Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Türk Yunan ilişkilerindeki gelişmelerin seyri insana şu soruyu sorduruyor: Bu ilişkiler iyiye mi gidiyor, yoksa kötüye mi?

Bu konuda son zamanlarda olup bitenler ve yapılan açıklamalar birbirinden farklı, hatta birbirine zıt sinyaller veriyor. İbrenin kâh kötüye, kâh da iyiye kayması zihinleri karıştırıyor.

Böyle belirsiz bir havada, iki ülke arasındaki ilişkilerin bir “çatışma”ya mı, yoksa “yumuşama”ya mı gitmekte olduğunu kestirmek oldukça zor.

Durum her iki yönde de anbean değişiyor.

Şu anda ibre “iyi”ye doğru gidiyor gibi...

Haberin Devamı

Yumuşama belirtisi

Önceki gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığı açıklama yeni ümitler yarattı: Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias 14 Nisan’da Ankara’ya resmi bir ziyaret için gelecek; ardından Çavuşoğlu Atina’ya gidecek. Böylece iki ülke arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili görüşmeler üst düzeyde yapılacak. Bunun bir Erdoğan-Miçotakis buluşmasına yol açması da düşünülüyor.

İki taraf arasındaki diyaloğun böyle bir gelişme kaydetmesi iyi bir işaret. Bu, sorunların müzakereyle, diplomasiyle halledilmesi konusundaki iradeyi yansıtıyor.

Gene “yumuşama” yönünde kaydedilen diğer bir gelişme de hafta başında Atina’da düzenlenen “istikşafi” görüşmelerin iyi geçmiş olmasıdır. Bu süreç, bundan sonra Ankara’da gerçekleşecek toplantıyla devam edecektir. Gerçi Dışişleri görevlileri düzeyinde yapılan bu görüşmelerde Ege ile ilgili temel sorunlardan hangilerinin ne şekilde ele alınacağı gibi daha çok teknik sayılabilecek konular tartışılıyor. Ama parametreler ve usul hakkında bir mutabakat hem esas müzakerelerin zeminini oluşturacak hem de siyasi havayı yumuşatacaktır.

Sert güç gösterisi

Ankara ile Atina arasında Ege ve Doğu Akdeniz ile ilgili uyuşmazlıklar üzerinde aylardan beri süren gerginlik zaman zaman karşılıklı güç gösterilerine yol açıyor.

Deniz yetki alanlarının sınırlarının belirlenmesinden sonraki gelişmeler, ilan edilen yasaklar, askeri tatbikat ve benzer güç gösterileri son zamanlarda çatışma riskini artırmıştır.

“Saha”daki bu gerilim karşılıklı beyan ve davranışlarla siyasete ve genel olarak ilişkilere de yansımıştır.

Haberin Devamı

Açıkçası, birtakım siyasi çevrelerin ve de medyanın düşmanca bir kampanya açmalarına neden olmuştur.

İki komşu ülke bir tehdit algısından hareket ederek, kendi ordularını bir savaşa ihlaline göre hazırlamakta, hızlı bir silahlanma yarışına da girmiş bulunmaktadır. Bu hazırlığın özellikle hangi ülkeye karşı yapıldığı ise artık bir sır olmaktan çıkmış, alenen beyan edilir hale gelmiştir.

Dönüm noktası

Aslında Türk-Yunan ilişkilerinde böyle çelişkili durumlar ilk defa olmuyor. Son yarım yüzyıl hep böyle inişli çıkışlı bir seyir izlenmiştir.

Bunun başlıca nedeni, bölgeyle ilgili çıkar sürtüşmesi ve egemenlik ihlali iddialarıyla ilgili zıt duruşlarıdır. Bu uyuşmazlıkların halli hiç de kolay değil: Diplomatik yol ile askeri seçenek çoğu zaman kimi zaman karar mercilerini bir açmaz karşısında bırakmaktadır.

Türk-Yunan anlaşmazlıklarında iki taraf da, son analizde çözümün askeri değil, diplomatik opsiyonda aranması gerektiğinin bilincindedir. Birinci şıkkın yol açacağı zararların ve yeni sorunların da farkındadır. Bu nedenledir ki Ankara da, Atina da her şeye rağmen diyalog ve diplomasi seçeneğini tercih ediyor. Sert çıkışlar yaparken dahi yumuşama girişimlerini de gündeme getiriyor.

Haberin Devamı

Sıradan vatandaşlar için de “yumuşama” belirtileri herhalde “çatışma” endişelerine tercih edilen bir gelişmedir.