında DHKP-C’nin de ilavesiyle, üç cephe birden açılmış oldu.

Türkiye’nin IŞİD ile aktif mücadeleye karar vermesi ve İncirlik üssünü ABD’ye açması Batı’da memnunluk yarattı. Böyle bir ortam içinde ABD Türkiye’nin PKK ile mücadele kapsamında Kuzey Irak’taki hedefleri bombalamasına da pek ses çıkarmadı.

Ancak bu bombardımanlar sıklaştıkça ve bazı sivillerin öldüğü iddiaları yayıldıkça, çeşitli kaynaklardan ters sesler yükselmeye başladı. Irak hükümetinden Barzani yönetimine, İran’dan Rusya’ya ve Avrupa Birliği’nden Avrupa Konseyi’ne kadar çeşitli kuruluşlardan eleştiriler, kınamalar geldi.

Halen de bu tür tepkiler ve askeri operasyonların durdurulup, barış sürecinin yeniden başlatılması çağrıları yaygın bir şekilde devam ediyor.

Dış politika sıkıntısı

Ankara PKK’ya karşı askeri kampanyasını, terörle mücadele çerçevesinde meşru ve haklı göstermeye çalışıyor.

Terörle savaşan bütün ülkelerin karşılaştığı “dış politika sıkıntısı” şimdi Türkiye’nin de önünde...

Ancak Türkiye’de pek çok insan gibi, Türk siyasetçilerinin de öteden beri “terör sorununun sadece askeri yoldan çözümlenemeyeceği” görüşünü savunduklarını göz önünde tutarsak “barış sürecini”, yani siyasi çözüm arayışını bir an önce gündeme getirmenin her bakımdan (dış ilişkiler açısından da) yararlı olacağını düşünmemiz gerek.